DOSYA

ORTA SAYFA Kuir, bir şeylerin altını oymaktan vazgeçmeyendir

Agos’un kültür-sanat sayfalarında üç hafta boyunca sanat ve edebiyatta kuir temaları takip ettiğimiz dosyayı bir arada sunuyoruz. Çağdaş sanat, edebiyat, tiyatro ve sinemada LGBTİ temsili ve Ermenistan'daki durumuyla kuir sanatı, bu konuda yazan, çizen ve düşünenler anlatıyor.
ORTA SAYFA Agos'un arşivinden: Sanasaryan Varjaran’ın gasp edilen ‘yetim hakkı’

Agos'un arşivinden köşesinde bugün Sanasaryan Han var. Tarihi yarımadada butik otellerin yapılmasına olanak sağlayacak imar değişikliğini vesile bilerek 11 Temmuz 2014 yılında yayımlanmış bir Agos dosyasını tekrar yayımlıyoruz. Zakarya Mildanoğlu, vakfın Erzurum'da bulunan aynı isimli mülkünü, yani bir zamanların prestijli okulunu ve ardında görmezden gelinen o hem onur, hem acı dolu tarihi hatırlatıyor.
BAŞYAZI Ayinesi iştir kişinin

2015 arifesinde İçeride ve dışarıda neredeyse eşzamanlı olarak gerçekleşen hamlelerin birbirine tezat doğası, ister istemez taziyenin kapsam ve etkisini sorgulatıyor. Dış dünyada her tür yöntemle tarihi gerçeği, bir halkın hakikatini inkâr ve ret üzerinden ilerleyen bir siyasetin, bu konudaki diğer adımları pragmatik siyasi hamleler olmaktan öteye bir anlam taşımayacak.
BAŞYAZI Agos'tan: Yeni ve itibarlının tanımı

Umarız, TTK için öngörülen yeni yönetim, itibar kelimesinin içini hakkıyla doldurur. Zira itibarlı bir akademisyenin Ermeni Soykırımı konusundaki yaklaşımı da açık olacaktır. Ve tarihi gerçeklere, onların kabulü ve telafisi için yapılacaklara odaklı insani yaklaşımın, bu ülkenin, bütün sistematik kötülüklerle mücadelede tek şansı olduğu aşikârdır.
ORTA SAYFA Baronyan’ın  mahallelerinde bugünün İstanbul’uyla gezinti

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısına damgasını vuran oyun ve mizah yazarı, Osmanlı Ermeni basınının güçlü kalemi Hagop Baronyan'ın Can Yayınları'ndan çıkan, 'İstanbul Mahallelerinden Bir Gezinti' başlıklı kitabı da, kokusu, sesi, insanları ile, okuru sokağa davet eden kitaplardan biri. Biz de o çağrıya kulak verdik.
BAŞYAZI Agos'tan: Çalınmış gelecek ve hayat hakkı

Agos'un bu haftaki baş yazısından: Bugün var olmayan milyonlarca Hıristiyan ve Musevi'den ve onların yaşayacağı Türkiye'den başka bir geleceğin ihtimali çalındı. Tam da bu yüzden ölümlerin anlattığını kabullenmek, hayat hakkının tescili gibi. Çünkü ancak o zaman birlikte ve eşit yaşamaktan, birbirine yan yana çoğalmaktan bahsetmek mümkün olacak.
ORTA SAYFA Kökü İstanbul’da, dalları Paris’teki 135 yıllık çınara onlar su veriyor

135 yıl önce üç kadının kurduğu Tıbrotsaser eğitim kurumu, soykırım trajedisine rağmen Marsilya'da ve hala ayakta. Dokuz kişilik yönetim kurulundan altı kişi, bugünlerde, 135 yıl önce Tıbrotsaser Hayuhyats Ingerutyun’un kurulduğu İstanbul’daydı. Ancak, 1915’te aileleri yaşadıkları topraklardan koparılan bu insanlar için kolay değildi İstanbul’da olmak.
BAŞYAZI Agos'tan: Ruhaniden dünyevi yönetim zaaflarına isyan

Agos'un bu haftaki başyazısında, Episkopos Sahak Maşalyan'ın yönetim kademelerindeki keyfi uygulamara yönelttiği eleştiri yer alıyor: 'Devletin azınlık vakıflarına dönük ayırımcı ve gasp odaklı uygulamaları, mülklerin kısmi de olsa geri verilmesi ile bir nebze düzelirken, yeni mülklerin getirdiği gelirin eşit ve sağlıklı dağılımı, yönetimlerin en büyük sınavı olarak orta yerde duruyor.'
ARKA SAYFA Yunan erkek olmaktan kurtulmak fantezisi

Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Vangelis Kechriotis, CHP’li Muharrem İnce’nin “Atatürk olmasaydı adınız Dimitri olurdu, Yorgo olurdu” sözleri üzerine agos.com.tr için yazdı: Yunan kültüründe Yorgo ve Dimitri yakışıklı ve çapkın erkeklerdir. Her ikisi için de şiirler, şarkılar yazılmıştır. Muharrem Bey sayesinde keşke benim adım Yorgo, Dimitri olsaydı deme noktasına geldim...
ARKA SAYFA Çocukluğunu bir gecede yitirmiş Surmelian’dan yüreğe dokunan sesleniş

Geride bıraktığımız yüzyılın en önemli sinema şaheserlerinden birisi olan ‘Yurttaş Kane’in açılış sahnesinde basın tröstü patronu Charles Foster Kane, ölüm döşeğindedir; son sözü ‘rosebud’ olur. Tüm film, bu garip adamın son sözünün ne anlama geldiğini anlamaya çalışan bir gazetecinin araştırması üzerine kurulacak ve her şey elindeki tüm o ekonomik ve politik güce rağmen hayatı boyunca asla gerçek mutluluğu tatmamış bir adamın çocukluk anılarında düğümlenecektir.