21 Ekim 2014 Salı Anasayfa | Arşiv | Site Aboneliği | Gazete Aboneliği | Künye | İletişim | Հայերէն
 

Karin Karakaşlı: Geçmişe direnmek

Gezi Parkı’ndaki direnişi gazetemiz merdivenlerdeki mezar taşları için değil, oradaki gençler yepyeni bir ülkenin geleceğini döşediği için takip ediyor. Birbirine kutup kılınan, kimlik prangasında sıkıştırılan gençler, özgürlük talebiyle bütün ideolojik, milliyetçi, ayrımcı sloganların içini mizahla boşalttı.

06 Haziran 2013 Perşembe 12:51

Bakü-1 news.com.tr ‘Ermenilerin Gezi Parkı ilgisi’ diye başlık atınca benim de haliyle ilgimi çekti. Haberin tamamı Agos’un sitesinde ‘# DirenGeziParki Canlı Blog’ başlığıyla verilen direniş bilgilendirme ve duyurularına ayrılmış. Yorumlu haber şöyle ilerliyor:

“Diğer çoğu Türk medya kuruluşundan farklı olarak Agos'un internet sitesinde gösterilerle ilgili bazı ayrıntılar ön plana çıkmaktadır. Öncelikle gazetenin internet sitesinin ana sayfasındaki haberlerin % 90`ı sadece bu konuyla ilgili. Bu oran, hatta en katı hükümet karşıtı medya kuruluşlarının internet sitelerindeki orandan bile 2-3 kat daha fazla… Ayrıca, Ermenistan'da Ermeniler tarafından Türkiye'deki protestolara destek mitingleri yapıldı. Aynı zamanda yurtdışındaki gösterilerde de Ermenilerin aktif yer etmesi konusunda haberler Türk basınında geniş yer aldı.”

Bu çarpıcı analiz, zurnanın zırt dediği yer olarak söz konusu alanın tarihine ilişkin anımsatmaya noktalanıyor: “İşin en ilginç boyutuysa Türkiye'de Ermenilere yakın bazı medya kuruluşlarında ‘Gezi Parkı’ bölgesinin ‘tarihi Ermeni mezarlığı’ olduğuna dair iddiaların yoğun bir biçimde dillendirilmesidir. Son süreçte de esas dikkati bu noktaya çekmek isteyenler mevcuttur. Bu kişiler sonuç olarak ne Gezi Parkı'nın kalmasını, ne de yerinde Topçu Kışlasının yapılmasını istiyorlar. Onlara göre asıl yapılması gereken ‘tarihi arazilerinin Ermenilere geri verilmesi’…”

Hatırlanacağı üzere bugün üzerinde TRT İstanbul binası, Hyatt Regency ve Divan otellerinin bulunduğu Surp Agop Mezarlığı, Divan Oteli'nin yenilenerek hizmete açılması sebebiyle tekrar gündeme gelmişti. Tamar Nalcı ve Emre Can Dağlıoğlu’nun sitemizde yayımlanan kapsamlı araştımasında, koca mezarlığın 1931’de başlayan dava süreçleri ile metruk gösterilerek nasıl Belediye’ye devredildiği ibretlik bir vesika olarak aşamalarıyla anlatıldı. Alenen istimlak edilen bu mezarlığa dair bir ayrıntı ise bizi bugüne bağlıyor:  “Surp Agop Ermeni Mezarlığı, tüm bu uğraşlara ve haklı mücadeleye rağmen, 1939’da bütünüyle istimlak edilir. Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi yıkılır; mezar sahiplerine, mezarları taşımaları için süre tanınır. Ardından, mezarlığın üzerine büyük binalar dikilmeye, Elmadağ da bugünkü halini almaya başlar. Mezar taşlarının çoğu, şehir planlamacısı Henri Prost’un tasarladığı yeni Eminönü Meydanı’nın onarımında ve Gezi Parkı’nın merdivenlerinin yapımında kullanılır.”

Gezi Parkı’ndaki direnişi gazetemiz merdivenlerdeki mezar taşları için değil, oradaki gençler yepyeni bir ülkenin geleceğini döşediği için takip ediyor. Birbirine kutup kılınan, kimlik prangasında sıkıştırılan gençler, özgürlük talebiyle bütün ideolojik, milliyetçi, ayrımcı sloganların içini mizahla boşalttı. O parkı alternatif bir hayatın mekânı kılarken herkes, olmadığı şeyin ya da değerin savunuculuğuna girişti. Bize de öncelikle parkın Ermeni geçmişini değil, Türkiye’nin geleceğine dair söylediklerini paylaşma coşkusu kaldı.

Mekânların hafızası var, o yüzden inkâr politikaları yıkıntılar üzerine yükselir. Gel gör ki, tarih döner ve kendini yeni baştan yazar. Ölülerin mezar taşarlından merdiven yapılan yerde, direnişçiler, adı halen İstanbul’un bir caddesine verilemeyen ve gazetesinin önünde kazılı o kaldırım taşıyla 19 Ocak’ı anımsatan insan için Hrant Dink Caddesi’ni açtılar. O şimdi, en çok seveceği yerde, coşkulu gençlerin dansettikleri, paylaşmayı ve dayanışmayı öğrendikleri, öğrettikleri o bir parktan çok fazlası olan yerde gülümsüyor hepimize. Ve bir kez daha mezarında bile rahat bırakılmamış, bu ülkenin vatandaşı bütün Ermenileri de kapsıyor ismiyle.

Aynı günlerde Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi, Cizre’de başka bir naaş için açılan mezardan çıkan ve elbiseleriyle gömülü dört ölünün haberini paylaşıyor. Üst üste gömülü, yıllardır ‘kayıp’ ölülerle dolu o kara geçmiş, şimdi başka bir geleceğe bırakıyor yerini. En azından Gezi Parkı’nın bahşettiği özgürleştirici umut bu. Hem de ne yazık k yine ölümler ve yaralanmalar pahasına gelen bir umut. Geçmişe direniyoruz aslında. Unutmadan yaşamak ve hep anımsamak için içimizdeki cevheri.

 

Kategori : Gündem

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Ücretsiz üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş



Günün Yazarları

En Çok Okunanlar

 

Çizerler