Agos, 14 Kasım 2003, Sayı 398
Gerçi Kilise’nin varlığı dört bin yıllık kadim Ermeni tarihinin ancak son 1700 yılını kapsar ama neredeyse tarihi Ermeni kimliğinin tamamını o doldurur gözükür.
Kilise öncesi dönemlerden pek bir şey kalmamış gibidir. Kalanlar ise halkın bir türlü vazgeçmediği ve Kilise’nin de mecburen uyum gösterdiği geleneklerdir. Putperestlik döneminin tapınaklarını, tanrı heykellerini, figürlerini ve hemen hemen bütün değerlerini, ortadan kaldıran ve izlerini silen Kilise, önünü alamadığı gelenekleri bu kez kilisenin çatısı altına alarak, Kilise’ye has bir ritüele dönüştürmüştür.
Bugün kutladığımız birçok yortu ve bayram putperestlik döneminden gelen geleneklerin Hristiyanlığa adapte olmuş halinden başka birşey değildir.
***
Hazır geçmişten kalanlardan söz açmışken, bir saptama daha yapmak ve Ermeni kültür tarihinin ne denli dinsel kalıntılarla yüklü olduğunu teslim etmek gerekir.
Bu durumu en iyi anlatan veriler hem bugünkü Ermenistan’da, hem de dünkü Ermenistan’da (Anadolu’da) kalan tarihi eserlerdir.
Tarihi eserlerin büyük bölümü kiliselerdir, şapellerdir, manastırlardır ya da yine dinsel dünyaya ait “Khaçkarlar”dır (mezar taşları). Yine bugün Ermenistan müzelerinin büyük bölümünü ağırlık olarak Kilise’ye ait, Kilise’ye dair parçalar doldurur.
Öyle ki müzikte kilisenin rolü, edebiyatta kilisenin rolü, mimaride kilisenin rolü, resim sanatında kilisenin rolü, ayrı ayrı sorgulanması gereken başlıklardır ve her biri ayrı ayrı incelendiğinde içeriği hayli zengin ve Kilise’nin rolünü layıkıyla sergileyecek sonuçlara ulaşılması kaçınılmazdır.
***
Tüm bu sorgulamalar bizi şu sonuca vardırır:
Kilise’nin Ermeni kimliğinin tanımı üzerindeki payı öylesine büyüktür ki bugün bile Ermeni dendiğinde Yahudiler gibi etnisitesi diniyle aynılaşmış tipik bir Doğu milleti algılanır.
Ortodoks algılayışa göre “Ermeni eşit Hristiyan” demek de yetmez. Hristiyan dininin kadim mezheplerinden Ortodoksluğun bir türevi olarak oluşmuş ve adını Ermeni Kilisesi’nin kurucusu Aziz Krikor Lusavoriç’ten almış “Lusavorçagan” vurgulamasını yapmak ve “Ermeni Lusavorçagandır” demek şarttır.
Öyle ki zaman içerisinde bu mezhepten kopmalar yoluyla oluşan Katolik Ermenilik ve Protestan Ermenilik dahi uzunca süre Ermenilikten sayılmamış, dışlanmışlardır.
Ne var ki bu dışlamalar daha ziyade devlet yapılanmasının olmadığı, Kilise’nin milletin başında devlet işlevi gördüğü dönemlere aittir ve bugün artık geçerliliğini yitirmiştir.
***
Devlet yapılanmasının yaşandığı şimdiki dönem artık yeni bir başlangıcın işaretçisidir. Demokratik ve laik bir cumhuriyet olma iddiasındaki Ermenistan’da bugün artık din ve vicdan hürriyeti geçerlidir ve Kilise istese de istemese de Ermeni kimliği yeni açılımlara maruzdur.
Ermenistan’da pıtrak gibi çoğalan değişik mezhepler ve inanışlar bu açılımların işaretçisidir.
Yarın öbür gün birilerinin ortaya çıkıp “Ben Müslümanım ama Ermeniyim” demesi dahi şaşırtıcı gelmemelidir.
Çağın gereği olarak o kişi de Ermeni kimliğine kendi özelliğini oturtmak isteyecektir.
Hrant Dink'in 'Ermeni Kimliği Üzerine" yazıları
Ermeni Kimliği Üzerine-1: Kuşaklara dair
Ermeni Kimliği Üzerine-2: Kilisenin rolü
Ermeni Kimliği Üzerine-3: Kaç Vartan'ın çocukları
Ermeni Kimliği Üzerine-4: Pratik kimliğin teorisi
Ermeni Kimliği Üzerine-5: Batı: Cennet ve Cehennem
Ermeni Kimliği Üzerine-6: Ermeni'nin 'Türk'ü

