Adını ilk kez 'Dövüş Kulübü'yle duyduğumuz Chuck Palahniuk, Türkiye'de oldukça sevilen bir yazar. Romanlarının hepsi Ayrıntı Yayınları'nın Yeraltı Edebiyatı dizisinden yayımlandı.
18. yüzyılda Ermeni kültüründe yaşanan büyük değişim hareketi, Veradzınut (yeniden doğuş ya da Rönesans) ve Zartonk (uyanış) Ermenilerin kendi kültürlerini Batı’ya yakınlaştırma ve modernleştirme çabaları olarak tarif edilebilir. Levon Zekiyan’ın ‘Venedik’ten İstanbul’a Modern Ermeni Tiyatrosunun İlk Adımları’ adlı çalışması, Ermeni toplumunda gelişen tiyatro faaliyetlerini, bu kavramlarla ilişkilendiriyor.
Gerek bu sayfalarda gerek başka mecralarda defalarca yazdım; edebiyat, bütün dünyada olduğu gibi bu ülkede de deneyselliğe muhtaçtır.
Bir zamanların ‘çılgın bohem azınlıkları’ olarak anılan ‘hayalci’ ve ‘maceracı’ kadınlar, aslında, bugün kadın mücadelesinde gelinen noktanın azimli birer savaşçılarıydı. On dokuzuncu yüzyıl sonlarından günümüze taşınan miras, aynı zamanda feminist hareketin de habercisiydi. ‘Yeni Bir Çağ Hayali, Yirminci Yüzyılı Yaratan Kadınlar’ o mirasın temel taşlarını atan kadınlara olan borcun karşılığıdır.
Sıkıcı Ankara’nın ruhu yok edilen uydu kenti Eryaman’ı grafik roman formunda anlatan kitabı; ‘Dumankara: Hayat Bir Yangındı'
Bugüne dek modernleşmeye dair anlatılar, lineer bir ilerleme çizgisi üzerinde işaretlenen ‘ilkel’ durakların karşısına dikilerek oluşmuştur.
Edebiyatın ikinci dünya savaşı sonrası bir tür modernleşmeye ve çağdaşlaşmaya ihtiyaç duyması, bütün dünyada olduğu gibi Romanya’da da uzun zamandır süren bir tartışmanın konusu.
Anglosakson dünyanın önde gelen Marxist düşünürlerinden David Harvey, ilk baskısını 1982’de yaptığı ve daha sonra 2007'de içeriğini güncelleyerek tekrar sunduğu 'Sermayenin Sınırları' adlı kitabının ilk sayfalarında şaka yollu Marx'ın Kapital'ini okuyan her düşünürün kendisini bu eser hakkında bir kitap yazmaya mahkûm hissettiğini söylüyordu.
Çok genç olan İstos Yayın, Türkiyeli okuru Ege'nin öbür yakasının edebiyatıyla buluşturmaya devam ediyor. Elenika dizisinden çıkan 'Artakalan', Yunan sanat dünyasında oldukça farklı dallarda eser vermiş, buralarda ise pek tanınmayan Kostas Tahçis'in öykülerinden oluşuyor. Bu öyküler 1964-1967 arasında çeşitli dergilerde yayımlanmış ve yazar tarafından 1972’de biraraya getirilerek yayımlanmış.
İoannis Kalfoğlu’nun Karamanlıca olarak yazıya döktüğü ‘Küçük Asya Kıtasının Tarihi Coğrafyası’ adlı 1899’da İstanbul’da yayınlanan kitabı 19 yüzyılın sonuna dair bir demografik harita olarak nitelendirilebilir.
Samuel Beckett, ilk romanı ‘Sıradan Kadınlar Düşü’ yazarın gönderdiği yayınevlerince yayınlanmak istenmez. Yazar üne kavuştuktan sonra artık basmak isteyen yayınevlerine ret cevabını bu kez Beckett verir. Sağlığında kitabın yayınlanması birçok defa gündeme geldiyse de hiç bir zaman gerçekleşmez. Kitap ancak yazarın ölümünden sonra 1992’de basılabilir.
Hamit Bozarslan, İletişim Yayınları’ndan çıkan ‘Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi’ adlı kitabında Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarından 11 Eylül 2001’deki El-Kaide saldırılarına uzanan yüzyıllık bir tarihi, şiddet olgusu üzerinden inceliyor.
Londra’da faaliyet gösteren, kurucuları arasında akademisyen, yazar ve sanatçıların bulunduğu ve ‘gündelik yaşam için parlak fikirler’ mottosuyla yola çıkan Hayat Okulu’nun (The School of Life) fikir öncüsü ve Sel Yayıncılık tarafından Türkiye’de okuyucuyla buluşan, Hayat Okulu serisinin editörü olan yazar Alain de Botton’un ‘Cinselliğe Nasıl Farklı Yaklaşırız’ı serinin en ilginç kitabı olma özelliği taşıyor.
Noam Chomsky’nin ifadesiyle ‘bir neslin bilincini değiştiren’ tarihçi, akademisyen ve aktivist Howard Zinn’in ‘Hareket Halindeki bir Trende Tarafsız Olamazsınızé kitabı adeta Romain Rolland’ın ‘herkes elinden geleni yapabildiği oranda kahramandır’ cümlesine atfen yazılmış nitelikte bir eser.
50 yıllık bir aradan sonra İstanbul’daki Rum yayıncılığına yeniden hayat veren İstos, Yani Vlastos’un ‘Baba Konuşabilir Miyim?’ adlı kitabını yayımladı. Karin Karakaşlı, Milliyet’in kitap eki için kaleme aldığı yazıda, Vlastos’un anı kitabının başrolünde İstanbul’un yer aldığını belirtiyor. Karakaşlı’nın yazısı şöyle: