BASKIN ORAN

Baskın Oran

İÇLİ DIŞLI

Lozan Md. 37 bütün bu haklar üzerinde hiçbir biçimde değişiklik yapılamayacağını yazdığı halde, büyük devletler bu ihlallerin hiçbirine ses çıkartmadı. Çünkü hem Rejim güçlüydü, hem Türkiye Batı sistemi içinde kalmıştı, hem de artık Bolşevik korkusunun yerini Hitler korkusu almıştı. Hatay da zaten, Almanya’nın yanında savaşa girmesin diye hediye edildi 1939’da Türkiye’ye.

O yıl Gül’ü seçtirmemek için Türk hukuk tarihinin en büyük ve en komik rezaleti olan 367 olayını düzenlediler . Sonuç, Erdoğan’ı iktidara getirerek bugünkü Rejim’e öyle bi yol açtı ki, bir günah keçisi bulup onun sırtına yıkmak zorundaydılar.

Farkındaysanız, Türkiye bu Siyasal İslam belasına karşı aşılanmakta. Şu anda yaşadığımız ıstıraplar, her aşının yaptığı ateş. Dahası, dahası, “içeriden” muhalefet başladı ve aldı başını gidiyor. Dikkat buyurun: Kadın muhalefeti.

Asıl garabet, TC’de Cumhuriyet kanunlarıyla çelişen Osmanlı kanunlarını geçerli sayan Tek Adam Yönetimi’nin, Fatih’in vasiyetini geçerli sayıp Atatürk’ün vasiyetini geçersiz saymasında: Atatürk’ün 1937’de “halka gezecek yer ve gıda temin etmek” şartıyla Hazine’ye bıraktığı AOÇ arazisine ruhsatsız Saray dikmesinde ve şimdi de o vasiyetnameyi T. İş Bankası hisselerine el koymak amacıyla yok saymasında.

Erdoğan, “yerli ve milli” onuruna çok önem veren bir lider olarak böyle posta atmalara fevkalade sinir olur ve kendi ayağına doludizgin sıkma anlamına geldiğine aldırmadan tam tersini yapar.

Gık diyen muhalif içeri atılıyor. Sosyal medyayı yasaklama projesi hazır. Ekonomik ve siyasal kaos ortamında bunalan Tek Adam Rejimi, değil başını suyun üstünde tutmak, burun deliklerinden tekini suyun üstünde tutmaya çalışıyor. Ayasofya’yı tekrar cami yapmak bir çekimlik nefes yani zaman kazandırabilir.

Maddenin 3 hali olduğunu okumuşuzdur okulda: Katı, sıvı, gaz. Laikliğin de 3 hali var: Fransa, ABD, Türkiye.

Zaytung, malum, çok başarılı ve meşhur. Ama epey bi zamandır medyadaki siyaset haberleri kendisini geçmeye başladı; bu gidişle topu atacak.