NEDEN HEDEF SEÇİLDİM
Hrant Dink İstanbul Valiliği’nde tehdit edilir
Hrant'ın Arkadaşları, Dink cinayeti 20. yılına girerken, sosyal medyada suikastle ilgili hafızayı tazelemek için başlattığı dijital hafıza çalışmasına üçüncü haftada devam ediyor. Dün ve bugün X, Facebook ve Instagram'da yapılan paylaşımlarda Hrant Dink'in İstanbul Valiliği'ne çağırılması ve Valilik'te tehdit edilmesi yer aldı.
'Neden Hedef Seçildim" sosyal medya hesaplarından 28 Şubat ve 1 Mart'ta yapılan paylaşımlar şöyle:
Hrant Dink İstanbul Valiliği’ne çağırılır
'Hrant Dink, telefonla aranarak İstanbul Valiliği’ne davet edilir ve Sabiha Gökçen haberine ilişkin elindeki belgeleri de getirmesi istenir.
O esnada 23 Şubat 2004’te ulusal medyada şunlar yazılıyordu:
-
“Agos orta, Hürriyet şut, ofsaaayt” Savaş Ay, Sabah Gazetesi
-
“Gökçen, pırıl pırıl bir Türk insanıdır” Tercüman Gazetesi
-
“Milli bütünlüğümüz tehdit altında”, Politika Gazetesi
-
“İşte Soyağacı” – Hürriyet Gazetesi
-
“Ermeni iddiasını, ilk uçuş tarihi çürüttü” Önay Yılmaz, Milliyet Gazetesi
-
“Ailesini biliyorum, iddiaların aslı yok” Gülay Fırat, Milliyet Gazetesi
-
“Eleştiriler temelsiz”, Cumhuriyet Gazetesi
-
“Sabiha Gökçen tartışması”, Kürşat Bumin, Yenişafak Gazetesi
-
“İddia Genelkurmay ve THK’yı kızdırdı”, Milliyet Gazetesi
-
“Sabiha Gökçen’in etnik kökeni” Erdal Güven, Tercüman Gazetesi
-
“Ermeni ve Türk”, Hasan Karakaya, Vakit Gazetesi
-
“Sabiha Gökçen Ermeni mi?”, Recep Bahar, Yeni Mesaj Gazetesi
-
“Sabiha Gökçen’den El Takva Bankası’na”, İrfan Ülkü, Yeniçağ Gazetesi"
1 Mart'ta yine aynı hesaplardan yapılan paylaşım şöyle:
"İstanbul Valiliği’nde tehdit
Davet üzerine İstanbul Valiliği’ne giden Hrant Dink, vali yardımcısı Ergun Güngör’ün makamında, Güngör ve “yakınlarım” olarak tanıttığı iki kişi tarafından tehdit edilir.
Avukatların ısrarlı çabaları sonucu bu görüşmenin Genelkurmay Başkanlığı’nın talebi üzerine yapıldığı ve odada bulunan iki kişinin MİT görevlileri olduğu yıllar sonra ortaya çıkacaktır.
Hrant Dink bu görüşmeyi son yazısında şöyle özetlemiştir: "Haddimi bilmeliydim... Dikkatli olmalıydım... Yoksa iyi olmazdı!
Hrant Dink son yazısından valilikteki görüşme ile ilgili bölüm:
Hrant Dink’in 12 Ocak 2007 tarihinde yazdığı ‘Neden Hedef Seçildim’ başlıklı yazısından alıntıdır:
Resmî sohbete davet
Genelkurmay bildirisi 22 Şubat Pazar günü yayınlandı.
Evimde, televizyon haberlerinden dinledim uzun bildiriyi.
O gece çok rahat değildim. Ertesi gün muhakkak bir şeyler olacağını seziyordum. Nitekim tecrübelerim ve sezgilerim beni yanıltmadı.
Ertesi gün sabahın erken saatinde çaldı telefonum. İstanbul vali yardımcılarından biri arıyordu. Sert bir tonla, habere ilişkin elimdeki belgelerle Valiliğe beklediğini bildirdi.
"Bu çağrının hangi amaçla yapıldığını?" sorduğumda ise "Sohbet etmek ve elinizdeki belgeleri görmek" şeklinde yanıtladı.
Tecrübeli gazeteci dostlarımı aradım, bu çağrının hangi anlama geldiğini sordum.
"Bu tür sohbetlerin gelenekten olmadığı gibi bunun yasal bir prosedür de olmadığını ancak elimdeki belgelerle davete icabet etmemin doğru olacağını" telkin ettiler.
Dikkatli olmalıydım
Tavsiyeye uydum ve elimdeki belgelerle birlikte vali yardımcısının yanına gittim.
Hayli nazikti vali yardımcısı. İçeri buyur ettiğinde, odasında biri bayan iki kişi daha oturuyordu. Nazikçe "Onların kendisinin yakınları olduğunu, sohbetimizde hazır bulunmalarında bir mahzur görüp görmediğimi?" sordu.
"Bir mahzur görmediğimi" söyleyip oturduğumda zaten ortamın nazikliğini kavramıştım.
Hiç beklemeden girişi yaptı vali yardımcısı.
"Hrant Bey" diyordu, "siz, tecrübeli bir gazetecisiniz. Daha dikkatli haber yapmanız gerekmez mi? Sonra böyle haberlere ne gerek var? Bakın ortalık nasıl allak bullak oldu. Hayır, biz sizi biliyoruz ama sokaktaki adam ne bilsin? Bu tür haberleri başka bir niyetle yapıyorsunuz sanabilir. Bakın şu elimdeki evrakı görüyor musunuz? Ermeni Patriği'nin bir başvurusu vardı, bazı internet sitelerinde Ermeni toplumunun bazı kurumlarına yönelik bazı densizler, terör sayılabilecek girişimlerde bulunmaya çalışıyorlarmış. İşte biz de onları aradık ve Bursa'da bulduk, sonunda adalete de teslim ettik. Ama bakın işte sokaklar ne gibi insanlarla dolu. Bu tür haberlere daha dikkat etmek gerekmez mi?"
Vali yardımcısının bu girişle başladığı sohbete, odadaki misafirlerden erkek olan da katıldı ve ondan sonra da zaten sözü bir daha başkasına bırakmadı.
Vali yardımcısının sözlerini daha da net bir üslupla bu kez o yineledi.
Dikkatli olmamı, ülkeyi ve ortamı gerecek girişimlerden kaçınmamı telkin ediyordu:
"Sizin yazdığınız bazı yazılardan, her ne kadar üslubunuza katılmasak da, niyetinizin kötü olmadığını anlayabiliyoruz, ancak herkes bunu böyle anlamayabilir ve toplumun tepkisini üzerinize çekebilirsiniz" diyerek de beni kerelerce uyarıyordu.
Ben ise haberi hangi niyetle yaptığımı anlatmakla yetindim.
Birincisi ben gazeteciydim ve bu bir gazeteciyi heyecanlandıracak bir haberdi.
İkincisi de, Ermeni sorununu hep ölenler üzerinden konuşmak yerine biraz da kalanlar ve yaşayanlar üzerinden konuşmayı denemek istiyordum.
Ama görüyordum ki kalanlar üzerinden konuşmak daha zordu!
Odadan ayrılacaktım ki götürdüğüm belgeleri görmek ya da almak için ısrar bile etmediklerini fark ettim. Belgeleri isteyip istemediklerini onlara ben anımsattım ve verdim.
Zaten de konuşmaların içeriğinden, beni hangi amaçla oraya çağırdıkları belliydi.
Haddimi bilmeliydim... Dikkatli olmalıydım... Yoksa iyi olmazdı!”
Görüşmeyle ilgili sonradan ortaya çıkan bazı bilgiler:
Görüşmede söz edilen dilekçe, dönemin Türkiye Ermenileri Patriği Mesrop Mutafyan’ın internetteki bir tehditle ilgili olarak 28 Ocak 2004 tarihinde yaptığı başvurudur. İnternet sitesinin sorumlusu G.T. isimli şahıs ise 6 Şubat 2004’te gözaltına alınmıştır.
Daha sonra ortaya çıkan bilgilere göre, bu görüşmede bulunan kişiler, Hrant Dink’in tehdit altında olduğu durumlarda koruma tedbirlerini almakla yükümlü olan İstanbul İl Koruma Kurulu’nun üyeleridir.
Hrant Dink'in yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN
O esnada 24 Şubat 2004’te ulusal medyada:
-
“Sabiha Gökçen”, Deniz Som, Cumhuriyet Gazetesi. (haberden alıntı: "damardan kan temizleme operasyonu..", "Ege Ordu Komutanı Hurşit Tolon'un içimizdeki hainlerden söz etmesi boşuna değildir."
-
"Ermeni imiş!!!" Emin Çölaşan, Hürriyet Gazetesi. “ermeni olmak ayıp mı? ermeni demek iftira”)
-
"Sabiha Gökçen Tartışması..", Oktay Ekşi, Hürriyet, Gazetesi. (haberden alıntı: “ister ermeni olsun ister mecusi... aranan türk milliyetçisi olmak. kime neler dediler hiçbiri bu kadar tartışma yaratmadı”
-
“İşimiz zor…” İlhan Selçuk, Cumhuriyet Gazetesi
-
“Kitle İkna Silahı” Güngör Mengi,Vatan Gazetesi
-
“Türklük değeri=Sabiha Gökçen”, Turgut Emin, Vakit Gazetesi
-
“Sabiha Gökçen 2” Melih Aşık, Milliyet Gazetesi
-
“Sabiha Gökçen’e saldırı tesadüf değil”, Yeniçağ Gazetesi
-
“Ermeni” Hıncal Uluç, Sabah Gazetesi
-
“Gökçen tartışması” Türker Alkan, Radikal Gazetesi
-
“Sabiha Gökçen ve azınlıklar” Turgut Tarhanlı, Radikal Gazetesi
-
“Gökçen Ermeni Kökenli Olsaydı Ne Olurdu ki?” Ali Sirmen, Cumhuriyet
-
“AMAAAAN!”, Abdurrahman Dilipak, Vakit Gazetesi
-
“Sabiha Gökçen Ermeni asıllı mı?” Hüseyin Üzmez, Vakit Gazetesi
-
“Vurdumduymazlığın bu kadarı da fazla olmuyor mu?” K.B., Hürriyet Gazetesi
-
“Öyle bir gidiş ki ya durmazsa!” Taylan Sorgun, Ortadoğu Gazetesi

