BASKIN ORAN

Baskın Oran

İÇLİ DIŞLI

Ben gazeteci değilim. Ama bu yazımla gazetecileri atlatıyorum ve TBMM’deki muhafazakar milletvekillerinin geçtiğimiz günlerde gündeme getirdikleri ve çeşitli engellemeler sonucu kabul edilen çok önemli bir kanundan bahsetmek istiyorum

Teklifin 43 maddesinden sadece 6’sı kitle imha silahlarıyla ilgili. Bu silahların yayılmasını engellemek dışında her şey var teklifte. Özellikle de muhalif dernek ve vakıfları kanunen ve/veya fiilen kapatacak her şey. O kadar ki, gerçek adı “Dernekleri İmha Etmeye İlişkin Kanun Teklifi” olmalıydı

AKP+MHP iktidarının devleti nasıl yönetemediğini resmî örnekleriyle anlatan iki yazı planlamıştım bu hafta için. Erteledim. Kendi kendini her saniye zemmeden “Reform” sürecinin yeni bir kilometre taşını yazacağım: Dersim Vakfı’nın Türk yargısı tarafından “Dersim” kelimesi yüzünden yasaklanmasını.

Sorun şu ki, Türkiye’nin geçmişinde doğruyu bulmak için “geri getirilecek” miras, Avrupa’dakinden maalesef epey farklı: İnsan’a ve Akıl’a dayalı Yunan-Roma felsefesi ve uygulaması yerine, Mutlakıyet’e ve Din’e dayalı olan Osmanlı-İslam felsefesi ve uygulaması var elimizde.

Pul pul dökülmekte olan bir Rejim’de nasıl “reform” yapılacak ben anlamadım. Bikaç sembolik tahliye yapıp kötülüğün orasını burasını biraz tamir etmek ancak daha fazla talep ve hatta öfke doğurur. “Kandırıldım” deyip kaçmak da artık mümkün değil; o çamlar da bardak oldu, camlar da

En az din meselesi kadar önemli bir benzerlik. Hem ülkelerinin silahlanması açısından hem de kendilerine yakın kesimlerin paramiliter güç oluşturur gibi bireysel silahlanması açısından.

Avrupa basınını okuyorum, IŞİD sempatizanlarının her saldırısı, Türk olsun olmasın, Türkiye’ye fatura ediliyor ve büyük öfke dalgası yaratıyor. Kaddafi Libya’sı ve Saddam Irak’ı gibi ülkelere yapıştırılan rogue state (haydut devlet) etiketi şimdi de Türkiye için kullanılıyor.