“Kamu” okulu mu “çoğunluğun” arka bahçesi mi?
Türkiye’nin gündeminde Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Ramazan ayı boyunca Türkiye genelindeki okullarda "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı etkinlikler düzenlenmesi için talimat vermesi var. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 12 Şubat'ta 81 Valiliğe gönderdiği yazıya göre okul öncesi, ilkokul ve ortaokul kademelerinde uygulanması için ayrı etkinlik kılavuzları da yayımlandı. Uygulama, laiklik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle tartışma yarattı. 19 sivil toplum kuruluşu uygulamayı eleştirdi. Kuruluşlar, ayrıca Bakanlığın "etkinlik değerlendirme formu" ile "fişleme" yaptığını savundu. Aralarında akademisyen, yazar ve gazetecilerin bulunduğu 168 isim de "Laikliği birlikte savunuyoruz" başlıklı bir metinle uygulamaya karşı çıktı.
Bu eleştiriler hükümetin sert tepkisiyle karşılandı. Ancak uygulamaya baktığımızda görüyoruz ki her kılavuzda izleme ve değerlendirme formuna yer veriliyor. Bu formların dijital ortamda öğretmenler ve okul yöneticileri tarafından doldurulması öngörülüyor.
Dolayısıyla uygulamanın tartışma yaratması gayet doğal.
Bu haftaki manşetimizde ise bir öğretmenin okula Agos ve Evrensel gazeteleri getirdiği, Ermenilerle ilgili övücü ifadeler kullandığı, Aleviliği diğer ırk ve inançlardan üstün tutarak ayrım yaptığı iddiasıyla ceza alması var. Söz konusu öğretmen başka bir okula gönderilmiş ve maaşında kesinti yapılmış. Bakanlık müfettişleri öğretmenin diğer öğretmenlerle bu konularda tartışmaya girdiğini ve “çoğunluğun görüş ve kararlarına” uymadığını öne sürüyor.
Devlet okullarında toplumun tek bir inanca ya da mezhebe sahip ailelerinin çocukları eğitim görmüyor. MEB’in Ramazan etkinliklerine yönelik uygulamalarının eleştirilmesi hükümet tarafından bu kadar tepkiyle karşılanıyorsa şu soruyu da sormak zorundayız: Bu okullar “kamu” okulları mı yoksa hükümetin ve “çoğunluğun” arka bahçesi mi?

