ZAKARYA MİLDANOĞLU

İnsanların yaşamında öylesine anlar ve tarihler vardır ki ömürleri boyunca zihinlerinden çıkmaz. Attıkları her adımda bir gölge gibi onu takip eder. Bir ay önce telefondaki tanımadığım bir ses “Seni Amerika’ya Los Angeles’a davet ediyoruz, gelir misin” sorusunu yöneltti. Belli ki beni tanıyordu. Kısa süren bir görüşme sonrasında arayanın İstanbul Ermenileri Derneği’ni temsilen Dr. Markar Köşker olduğunu öğrendim. Dr. Markar’la yüzyüze bir tanışıklığım yoktu ama ikimiz de Tbrevank mezunuyduk, pek çok ortak arkadaşımız, dostumuz vardı. Geçen sene Paris’e gelerek sevgili kardeşim Sarkis Haspanyan’a derneğin Hrant Dink Adalet ve Özgürlük Ödülü’nü takdim etmiş ve o töreni biz de İstanbul’dan canlı olarak izlemiştik. O anlar saniyeler içinden gözümün önünden akıp geçti. Ne yazık ki Haspanyan artık aramızda değil. Ben Markar’ın ne diyeceğini beklerken, derneğin 2019 yılında bu ödül için beni önerdiğini ve bu nedenle davet edildiğimi söyledi. Bir anda ağzım kurudu, nefesim kesildi, konuşmakta zorlanmaya başladım.

Bu hafta Azadamard gazetesinde yayınlanan Belgrad’taki esir Ermeni askerlere ait uzun bir listeyle devam ediyoruz. Listelerde yer alan asker adlarının bazılarının yanında onbaşı, çavuş, jandarma, subay gibi rütbelerinin de belirtildiği görülmektedir. Başta İstanbul Harbiye Okulu olmak üzere vilayetlerdeki askeri okullarda sayıları az da olsa Ermeni öğrenciler de eğitim görmekte ve subay olmaktaydılar. Askere gidenler ise zaman içinde onbaşı, çavuş gibi çeşitli rütbeler de almaktaydı. Jandarma ise Osmanlı ordusunda özel bir yer tutardı ve fazla sayıda Ermeni genç bu rütbeyle askerlik yapmaktaydı. Önümüzdeki haftalarda bu konuyu özel olarak ele alacağımızı belirtelim. Yer adları konusunda Sevan Nişanyan’ın sözlüğünden bolca yararlanıyor, pek çok köyün günümüzdeki adını kroşe (köşeli parantez) içinde vermeye çalışıyoruz. Parantez içindeki soru işaretleri ise orijinal metinlerde yer almaktadır. Kroşe içindeki soru işaretleri ilgili yerleşimlerin günümüzdeki adı, yeri tespit edilemediği için tarafımızdan konul

Bu hafta Araçamard’ın ulaşabildiğimiz sayılarında yer alan Ermeni esirlere ait bilgiler son buluyor ve Azadamard gazetesinde yer alan bilgileri paylaşmaya başlıyoruz. Ancak Araçamard’ın ulaşamadığımız sayılarında esir listeleri varsa, elde ettikçe yayınlayacağımızı da belirtelim.

Troçki eserinde Balkanlar’ın durumunu detaylı olarak aktardı. Osmanlı İmparatorluğu’nda özellikle “Doğu sorunu”, “Ermeni sorunu” olarak adlandırılan konuyu ele alırken kendi deyimi ile ‘Osmanlı Ermenistanı’nda, Ermenilerin uğradığı katliamları, özellikle doğuda Kürtlerin giriştiği yağma hareketlerini, Ermenilerin adım adım topraksızlaştırılmasını ve yarattığı sorunları ele aldı.

Zakarya Mildanoğlu yazı dizisinin bu bölümünde Ermeni gençlerin askere alınma yönetmeliklerine ve askere gitme "tören"lerine yakından bakarken Selanik ve Belgrad'daki esirlerin listelerini de paylaşıyor.

Balkan Savaşı'nda çok sayıda Ermeni asker de esir düşmüştü. Araştırmacı Zakarya Mildanoğlu bu yeni yazı dizisinde hem gayrimüslimlerin Osmanlı ordusunda ne zamandan beri ve hangi esaslara göre askerlik yaptığını inceliyor hem de ulaşabildiği esir askerlerin listesini yayınlıyor.

Akhtamar Surp Haç Kilisesi restorasyonu 2007 yılında tamamlandı. Üzerinden on yıldan fazla bir zaman geçti. Tekrar da olsa o tarihlerde oluşan atmosferi ve bazı konuları hatırlamak yararlı olacaktır.

“Çoğul İstanbul Medyası, kamusal alanda görünür olamayan, ancak her biri kendi mecrasında yoluna devam eden, farklı kültürel toplulukların, kendi dilleri ve kendi gündemleri ile örülmüş süreli yayınlarını araştırmayı, biraraya getirmeyi ve ilişkilendirmeyi amaçlıyor. İstanbul’un kültürel çoğulluğunun araştırılması ve görünür kılınması amacıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde yürütülmekte olan proje kapsamında düzenlenen sergide, İstanbul’da 1990 yılından bugüne çeşitli kültürel grupların yayımladığı gazete ve dergilerden örnekler sunulurken, bazı gazete ve dergilerin mutfağına girilerek hazırlanan video çalışmaları da görülebilecek. Koordinatörlüğünü İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Bülent Bilmez’in yaptığı proje kapsamında, geniş bir koordinasyon ve araştırma ekibi tarafından hazırlanan sergi, ayrıca çoğul medyalardan içerik örneklerine, toplulukların yayıncılık faaliyetlerinin tarihsel gelişimine, Türkiye’de genel olarak basın üzerindeki politikaların topluluk medyalarına etkilerine dek

Geçen haftaki yazımıza devam ediyoruz. Yol genişletme çalışması nedeniyle Pangaltı Ermeni Mezarlığı’ndan alınmak istenen arazi parçası ile ilgili neler yaşandığına biraz daha yakından bakacağız. Geçen hafta da belirttiğimiz gibi, orijinal gazetelerde, tarihlere iki farklı rakam ile, ilki Julyen takvimi, ikincisi ise Gregoryan takvimine göre, 13 günlük standart farkla yer verilmiştir.

Amacımız iki hafta sürecek çalışmamızda Pangaltı Ermeni Mezarlığı'nın tarihçesini ele almak değil. Mezarlıkla ilgili dönüm noktalarını, ana tarihlerini hatırlayıp, en önemli kırılmanın yaşandığı 1912 Ocak-Mart ayları arasında yaşananları detaylı olarak sergilemekle sınırlı kalacaktır. İki üç satırlık yorumumuza ise ikinci yazımızın sonunda yer vereceğiz.