Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu'nun 6 Nisan Pazartesi günü, Milas Cumhuriyet Savcılığı talimatıyla Hopa'daki evi basılmış, hakkında açılan soruşturmayla dijital materyallerin ele geçirilmesine yönelik arama yapılmıştı. Sendikanın daha sonrasında paylaştığı bilgiye göre Aksu'ya açılan soruşturmanın içeriği, Akbelen’de acele kamulaştırma kararına karşı mücadele eden Esra Işık’ın 31 Mart tarihinde tutuklanması hakkında yaptığı dijital medya paylaşımları olduğu belirtildi.
Milas Cumhuriyet Savcılığı tarafından tutuklama talebi ile Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Aksu, “Türkiye’nin dört bir yanında sendikal faaliyet yürüttüğü” ve “adli kontrol imza şartına uymayacağı” gerekçesiyle tutuklanmıştı.
Başaran Aksu tutuklama kararını, "Türkiye'de yargı bu durumda. Holdingler ne isterse onu yapıyorlar. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz" sözleriyle protesto etmişti.
Sendikalardan ortak açıklama
10 Nisan Cuma günü saat 19.00’da, İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Limak Holding önünde ortak bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Bağımsız Emek, Bağımsız Maden-İş, Dgd-Sen, Dev Tekstil, Enerji-Sen, İnşaat-İş, Kataş-Sen, Limter-İş, Nakliyat-İş Sendikası, Otel ve Turizm İşçileri Sendikası, Öğretmenler Sendikası, Tarım-Sen, Ptt-Sen, Yapı Yol-İş, Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası'nın katıldığı açıklamada, “Başaran Aksu serbest bırakılsın. Limak Holding patronu Nihat Özdemir tutuklansın” pankartı açıldı.
“Tutuklama gerekçesinin Akbelen olmadığını biliyoruz”
Umut-Sen adına yapılan açıklamada, “Başaran memleketin dört bir yanında işçi örgütlenmesi, sendikal örgütlenme için mücadele eder. Bunu herkes bilir. Ama Milas Savcılığı’nın emriyle evi basılarak Başaran Aksu kriminalize edilmeye çalışılıyor. Başaran Aksu, Akbelen davasından tutuklanmış olabilir. Esra Işık’ı savunduğu için tutuklanmış olabilir ama bunun gerekçesinin Akbelen olmadığını biliyoruz. Bunun gerekçesi Beypazarı. Bunun gerekçesi Dilovası, Amasra, Hendek, İliç, Soma, Kınık. Buralarda mücadele ettiği için tek bir işçi yalnız kalmayacak dediği için” denildi.
Nakliyat-İş Genel Başkanı ve Dünya Sendikalar Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Küçükosmanoğlu ise Başaran Aksu, Esra Işık, Mehmet Türkmen ve gazeteci İsmail Arı'nın keyfi bir uygulamayla gözaltına alınıp tutuklandığını dile getirdi.
“Tutuklayarak susturacaklarını zannedenler yanılıyor”
Mücadeleci Sendikalar adına Okan Karaçam da, şunları söyledi: “AKP ve MHP iktidarı, bizlerin gözünün görmemesi, kulağının duymaması, her şeye sessiz kalmamızı istiyorlar. Bu ülkede açlık, yoksulluk ve sefalet her geçen gün derinleşiyor. Başaran Aksu’yu, Esra Işık'ı, Mehmet Türkmen’i, Limter-İş Sendikası yöneticilerini tutuklayarak, işçilerin mücadelesini, doğayı ve yaşamı savunanların mücadelesini susturacaklarını, sessiz bırakacaklarını zannedenler yanılıyorlar. Bizleri tutuklayabilirsiniz, hapse atabilirsiniz ama düşüncelerimiz, fikirlerimiz dışarıda ses olmaya devam edecek.”
DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Vedat Çınar Altan da, “Bugün, Limak Holding'in önünde Aksu’yu, Işık'ı ve diğer devrimcileri tutsak eden sistemin bir tamamlayıcısıyla karşı karşıyayız. Akbelen'de köylünün karşısına nasıl jandarmayı dikiyorlarsa, bugün bir protestonun karşısına bir ordu gibi dizildiklerini görüyoruz” dedi. Altan konuşmasını, mücadeleyi büyütme sözü ile sonlandırdı.
Konuşmaların ardından Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan bir temsilci basın metnini okudu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bugün burada, yağmanın, talanın ve sömürünün merkezlerinden biri olan Limak Holding’in önündeyiz. Bir yanda maden şirketleri, holdingler ve talan projeleri; diğer yanda toprağını, emeğini ve yaşamını savunanlar var. Devletin yargısı da bugün holdinglerin safında yer aldığını bir kez daha ilan etmiştir. Esra Işık 11 gündür Limak Holding’in doğa katliamına karşı toprağını savunduğu için tutuklu. Mehmet Türkmen, tekstil işçisinin kölelik düzenine karşı direndiği için haftalardır tutuklu. DİSK/Limter İş Sendikası yöneticileri düzmece gerekçelerle aylardır tutuklu. Başaran Aksu, maden işçisinin ekmeğini, köylünün toprağını ve onurlu direnişini savunduğu için tutuklandı.
Esra Işık, Mehmet Türkmen ve Başaran Aksu şahsında tutsak edilmek istenen aslında emekçilerin, köylülerin direniş iradesidir. Mesele hukuk değil, sermayenin çıkarlarına dokunan herkesin susturulmak istenmesidir. Limak Holding yıllarca AKP hükümeti tarafından adrese teslim çıkarılan ihalelerle semirtilmiş, emekçi halkın düşmanı bir holdingtir. Bugün Limak, İstanbul Havalimanı’ndan Çanakkale köprüsüne kadar birçok rant projesinin uygulayıcısı olarak, elde ettiği kârlarla maden, enerji ve inşaat sektörleri başta olmak üzere her alanda daha fazla sömürü ve daha fazla yıkım tesis ediyor.
Limak Holding ve benzeri çetelere, kamu kaynakları peşkeş çekilerek, vergi aflarından ve teşviklerinden yararlandırılarak, kanunlarla korunarak sermaye düzenin çarkları döndürülüyor. Bu sırada ise emeğiyle geçinen milyonlarca emekçinin gasp edilen yaşamı ve geleceği için direnmek dışında bir seçeneği yok. İşçiden çalarak servet biriktiren asalak sınıfın en önde gelen isimlerinden Limak Patronu Nihat Özdemir’in keyfi bozulmasın, holdingin kârı azalmasın diye yargı eliyle yürütülen bu operasyonlar bizi yıldıramaz.
Başaran Aksu daha önce de defalarca holdinglerin sömürüsünü teşhir ettiği için tutuklanma tehdidiyle karşılaşmış, hakkında açılan onlarca dava ve istenilen cezalara rağmen mücadelesinden geri adım atmamıştır. O, tüm yaşamını işçi sınıfının kurtuluş mücadelesine adamış, bu mücadele içerisinde işçilerle birlikte direnmiş, birlikte dövüşmüş ve gözünü budaktan sakınmamıştır. Biliyoruz ki bu tutuklama, Başaran Aksu için bir onur nişanesidir.
Öyle ki, alınmayan tedbirler yüzünden işçileri madende göçük altında bırakan, patlamalarla bedenlerini paramparça eden, yangınlarla yakarak öldüren, meslek hastalıklarıyla süründüren sorumlu hiçbir patron ceza almazken, bu suçların işlenmesinde doğrudan payı olan sarı sendikacılar yargılanmazken Başaran Aksu’nun cezalandırılmak istenmesi hiçbirimiz için beklenmedik bir durum değil. Başaran Aksu, Limak Holding ile yargı arasındaki rezil ilişkiyi teşhir ettiği için ona yöneltilen suçlama, TCK 217 ‘Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma’ oldu. Tutuklanmadan önce evine baskın yapıldı, eşyalarına el konulmak istendi. Buna karşın kendi iradesiyle savcılıkla iletişime geçerek, ‘İfade vermeye geliyorum’ dedi.
Pazartesi günü Soma Adliyesi’ne gitti ancak teknik gerekçelerle ifadesi alınmadı. Ardından maden işçilerinin 12 Nisan’da başlayacak direnişi için Ankara’ya gitti ve döner dönmez yine adliyeye gidip, ‘Ben buradayım’ dedi. Kendi rızasıyla adliyeye giden, günlerdir savcıya ulaşmaya çalışan bir devrimciye, üstelik ‘Sendikal faaliyetlerimi sürdürmek istiyorum’ dediği halde ‘kaçma şüphesi’ var diyerek tutuklama kararı verilmesi, Türkiye’de yargının sermayedarlar ne diyorsa onu yaptığını, burjuva hukukun dahi hiçe sayıldığı bu ülkenin emekçilerinin sermayenin sefil çıkarları için kul köle edildiğini ortaya koymuştur.
TCK 217 maddesini bir holdingin itibarını korumak için kullananlar bilsin ki, Limak Holding’e ve işçilerin kanını emen, köylüyü yerinden yurdundan eden sermayeye karşı verilen tavizsiz mücadele sürecek. Ne hakkı için direnen işçiler, ne de toprağı için nöbet tutan köylüler; bu küresel kapitalist şirketlere ve onun yerli işbirlikçilerinin barbarlığına teslim olmayacak. Ülkeyi yönetenler de şunu iyi bilsin ki; göz göre göre yaşanan doğa katliamlarına ve iş cinayetlerine karşı sınıf sendikaları olarak öfkemizi de gücümüzü de biriktiriyoruz. Ellerinizle inşa ettiğiniz sömürü düzeninizi başınıza yıkacağız.
Bizler mücadeleci sendikalar, siyasi örgütler ve doğa savunucuları olarak bu sermaye - devlet arasındaki çıkar ilişkilerini ve sermaye düzeninin vahşetini her yerde teşhir edeceğiz. Köylerimizde, işyerlerimizde, sokaklarda, fabrikalarda ve her yerde baskılarınızın karşısında dimdik duracağız. Başaran Aksu, Esra Işık, Mehmet Türkmen ve tüm devrimci tutsaklar derhal serbest bırakılsın. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Yaşasın Sınıf Dayanışması!”



