BESSE KABAK

Gomidas Vartabed’in 150’inci doğum yıldönümünde, 2019 yılında Sofya Kalantaryan’la birlikte Kütahya’ya yaptığımız ziyarete o tarihi kiliseyi uzaktan da olsa görebilmiş olmanın verdiği mutluluğunu düşündükçe, bir daha asla yeri doldurulamayacak böylesi değerli bir eserin yerle bir edilişinin verdiği acı katlanarak artmaya devam ediyor.

1975 yılında, 13 yaşındayken kaçırılmak istenen Flor’un hikayesinin ilk bölümünü geçen hafta Agos’ta yayınlamıştık. Bu hafta bu çarpıcı röportajın ikinci ve son bölümünü yayınlıyoruz. Bu röportaj için ‘Flor’ ismini kullanan olayın mağduru, kaçırma meselesi bir türlü kapanmayınca gizlice İstanbul’a göç etmek zorunda kaldıklarını, yıllarca bu kabuslarla başa çıkmaya çalıştığını anlatıyor. Yaşananlar Ermeniler’in doğup yaşadıkları kadim coğrafyalarını bırakıp İstanbul’a gelmelerinin nedenlerinden de biri. Besse Kabak’ın röportajında Flor’un sesine kulak verelim.

Henüz 13 yaşındayken, ismi kaçırılmaya çalışılan Ermeni kızların listesine dahil oldu. 45 yıl önce kendisini kaçırmak, hayatına, bedenine uzanmak isteyen ellerden kurtulmayı başarmış olsa da yıllar boyu kan ter içinde uyandığı kâbuslarında tekrar tekrar kaçırılarak, atıldığı yılanlarla dolu kör kuyulardan çıkmak için çırpınıp durdu. Bu konu hakkında konuşulmasına dahi tahammül edemedi. Ancak kendisine göndermiş olduğum Muhsin Kızılkaya'nın yazısını okuduktan sonra, o 'sıradan' acıları yaşamış olan tüm kaçırılan kadınların sesi olmayı kabul etti. Ricası üzerine röportajda kendisinden “Flor” olarak bahsederken, olayların geçtiği köy ve şahıs isimlerini de tümüyle değiştirdim. Olay Türkiye’nin güneydoğusunda, Ermeniler’in, Araplar’ın, Kürtler’in bir zamanlar birlikte yaşadığı bir coğrafyada geçmekte diyeyim, gerisini anlayın. Bu, aynı zamanda Ermeniler’in doğup büyüdükleri toprakları, çok yakın tarihte,1975’lerde bile ne şartlar altında terketmek zorunda kaldıklarının hikayesi. İşte Flor’un hikayesi.

Ne yazık ki Muhsin Kızılkaya, François Georgeon'un kitabından seçtiği bölümde, Ermeni kızların kaçırılma vakalarının, gündelik hayatın bir parçası boyutuna gelecek kadar çok olduğunu anlatan bölümü es geçerek, vakaların çokluğuna atfen kullandığı ‘sıradan’ tanımına farklı bir anlam yüklenmesine neden olmakta.

Ermenistan’da yaşayan Sofya Kalantaryan Gomidas Vartabed’in 150. doğum yıldönümünde ünlü müzikologun doğduğu kent Kütahya’yı gezmek ister. Çok iyi bilmediği bu coğrafyada ona Besse Kabak yardımcı olmaya karar verir. İki kadın birlikte Kütahya’ya doğru yola çıkarlar. Ve olaylar gelişir.

Ciğerinde görünen minik lekenin kanserli hücreler barındırdığı teşhis edildiği gün de, hastalığının tekrarlandığını öğrendiği gün de hiç pes etmedi. Hayata küsmek yerine kendisine verilen 'ömür' adındaki o değerli zaman dilimini dolu dolu yaşamayı, bu yaşamı anlamlı kılmayı tercih etti.

150 yıl önce kurulan ve halen bir yetimhane ve eğitim kurumu olarak hizmet vermeye devam eden Kalfayan Yetimhanesi’nin ilk yüz yılından kesitler aktarıyor Besse Kabak, tarihi fotoğraflarla bezenmiş yazısında. Ve bu güzide kuruma emeği geçenlerin aziz anılarının önünde saygıyla eğiliyor.