İBB davası
Tutukluluk hallerinin devamı kararına yapılan itiraz da reddedildi
CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 105 kişi hakkında 9 Ocak tarihinde tutukluluğa devam karar verilmişti. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bu karara itiraz eden dosya avukatlarının itirazı, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İBB iddianamesi hazırlandı. İddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu bulunduğu, 'Yolsuzluk' soruşturması tamamlandı. Hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu ile 105'i tutuklu 402 şüpheli yer aldı. İddianamede; İmamoğlu hakkında "örgütün kurucusu ve lideri" ifadeleri kullanılarak 142 ayrı suçtan cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu hakkında 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. Mahkeme iddianameyi kabul ederken düzenlediği tensip zaptıyla tüm sanıkların tutukluluklarının devamına karar vermişti. Mahkeme bugün dosya kabulünün ardından ilk tutukluluk değerlendirmesini 9 Ocak’ta yapmıştı.
Mahkemeden avukatların itirazına ret
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Mart'tan bu yana Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı Adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 104 kişinin tutukluluk halinin devamına kararı verdi. Avukatlar tarafından ilgili karara itiraz edildi ancak üst mahkeme olan İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi yapılan itirazı reddetti.
Dava avukatlarından Hüseyin Ersöz sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada davaya bakan İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tutuk incelemesinde tutuklu yargılanan tüm sanıklar için tutukluluğa devam kararı verdiğini avukatların da bir üst mahkemeye başvurduğunu duyurdu.
Ersöz'ün paylaşımı şu şekilde:
"İBB Davasına bakan İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi “bugün” yaptığı değerlendirmeyle 105 sanık hakkında “tutukluluk halinin devamı kararı” verdi. Mahkeme “kişi bazlı bir değerlendirme yapmaksızın” genel ve kalıp tek bir gerekçe üzerinden bu karara hükmetti: “… üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırının kaçma kuşkusun somutlaştırması, yargılama sonucunda eylemlerinin sübutu halinde verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin Anayasanın 13.maddesi ile AİHM kararları bağlamında orantılı ve ölçülü oluşu, tutuklama sebep ve koşullarında bu aşamada herhangi bir değişiklik olmaması, tüm bu nedenlerle bu aşamada sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu hususlarına nazaran sanıkarın 5271 sayılı CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca TUTUKLULUK HALLERİNİN AYRI AYRI DEVAMINA, …”
İsnat edilen suçlar, delil durumları ve tutuklu kaldıkları süreler birbirinden farklı oan kişiler hakkında verilen bu toplu karar, bir prosedürün (aylık gözden geçirme) tamamlanmasından başka bir anlam taşımıyor. Bugüne kadar, isnat edilen suçlar yönünden kapalı ceza infaz kurumunda hiç kalmayacak kişiler dahi serbest bırakılmadı. Bu uygulama bağımsız ve tarafsız mahkeme algısını yıkan bir tartışmaya da zemin hazırlaması yanında, Hukuk Güvenliği sorununu da gündeme taşıyor."

