TEAP Enformasyon Grubu’ndan Doç. Dr. Meri Taksi Deveciyan, Dr. Selin Özkan, Dr. Sevan Karabetoğlu, Dr. Sesil Çınar ve Dr. Aras Yolusever tarafından hazırlanan “Türkiye Ermeni Okullarında Azalan Öğrenci Sayıları ve Dönüşüm Arayışları” rapor, Türkiye'deki Ermeni okullarının karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları ve geleceğe yönelik dönüşüm arayışlarını bilimsel bir düzlemde inceliyor. Üç aşamadan oluşan raporun ilk aşamasına dair bulgular, yazılı bir açıklama ile kamuoyuna duyuruldu.

Araştırma sonucunda geniş ölçekli sayısal-nicel verilere veya istatistiksel tablolara ulaşılmasının hedeflenmediği; dolayısıyla nicel bir veri seti sunma amacı güdülmediği belirtildi. Açıklamada, “Araştırma kapsamında veri toplanacak örneklem grubu üç ana kategoride yapılandırılmıştır: Kurumsal-Eğitimsel Paydaşlar grubunda okul yöneticileri, kurucular, alan öğretmenleri, vakıf yönetim kurulu üyeleri ve ERVAB eğitim komisyonu temsilcileri yer almaktadır. Topluluk Paydaşları boyutunda kurumun sosyal dokusunu anlamak amacıyla mevcut öğrenciler, veliler, mezunlar ve çocuklarını Ermeni okulları dışındaki kurumlara gönderen ailelerle odak grup görüşmeleri yürütülmektedir. Araştırmanın makro perspektifini tamamlamak adına, Uzman ve Karar Vericiler kategorisinde ise azınlık hakları üzerine çalışan hukukçular, toplum liderleri ve azınlık basını temsilcileriyle mülakatlar gerçekleştirilecektir” ifadeleri yer aldı.
Ortak havuz vurgusu
İlk bulgulara göre Türkiye Ermeni Okulları, sadece bir "öğrenci azlığı" sorunuyla değil, toplumsal ve yapısal bir dönüşüm kriziyle karşı karşıya. Öğrenci sayısının azalmasında birincil okul dışı faktör ‘demografik erozyon ve göçün etkisi’. Bulguya göre düşük doğum oranları, gençlerin evlenmemesi ve yurt dışına göç, cemaat nüfusunda "kaçınılmaz" olarak algılanan bir daralmaya yol açtı. Katılımcılar, nüfusun azaldığını ve bu durumun Ermeni okullarını belirli bir tabana sıkıştırdığını belirtti. Ayrıca maddi durumu iyi olan ailelerin çocuklarını geniş bir çevre edinmesi için kolej ve yabancı okullarına gönderdiği, Ermeni okullarının akademik rekabette dezavantajlı olarak algılandığı ifade edildi. ‘Ekonomik Kırılganlık ve Dayanışma Stratejileri’ başlığında ise okullar açısından mali yükün sürdürülebilirliği konusunun ortak bir fon veya "havuz sistemi" arayışını tetiklediği belirtildi.
“Okullar atalardan kalan miras”
‘Dönüşüm Arayışı’ başlığında okulların birleştirilmesi ve dönüştürülmesi fikrine duygusal yönden bakıldığı, katılımcıların okulları ‘atalardan kalan bir miras’ olarak gördüğü ve kapatılmasını saygısızlık olarak gördüğü belirtildi. Bazı okulların kreş veya özel eğitim merkezi gibi alanlara işlevsel dönüşümü veya ortak kampüs modellerini koşullu olarak kabul gördüğü gözlemlendi. Rapora göre katılımcılar, kimlik aktarımını okulların eğitim kalitesinden daha merkezi bir konuma yerleştiriyor ancak "kimliği korurken mezunlarını iyi üniversitelere sokamayan bir okulun" ayakta kalamayacağı konusunda görüş belirtiyor. Ön bulgunun sonunda Ermeni okullarının sadece bir eğitim yuvası değil, toplumsal varoluşun son kaleleri olarak görüldüğü belirtildi. Nihai rapor tamamlandıktan sonra kamuoyu ile paylaşılacak.




