“Bir Ermeni Ailesinin Yitik Geçmişine Tanıklıklar: Dildilian Kardeşlerin Objektifinden (1872-1923)” adlı sergi, Anadolu'nun ilk fotoğraf stüdyosunu açan ve Ermenilerin 19. yüzyılda yaşadığı kültürel rönesansı her boyutuyla belgeleyen Tsolag ve Aram Dildilian kardeşlerin hikâyesini görsel bir şölen olarak anlatıyor. Tsolag Dildilian'ın torunu Armen Marsoobian sergiyi anlattı.
Ünlü şair Süleyman Nazif’in küçük kardeşi Ali Faik Bey (Ozansoy), 1915’te Kütahya mutasarrıfıyken, sancağından hiçbir Ermeni’yi tehcire göndermemek için İttihatçılara karşı büyük bir direniş gerçekleştirmişti. Araştırmacı Arşak Alboyacıyan, ‘Kütahya Ermenileri Anı Kitabı’ adlı Ermenice eserinin sonunda onurlu faaliyetlerinden bahsettiği Ali Faik Bey ve onun gibi vicdanlı Osmanlı bürokratları anısına yayımlıyoruz.
Kumkapı Balkı Hali'nin uzaklara, artık onun kokusunu duyamayacağımız bir yere, ta Beylikdüzü Gürpınar'a yollanacağını biliyorduk. Lakin geçen hafta aldığımız haber durumu bizler için daha hissedilir kıldı. Yeni hal için ihaleye gidildi ve inşaatın 2014 olmadan tamamlanması planlanıyor. Diğer yandan, balık sezonu da yavaş yavaş sona eriyor. Kumkapı'da sona erecek bu geleneği ve hayatı bir nebze de olsa size sunabilirsek ne mutlu...
Ermeni dünyası Surp Zadig öncesi Medz Bahk (Büyük Oruç) dönemine girdi. Yedi hafta boyunca dualar ve perhizle idrak edilecek olan bu günlerin anlam ve önemini Sahak Episkopos Maşalyan’a danıştık. Eski günlerin mirasını sürdürmeye gayret eden Derik, Sason, Sivas, Malatya ve Tunceli Ermenileri ile de eskilerin Zadig kutlamalarını konuştuk.
Türkiyeli Ermenilerin yakından tanıdığı 85 yaşındaki Halepli doktor ve yazar Toros Toranyan, ülkesinin iki yıldır içine düştüğü karanlığın yakın tanığı. Deneyimli kalem, her şeye rağmen, yaşadığı toprakların geleceğine dair umudunu yitirmiyor.
Bugünlerde Maritsa Küçük cinayeti ve diğer saldırılarla andığımız Samatya, İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden biri. Antik dönemlerde suçluların gömüldüğü bir mezarlık bölgesi olan, sonrasında balıkçılıkla uğraşanların yaşadığı bir köy haline dönüşen Samatya, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde giderek daha önemli bir yerleşim yeri haline geldi.
Kimlik siyasetinden yola çıkıp milliyetçiliğin tuzağına düşmeden sözünü söyleyebilmek zor iş. Hrant Dink bir ömür bu zoru başardı. Türkiyeli bir Ermeni olarak ülkesine dair her meseleyi kendine dert edinirken, kendinden yola çıkıp insanlığa varmayı, kalıpları yıkan, algıları sarsan diliyle inkâr edilen gerçekleri paylaşmayı bildi. Siyasi öngörüsünü samimiyetle birleştirirken çok insanı etkiledi, akıl kadar yüreğe hitap etti.
Hastaneler zor mekânlar, ölüm ile yaşam sınırında durulan ve en çok oradan çıkılabildiğinde sevilen yerler. Ancak söz konusu Ermeni toplumunun iki büyük hastanesi, 181 yıllık Surp Pırgiç ve 175 yıllık Surp Agop olduğunda, o binaların varlığından başka anlamlar da çıkar.
Birzamanlar Yayıncılık, Ermeni alfabesinin icadının 1600. ve Ermeni matbaacılığının 500. yılı çerçevesinde 100 yıl önce yayımlanmış Teotig’in ‘Dib u Dar’ını (Baskı ve Harf) Türkçeye kazandırdı.
Dünyanın dört bir yanına dağılmış Diyarbakırlı Ermenilerin hikâyeleri kitap oldu. Hrant Dink Vakfı’nın 2012 içinde gerçekleştirdiği sözlü tarih çalışmasının ürünü olan ‘Diyarbakırlı Ermeniler Konuşuyor’, ‘Sessizliğin Sesi’ serisinin ikinci kitabı olarak yayımlandı. Kitapta, çeşitli ülkelerde yaşayan Ermenilerin yanı sıra, Diyarbakır’da yaşayan Müslümanlaşmış ve kimliğine geri dönmeye çalışan insanların hikâyeleri de yer alıyor.
Bugün İran’daki Ermenilerin sayısı Ermeni kaynaklarına göre 100 bin civarında.Müslüman nüfusun yoğun olduğu, İslami rejimle yönetilen bir ülkedeki Hıristiyan yaklaşımını okurlarımızla paylaşıyoruz.
‘Dönüşen’ İstanbul’u, geçmişte Ermeni ve Rum nüfusun ağırlıkta olduğu Beyoğlu ve Karaköy ekseninden bakarak uzmanlarla konuştuk. Ermenilerin yoğun yaşadığı semtlerden biri olan Kurtuluş’un da afet yasası kapsamında kaçınılmaz görünen dönüşümüne dair ipuçlarını bulduk. Prof. Edhem Eldem ve Prof. Mete Tapan anlattı.
Türkiye Ermeni toplumunun uzun zamandır hasretini çektiği tablo, Patrikhane’de 5 Aralık Çarşamba akşam saatlerinde gerçekleşen toplantıda ortaya çıktı. Vakıf yöneticilerinin tamamına yakınının hazır bulunduğu toplantıda, vakıf seçimlerinin il geneline açılması ve ortak seçim kurulu kurulması yönünde ilke kararı alındı.
İstanbul’daki Ermeni vakıflarının mülkiyet sorunlarını ele alan ‘2012 Beyannamesi: İstanbul Ermeni Vakıflarının El Konan Mülkleri’ Türkçe ve İngilizce olarak yayımlandı. Hrant Dink Vakfı’nın, 20 aydır yürüttüğü araştırmanın ürünü olan kitap, İstanbul’daki 53 Ermeni vakfının el konan taşınmazlarının kapsamlı bir envanterini çıkararak uzun yıllardır yaşanan hak gaspını ortaya koyuyor.
İzmir’e ilk gelen Ermeniler, Kadifekale semtinde, şehrin amfi tiyatrosunun yukarısında, sonraki Türk mahallesine yakın bir alanda yerleşerek bir şapel ve mezarlık kurdular. 1500’lere doğru bu tepelerden ayrılan Ermeniler, kentin merkezine, Kervan Köprüsü’nün çıkışına yerleşip bir Ermeni Mahallesi kurdular. Burası ileriki tarihlerde Haynots (Ermenilerin Yeri) olarak adlandırılan ünlü Ermeni Mahallesi olacaktı.