DOSYA

ORTA SAYFA İki memleketli grafik roman ‘Ayvali-Ayvalık’, Ege’nin iki yakasını buluşturuyor

Yunanistan’da 2015 yılında En İyi Çizgiroman ve En İyi Senaryo ödüllü, Fransa’da yılın en iyi çıkış yapan yabancı çizgiromanı sayılan başyapıt niteliğindeki ‘Ayvali-Ayvalık’, İstos Yayıncılık tarafından Türkçeye çevrilerek yayımlandı. Aile tarihinden başlayarak, kitabın oluşum sürecini konuştuğumuz Soloúp, ‘memlekete dönüş’ünü ‘birbirini anlamaya dair bir dönüş’ olarak tanımlıyor.
DOSYA Agos'un arşivinden: Hrant Dink'in kaleminden 'zorlu yıl 2007'

Agos’un arşivinden bugün bir Hrant Dink yazısını paylaşıyoruz. 19 Ocak 2007'de gazetesinin önünde öldürülen Hrant Dink, ‘Şapparigce’ isimli köşesinde 5 Ocak'ta yayımlanan yazısında, ‘zorlu yıl’ dediği 2007’de Türkiye’yi nelerin beklediğini anlatmıştı.
ARKA SAYFA Alman söyleminde Ermeniler 'Doğu'nun Yahudileri'ydi

Türkiye’de büyük ilgi uyandıran ve Türkçeye ‘Atatürk ve Naziler’ ismiyle çevrilen ilk kitabının ardından tarihçi Stefan Ihrig, önemli bir çalışmaya daha imza attı. Harvard Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlanan ‘Justifying Genocide’ (Soykırımı Meşrulaştırmak) başlıklı yeni kitabında Bismarck’tan Hitler’e Almanya’nın Ermenilere bakışını ele alan Ihrig’le, Almanya’nın Ermenilere karşı tarih boyu takındığı tavrın arka planını ve bunu oluşturan etmenleri konuştuk.
ORTA SAYFA Hafıza çakmaları eşliğinde Kastamonu’ya aile köklerine bir yolculuk

ABD’de Massachusetts Üniversitesi’nde Kadın, Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik Çalışmaları Bölümü Başkanı olan Arlene Voski Avakian, Türkiye’ye ilk kez 2009’da Hrant Dink Anısına Atölye Çalışmaları toplantısı için geldi. Aslen Kastamonulu olan ailesinin izlerinin peşinde geçtiğimiz yaz bu şehre de giden Avakian, yola çıkana kadar yıllar boyu içinden geçtiği bütün duyguları, Kastamonu’da ailesinden hatırlar ararken hissettiklerini ve şehrin bugününde halkla, devlet daireleri ile buluşmalarını olanca samimiyeti ile yazıya döktü.
ORTA SAYFA 1915'e 2015'in penceresinden bakarken kültür sanatta hafızaya kaydedilenler

Pek çok acıya, katliama, faili meçhul cinayete tanık olduğumuz 2015, bu ağır içeriğiyle doğası gereği yüzyıllık Ermeni Soykırımı’na gönderme yaparken, kültür sanat dünyası da bu resmi tabuyla yüzleşilen pek çok etkinliğe ve işe evsahipliği yaptı. Farklı alanlardan isimlere bu yılın iz bırakan etkinliklerini ve o etkinliklerin toplumsal bellek üzerindeki etkilerini sorduk.
ORTA SAYFA Yüzleşme başka bahara

2015, 1915 Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı olması açısından hayli önemliydi. Aylar, yıllar öncesinden hazırlıklar yapıldı ve deyim yerindeyse herkes nefesini tutup olacakları beklemeye başladı. Neler olup bittiğini yıl boyunca sayfamıza yansıttık, ancak yıl biterken şöyle bir soru aklımızı kurcaladı: “1915 ile yüzleşme açısından 2015 nasıl geçmişti?” ve “Türkiye Ermeni toplumu, fikir ve etkinlik üretme açısından neler yapabilmişti?” Bu iki soruya yanıt aramak için bu konularda faaliyet gösterenlerin, fikir üretenlerin kapısını çaldık; bununla da yetinmedik, Ermenistan’dan da görüşler aldık. 2015’te önemli aşamalar kaydedildiği konusunda çoğunluk mutabık, ancak belli ki daha katedilecek çok yol var.
ARKA SAYFA ‘Modern devlet ile mutfak birbirlerine göbekten bağlı’

Mutfağın siyaset ve tarihle ne kadar iç içe olduğunu anlatan Burak Onaran, “milli” mutfak kurgusundan domuz eti tartışmalarına, yemeğin sadece savaş, diplomasi, ya da propaganda ile değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet ve milliyetçilik, tüketim gibi kavramlarla ilişkisine değiniyor.
DOSYA

Türkiye'de son on yılda mahpus sayısı üç katına çıktı. 360 hapishanedeki yaklaşık 170 bin mahpus, her gün kötü muameleye maruz kalırken, özel şirketlere ucuz iş gücü olarak sunuluyorlar. Kadın, çocuk, LGBTİ, engelli veya yabancı mahpusların ise özel ihtiyaçları karşılanmıyor.