Burçak Çöllü’nün yazdığı, sinema ile mekân ilişkisinin metin ve video aracılığıyla iç içe geçtiği “Gaybubet Şehri” Sanem Öge yönetmenliğinde Kumbaracı50 bünyesinde sahnelenecek.
Prömiyerini geçen sene yıl 29’uncu kez tiyatroseverlerle buluşan İstanbul Tiyatro Festivali'nin İstanbul Mon Amour bölümünde yapan oyun için üç farklı temsil tarihi açıklandı. “Gaybubet Şehri”, 12 ve 27 Mart ve 4 Nisan tarihlerinde Kumbaracı50'de izleyicilerle buluşacak.
Türkiye tarihinin üç farklı travmatik döneminden üç farklı kadın. Muzaffer çırak Manoli, intihara meyilli kimyager Leman ve mazbut terzi Mediha. Beyoğlu ve çevresinde esnaflık eden bu üç kadının öyküsü, yine kendileri gibi esnaf olan, Türkiye’nin ilk kadın stüdyo fotoğrafçısı Maryam Şahinyan’la kurdukları ilişkiler üzerinden birleşiyor.
Oyunun açıklaması ise şu şekilde:
"Kaderleri ve kişilikleri yaşadıkları tarihsel dilimlere göre şekillenen bu üç kadın, kimi zaman azınlık olmanın, kimi zaman erkekler dünyasında var olmaya çalışmanın, kimi zaman sadece sevilmek ihtiyacının mücadelesini veriyor. Her karakterin kendi dışlanma hikayesine tanıklık ettiğimiz oyun, bir yandan “öteki” kavramına çok boyutlu bir bakış getiriyor, öte yandan Türkiye’nin farklı dönemlerinde kadın olma hallerini de mizahi bir dille takip ediyor. Sahnede yaratılan dinamik anlatı evrenine, bu anlatıyı tamamlayan, yapay zeka ile üretilmiş bir fotoğraf evreni eşlik ediyor."
En yakın temsil 12 Mart’ta, detaylar ve bilet bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.
Maryam Şahinyan: Fotoğrafa adanmış bir ömür
Maryam Şahinyan 1911 yılında Sivas’ın en görkemli sivil yapılarından Şahinyan Konağı’nda (Camlı Köşk) doğdu. Agop Şahinyan Paşa, 1877’de kurulan ilk Osmanlı Parlamentosu Meclis-i Mebusan’da Sivas kentini temsil ediyordu. Henüz küçük bir çocukken tanıklık ettiği 1915’in akabinde aile olarak İstanbul’a sığınmak zorunda kaldılar. Baba Mihran Şahinyan, ailenin geçimini sağlayabilmek için 1933 senesinde, Beyoğlu’nda Yugoslav iki kardeş tarafından işletilen Foto Galatasaray’a ortak oldu. İlkokulu Esayan Ermeni Okulu’nda tamamlayan Maryam Şahinyan, orta öğrenimine devam ettiği Sainte Pulcherie Fransız Lisesi’nden maddi imkansızlıklar nedeniyle ayrılarak babasına işlerinde yardım etmeye başladı. Kardeşlerinden farklı olarak erken yaşta babasından stüdyo fotoğrafçılığının tüm inceliklerini öğrenen Maryam Şahinyan, 1937 itibarıyle tüm ailenin ekonomik yükünü omuzlayarak stüdyoyu tek başına işletmeye karar verdi.
Yaşamı boyunca hiç evlenmeyen ve çocuk sahibi olmayan Maryam Şahinyan, yarım asırlık meslek hayatında, Galatasaray’da üç ayrı mekanda işlettiği stüdyosunda kesintisiz olarak üretmeye devam etti. Babasının Birinci Dünya Savaşı sonrasında Balkanlar’dan göç eden bir aileden devraldığı körüklü ahşap foroğraf makinesi ve 1985’e dek kullanmaya devam ettiği siyah-beyaz tabaka filmlerle Maryam Şahinyan, fotoğrafın geçirdiği tüm teknolojik dönüşümlere karşın teknik ve estetik prensiplerinden en küçük bir değişikliğe gitmedi.
Stüdyosunun aktif biçimde faaliyet gösterdiği süreçte, 1942 Varlık Vergi’sinden 1974 Kıbrıs Savaşı’na farklı siyasal dönemlere ve İstanbul’un 50 yıllık zaman diliminde geçirdiği demografik ve sosyokültürel dönüşümlere tanıklı etti. 1985 yılında yaşlılık nedeniyle stüdyosunu devrettiğinde, geride 200,000’e yakın görüntüyü kapsayan İstanbul’un en emsalsiz görsel arşivlerinden birini bırakmıştı.
1996 yılında Şişli Hanımefendi Sokak’taki evinde hayata gözlerini yumdu. Mezarı Şişli Ermeni Mezarlığı’ndadır.



