SERDAR KORUCU

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı “Havadis: Yüz Yıl Önce” sergisinde 1914 ve 1915 yıllarına ait gazete haberleri ve belgeler yer alıyor. Çanakkale Savaşı’nın ağırlıklı olduğu sergide Ermeniler “hain” iması ile anılırken, Rumlar da “asker kaçakları” olarak gösteriliyorlar. Her iki halkın yaşadığı katliamlardansa tek bir iz bile bulunmuyor.

Ünlü şair, “romantik komünist” Nazım Hikmet 113. doğum yılında anılıyor. 15 Ocak 1902’de doğan Nazım Hikmet, şiirlerinde Heybeliada Bahriye Mektebi öğrencisi olduğu yıl, 1915’teki Ermeni Soykırımı’na da, öncesindeki katliamlara da yer verdi.

7 Ocak’ta silahlı saldırıya uğrayan Charlie Hebdo, yayın hayatı boyunca Türkiye ile ilgili konuları da gündemine aldı. Özellikle de Ermeni Soykırımı ve Kürt meselesi derginin sayfalarında çeşitli vesilelerle yer buldu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cuma günü yaptığı konuşmasında Hıristiyan ve Yahudi cemaat temsilcilerine seslendi. Davutoğlu, “Bu masa etrafındaki hiçbir geleneği bu topraklara yabancı, bu topraklara sonradan gelmiş bir gelenek olarak telakki etmiyoruz.” dedi. Ancak AK Parti iktidarları boyunca bunun tam tersi yaşandı.

Şırnak’ın Uludere (Qileban) ilçesi Gülyazı (Bujeh) ve Ortasu (Roboski) köylerinden Irak sınırına geçtikten sonra dönmekte olan 17’si çocuk 34 kişinin sıfır noktasında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu öldürülmesinin bugün yıldönümü. 3 yıl önce hayatını kaybedenler anılıyor ancak o toprakların trajedisi sadece bugüne ait değil.

2014 Facebook'ta "Harika bir yıldı parçası olduğun için teşekkürler" denilerek uğurlansa da Türkiye için eksisi çok, artısı neredeyse yok bir yıl oldu.

Davutoğlu, Balkan Savaşları döneminde Edirne’nin savunmasında Müslümanlar ile birlikte Hıristiyanların da katıldığını söyledi. Ancak bu konuşmada “Edirne Müdafaası”na yoğun olarak katılan, yaşadığı acılar nedeniyle ağıtlar yazılan Osmanlı Yahudileri yoktu.

Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in “geçmişe dönük Meclis kayıtlarının okunması bile problem teşkil ediyor, çok az sayıda insan istihdam ederek bunları gün ışığına çıkarmaya çalışıyoruz” dediği Meclis’in Osmanlıca yazılmış kayıtlarında soykırım tartışmaları öne çıkıyor.

Davutoğlu’nun atıfta bulunduğu Kuvayi Milliye her ne kadar resmi tarihe göre, 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkan Yunan-Rum askerine karşı gazeteci Hasan Tahsin’in “ilk kurşun”unun sonrasında kurulmuş olsa da aslında pek çok kaynak bu “direniş” hareketinin ilk hedefinin soykırım sonrasında topraklarına dönen Ermeniler olduğunu ortaya koyuyor.