Agos, 5 Aralık 2003, Sayı 400-401
Sonuçta Ermeniler de tam anlamıyla tipik bir “Şark milleti” olma özelliği taşırlar. Dolayısıyla dinin Doğu toplumlarında oynadığı tarihsel rolün büyüklüğü Ermeniler için de geçerlidir.
Dinin Ermeni milletinin yaşamındaki ağırlığı son yüzyıla değin kesintisiz sürmüştür. Din ve milliyetçilik bu süreç içinde tamamiyle örtüşmüş, “Milli Kilise” bir milletin vazgeçilmez öğeleri olan din ile milliyetçiliğin de ta kendisi sayılmıştır.
Öyle ki din ile milliyetçilik aynılaşmış, “Biri olmadan diğeri olmaz” duruma gelmiştir.
Din ile milliyetin ayrılmazlığını gösteren önemli örneklerin başında, Ermenilerin, Hristiyanlıklarının başlangıç dönemlerinde putperest komşuları Perslerle yaşadıkları “Vartanants Baderazm” ı (Vartanyanların Savaşı) gelir.
***
“Vartanants” Ermeni dünyasında iki şekilde tercüme edilir.
İlki (ve doğrusu), Pers egemenliğine karşı “Ermeni Halkının Kurtuluş Mücadelesi”dir. İkincisi ve Kilise’nin öne çıkardığı ise, bunun “Dinin savunulduğu bir savaş” olmasıdır.
Sonuçta hangisi kabul edilirse edilsin, ‘Vartanyanların Savaşı’nın Ermeni kimliği üzerinde oynamış olduğu milli ve dini rol yadsınamaz.
Şöyle ki, Ermeni kimliği üzerinde iz bırakmış iki önemli vakadan biri 1915’te yaşananlar ise bir diğeri de M. S 451’deki bu savaştır.
1915 mazlumiyeti, 451 ise kahramanlığı simgeler.
Kahramanlık ve mazlumiyet ise yine Doğulu kimliklerin iki vazgeçilmezidir.
***
Vartanants’ın bugüne intikal eden anlamı Kilise’nin tercümesinin hakimiyet sağladığına işaret eder.
Ateşe tapan Persler’in büyük baskısına direnerek muharebe meydanında can veren ama dininden dönmeyen kahramanlar, bir yandan milliyetçi bir kimliğin oluşmasında vazgeçilmez bir öğe olan kahramanlık olgusunu tamamlarken, Kilise’nin öneminin de artık silinemeyecek bir şekilde kimliğe kazınmasını sağlamışlardır.
Sonuçta, Vartanayanlar’ın savaşı Ermeniler’in yenilgisiyle sonuçlanmış olsa da, dininden dönmemenin bir simgesi haline gelmiş ve Hristiyanlığı Ermeni kimliğinin vazgeçilmezi haline getirmiştir.
“Kaç Vartanlar”ın (Cesur Vartanlar) kahramanlıkları Ermeni tarihinden Ermeni kimliğine akan, hemen her yıl yinelenen bir ritüeldir.
Diaspora ve Ermenistan’daki Ermeni okullarındaki sınıflarda bir duvarda 1915 anlatılırsa, diğer duvarda da Kaç Vartanlar anlatılır.
***
Milliyetçiliğin dinden bağımsız bir görünüm arzetmesi ise nispeten son yüzyılda görülür. “Dinsiz Ermeni kimliği” denemesi üç çeyrek asırlık Sovyet döneminin bir ürünüdür. Bu dönemde hem yerel milliyetçilikleri hem de dinsel inanışları sosyalist öğretinin materyalist felsefesiyle yoketmeye çalışan sistemin elde ettiği başarının, kabul etmek gerekir ki, bir ayağı topaldır. Materyalist felsefenin bir miktar insanları dininden imanından ettiği görülse de milliyetçilik aynı akıbeti yaşamaz. Sonuçta koca Sovyet dağılır ve bu milliyetçi direnişler Asya kıtasında yeni ve bağımsız cumhuriyetlere dönüşür.
***
Sovyet dönemi, bağımsızlığını kazanan diğer halklar için olduğu gibi, Ermeniler için de yeni bir kültürün temellerinin atıldığı süreçtir.
Bu dönemde sosyalist, dinsiz ve de milliyetçi aydınların sayısı artar.
Ermeni kültürü ve sanatında kilisenin etkisinden uzak bağımsız eserler verilir. Ermeni kültürü ve sanatı yerelliğinden sıyrılır ve evrensel değerlerle buluşur. Evrensel düşünebilen ve eserler veren temsilciler bu dönemde ortaya çıkar.
Doğrudur, Sovyet dönemi Kilise’yi ezmiştir ancak Ermeni kültürünün de evrensel boyutlara heveslenmesine yol açmıştır.
***
Bugün Ermenistan’da yaşayan Ermeniler’in büyük bölümünün kilise ile araları mesafelidir. Onun içindir ki Kilise bağımsızlık sonrası tüm performansını bu mesafeyi azaltma hamlelerine adamış, toplum üzerinde kaybettiği etkinliğini yeniden tesis etmek için yoğun bir çaba içine girmiştir.
Kilise’nin çabası kendi içinde anlaşılır olmakla birlikte artık kabul etmek gerekir ki, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Bundan böyle Ermeni kimliğini geçmişteki değerlerle tanımlamak yetersiz kalacaktır.
Eğer yaşam bugün gelmiş 8 milyonluk Ermeni dünyasının 5 milyona yakınını dünyanın dört bir yanına dağıtmış ve hemen hepsini birbirine benzemez “Çift kimlikliler” haline dönüştürmüş ise, bugün bizatihi Ermenistan’daki yurttaşların büyük bölümü halen kendi bağımsızlıklarını terkedip başka ülkelerde yeni yaşam biçimleri arıyor iseler, gayrı Ermeni kimliğini Kilise’nin tanımladığı sınırlar içerisine hapsetmek çabaları abesle iştigalden başka bir anlam taşımaz.
Kabul etmek gerekir ki, Ermeni kimliğini salt dinsel motifler ve milli söylemlerle sınırlamak artık mümkün değildir.
Kimlikteki çeşnilik artmaktadır ve kimliğin tarifine de yeni cümleler gerekmektedir.

