SİNEMA

SİNEMA

Netflix’in ilk Türkiye yapımı olma özelliğini taşıyan ‘Hakan: Muhafız’ dizisi, yayınlanmaya başladığı günden beri hem iyi, hem kötü eleştiriler alıyor. Geçmişle günümüz arasında gidip gelen dizide, Çağatay Ulusoy’un canlandırdığı Hakan karakterinin İstanbul’u ‘Ölümsüzler’den kurtarması anlatılıyor.
SİNEMA ‘Muhafız’: Şehri benzetmelerden kurtarmak

Geçen hafta seyircilerle buluşan ‘Hakan: Muhafız’ dizisini heyecanla izledim. Dizinin görsel ve kurgusal başarısının yanı sıra söylemsel boyutu da ilgimi çekti. Özellikle İstanbul’un, birçok söylemsel pratiğin temel nesnesi haline getirilmiş olması, dizinin mekân kullanımında önemli bir başarıya imza attığını düşündürdü bana.
SİNEMA 9. İnsan Hakları Belgesel Film Günleri başlıyor

Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından düzenlenen, bu yıl dokuzununcu kez gerçekleşecek İnsan Hakları Belgesel Film Günleri 5-8 Aralık arasında Fransız Kültür Merkezi’nde izleyicilerini bekliyor olacak. Bu yıl, 70. yaşını kutlayan İnsan Hakları Beyannamesi’ni odağına alan festivalde film gösterimlerinin yanı sıra bazı filmlerin yönetmenleriyle söyleşiler de yapılacak.
SİNEMA “Hiçbir zaman istediğimiz kadar özgür olamıyoruz”

Bartu Küçükçağlayan’ın sesini ilk kez Büyük Ev Ablukada grubunun şarkılarını dinlerken duydum, yüzünü ise ilk olarak ‘Çoğunluk’, son olarak da ‘Kelebekler’ filminde gördüm. Oyunculuk ve müzisyenlik yapan Küçükçağlayan, şu sıralar, senaryosunu kendisinin kaleme aldığı ‘Bartu Ben’ adlı diziyle isminden sıkça söz ettiriyor. BluTV’de, her pazartesi ve perşembe yeni bölümleri yayınlanan dizide, başta sinema sektörü olmak üzere birçok alana ve kişiye eleştiriler yönelten, en çok da kendiyle dalga geçen, kendi tabiriyle bir ‘ünsüz ünlü’ olan Küçükçağlayan’la yeni dizisi vesilesiyle sohbet ettik.
SİNEMA ‘Ága’: Yok olan bir yaşamın hikâyesi

Bosna’ya gidip Sarajevo Film Festivali’ne denk gelmek, üstelik de festivalin ‘En İyi Film Ödülü’nü kazanan filmi izleme fırsatı bulmak büyük bir şanstı benim için. Fakat o kadar hevesle girdiğim gösterişli tiyatro binasından büyülenmiş bir şekilde çıkacağımı işin doğrusu tahmin etmiyordum. Yönetmen Milko Lazarov’un dünyasıyla daha önce tanışmamış bir seyirci olarak, Yakutistan’da kendi geleneklerine uygun yaşayan yerli bir çiftin -aslında hepimizin hayatının da- hikâyesini anlatan ‘Ága’ filminin bu kadar etkileyici olacağı aklımdan geçmiyordu.
SİNEMA Genç kuşağın ilişki modelleri belgesel oldu

Ermenistan toplumunda kabul gören ilişki modellerini sorgulayan iki Ermenistanlı Hovhannes İşkhanyan ve Sona Simonyan kendi deneyimlerinden yola çıkarak ülkede şehirli gençlerin, ailelerinin ilişki modellerini reddetmelerine rağmen yeni model bulamadıkları için düştükleri boşluğu bir belgeselde anlattılar. ‘Öncekilerin Kronolojisi’nin yönetmenleri İşkhanyan ve Simonyan ile belgeseli ve bu konuya odaklanmalarının nedenlerini konuştuk.
SİNEMA Ahlat Ağacı: Taşradan çıkış var mı?

Nuri Bilge Ceylan’ın yeni filmi Ahlat Ağacı’nın vizyona girmesi, yönetmenin filmlerini tamamıyla olmasa bile bir yerinden sevenler ve önemseyenler açısından zaten başlı başına heyecan uyandırıcı. Yani illa o filmin Cannes’de ödül alması ya da dakikalarca alkışlanması gerekmiyor. Ve yine aynı grup, muhtemelen filmin 3 saat olmasını hiç kafaya takmaz, tam tersine “Bakalım bu kez ne anlatacak?” der.
SİNEMA Fotoğrafçının gözünden evsizler, yönetmenin gözünden fotoğrafçı

Agos gazetesi fotoğraf editörü Berge Arabian’ın uzun yıllardır yaşadığı Kanada’dan İstanbul’a dönüş yolculuğu, belgesel yönetmeni Zoran Maslic tarafından filmleştirildi. ‘Nobody Knows My Songs’ adlı filmde Arabian’ın evsizlerle ilgili projesinden yola çıkılarak, fotoğrafçının İstanbul’a taşınmasıyla birlikte köklerine dönüş yolculuğu ele alınıyor. Filmde, Arabian’ın, Toronto’nun işlek caddelerinden Queen Street’teki evsizlerle çalışmasını görüyoruz. Evsizlerden Sebastian Belec ile tanıştıktan kısa süre sonra neredeyse onunla yakın arkadaş olan Arabian, film boyunca Belec ve arkadaşlarıyla birlikte geçirdiği altı aylık süreci anlatıyor.
SİNEMA İstanbul Mucizeleri: 64 Sürgünü’nün izinde

Yönetmenliğini Fotini Siskopoulou’nun üstlendiği ‘Istanbul Story’ (İstanbul Mucizeleri) adlı filmin Türkiye’deki ilk gösterimi, 26 Nisan Perşembe günü, Yunanistan İstanbul Konsolosluğu’nun Sismanoglio Megaro Binası’nda yapıldı. Film, 1964’teki Rum sürgününün ardından Yunanistan’a göç eden ailesinden kalan mirasın izini sürmek için İstanbul’a gelen Katia’nın hikâyesini anlatıyor. Katia, miras sorununu çözmek için, İstanbul’da tanıştığı bir avukat ve bir gazeteciyle birlikte, köklerine doğru da yolculuğa çıkıyor. Katia’nın Balat’taki bir Rum okulunda bir hocasıyla yaptığı konuşma ve Apoyevmatini gazetesinin yayın yönetmeni Mihail Vasiliadis’le yaptığı görüşme gibi sahnelerle, yer yer belgesel bir nitelik kazanan filmde, sürgünün, günümüzde İstanbul’da yaşayan Rumların hafızasındaki yeri de konu ediliyor.