Fırat Kalkanı: "Esas hedef Kürtler"

“Fırat Kalkanı” operasyonunu, uzun yıllardır Suriye, IŞİD ve Ortadoğu çalışmaları yapan, alanda birçok yetkiliyle görüşen konunun uzmanı Dr. Deniz Çifçi’ye sorduk.

Türkiye, Çarşamba sabah saat 04.00’te IŞİD’in elinde bulunan Suriye’nin Cerablus kasabasına yönelik bir askeri operasyon başlattı. “Fırat Kalkanı” ismi verilen operasyon, top atışlarıyla başlarken, saat 11.00 sularında Türkiye Silahlı Kuvvetleri, sınırı geçerek Cerablus’a girdi. Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) mensup 1500 civarında savaşçı da TSK ile birlikte hareket etti.

Suriye Dışişleri’nden "Tankların sınırı geçmesi egemenliğimizin ihlali" açıklaması yapıldı. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in Türkiye geldiği güne denk getirilen operasyon için Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Bir an evvel demokratik güçlerin içindeki YPG unsurları da Fırat'ın doğusuna geçmelidir. Aksi takdirde Türkiye gereğini yapacaktır” dedi. Suriye'deki Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) Eş Başkanı Salih Müslim ise operasyonu “Türkiye Suriye batağında. DAİŞ gibi yenilgiye uğrayacaklar” sözleriyle eleştirdi. “Fırat Kalkanı” operasyonunu, uzun yıllardır Suriye, IŞİD ve Ortadoğu çalışmaları yapan, alanda birçok yetkiliyle görüşen konunun uzmanı Dr. Deniz Çifçi’ye sorduk.

Cerablus’a IŞİD’i temizlemek için girildiği ifade ediliyor ama hemen arkasından Kürtlerin Fırat’ın batısına geçmemesi konu ediliyor. Cerablus operasyonunun amacı gerçekte nedir?

IŞİD Türkiye’nin yakın vadede tehdit olarak gördüğü bir örgüt değil. Evet IŞİD tüm dünya için tehdit ama Türkiye için daha öncelikle tehditler söz konusu. Kısa vadede Suriye ve Ortadoğu yeniden şekillenirken, Türkiye için temel tehdit, Kürtlerin Suriye’nin kuzeyinde oluşturduğu ve topraksal zemine dayanan federal bir siyasi modeldir. Türkiye özellikle Kürtlerin Mimbiç’i almasından sonra Afrin ve Kobani kantonlarını birleştireceğini ve böyle bir birleşme olursa, Kürtlerin oradaki otonomisini bir daha sınırlandırma imkanı olmayacağını biliyor. Ve bu olmadan Cerablus’a girerek, orayı kendisine yakın askeri gruplarla doldurmak istiyor. Yani Kürtlere bir baskı yapıp oluşacak bir Afrin-Kobani hattını engellemek. Bütün hikaye bu.

Yani amaç Kürtlerin ilerleyişini durdurmak mı?

40 gün önce Irak’taydım. Yetkili birçok kişiyle konuştum. Herkes ağız birliği etmişçesine şunu söyledi: “Evet Kürtler Suriye’de kahramanca savaştı ama zaten almaları gereken maksimum otonomidir ve bunu da aldılar. Ötesi artık dengeleri değiştirir.” Bu noktada Kürtlere bir nevi dur deniliyor. Ama Kürtler burada topraksal bir federalizm istiyor, bu topraksal federalizm söz konusu olduğunda Rusya ve İran karşı geliyor. Esad ve Türkiye zaten temelden karşı. Amerika da bu noktada diğer ülkelerle ilişkilerine bağlı olarak esnek davranabiliyor. Durum bu. Kürtler de bunu görüyor.

Görüyor ama fazlaca adım atamıyor mu?

Esad güçleri 20 Ağustos’ta ilk defa Haseke’de iki mahalleyi bombaladı ve Araplara ‘Ayağa kalkın, hareketlenin’ çağrısı yaptı. Esad biliyor ki, birkaç bombalama ile oradaki Kürtleri yok edemez ama bu Türkiye’ye bir mesajdır: ‘Sen benim geçiş sürecinde iktidarda kalmamı kabul edersen, -ki Türkiye kabul etti bunu- ben de senin çıkarların doğrultusunda PYD’nin karşısına çıkarım. Yani birlikte Kürtlerin topraksal otonomi taleplerine karşı koyabiliriz!’ Türkiye’nin Cerablus’a girişini bu anlamda yorumlamalı. Türkiye ve İran, Esad konusunda anlaşmış. Suriyeli yetkililer de söyledi: Eğer Türkiye ve İran anlaşırsa, Rusya onlardan yana tavır alır diye. Kürtlerin siyasal anlamda destek alabileceği tek ülke ABD. Ama Amerikalılar da karşılarında Türkiye, İran ve Rusya cephesi olunca Kürtlere ne kadar destek verir bilinmez. Amerika çünkü Kürtlere sınırlı bir destek veriyor, tam açık çek vermiyor. Görüştüğüm bir PYD yetkilisi, “Amerika şu an bizi yanıltma noktasında” dedi. Bunun dışında Kürtlerin destek alabileceği çok fazla bir güç yok. Ayrıca Kürtler arasında da bir çatışma var. Kürdistan Demokrat Partisi, PYD’ye karşı politika izliyor. Barzani’nin Ankara gezisi de bunu gösteriyor. Dolayısıyla Kürtler yani PYD, hem içeride hem de bölgesel olarak belli oranda yeniden yalnız bırakılmış  durumda.

Bu durumda Kürtler ne yapacak?

Silahlı güçlerine güvenip, Amerika’nın da kısmi desteğiyle silahı omzuna alıp savaşabildiği kadar savaşır ve El-Bab üzerinden Afrin-Kobani kantonlarını birleştirir. Ki bu, ABD ve Rusya’nın desteği olmadan çok zor. Ama buna göz yumarlarsa PYD bunu başarır ve federalizmi kurumsallaştırırlar. Aksi halde Cerablus bölgesi IŞİD’ten temizlenir ve oraya ÖSO ve ona yakın güçler yerleştirilirse, burası tamamen Türkiye’nin denetimine geçer. Nitekim Türk ordusunun bugün tanklar ile vurduğu ve IŞID’in terk ettiği yerlere ÖSO yerleşmeye başladı.  Eğer ÖSO ve ona yakın güçler Cerablus’ta güç yığılması yaparsa, ileride Afrin Kantonu’na saldırma ihtimalleri de var. Sonrasında ise Kürtleri sadece Kobani-Kamışlo hattına sıkıştırıp orada bırakırlar. Şöyle de bakmak lazım: Cerablus’a yerleşecek olanlar sadece ÖSO değil, Cerablus üzerinden Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve birçok güç yerleşecek. PYD’nin bunların hepsiyle mücadele etmesi imkansız.

TSK’nın orada kalma ihtimali var mı sizce?

Türkiye oraya asker konuşlandırsa herkes çok iyi biliyor ki, Türkiye’nin amacı orada topraksal bir işgal değil, sadece orayı Kürtlerden arındırmak. Dolayısıyla Türkiye asker konuşlandırsa bile, Esad buna karşı çıkmaz. Ama ne olur? Türkiye’ye yakın güçlerin denetimine bırakılır oralar. Belli bir dönemden sonra, güç üstünlüğü elde edildikten sonra, Türkiye oraları terk eder ve Türkmenlere ya da Türkiye’ye yakın ve Batı’nın kabul ettiği silahlı gruplara bırakır.

Peki TSK ile Kürtlerin çatışma durumu olabilir mi?

YPG, Cerablus’ta alan açmadığı için bir çatışma ihtimali yok. Türkiye’nin de Kobani ve Afrin’e yaklaşacağını tahmin etmiyorum. Öyle bir yaklaşım olmadığı sürece çatışma olmaz. Kürtler için şunu tekrar edeyim: Kürtler çok iyi biliyor ki IŞİD; Azez, Cerablus ve Mare hattından çıkartılır, El Bab bölgesine kadar orası IŞİD’ten temizlenir ve ÖSO ve ona yakın gruplar oraya yerleştirilirse, PYD bir daha Kobani ile Afrin’i birleştiremez. PYD de bunu bildiği için muhtemelen ABD’den destek isteyecektir. ABD yeşil ışık yakarsa, El Bab üzerinden saldıracaktır, o alan açarken eğer tanklar ya da ÖSO karşılık verirse o şekilde bir savaş çıkabilir. Bunun dışında PYD ile Türkiye arasında bir  çatışma çıkacağını tahmin etmiyorum. Bu noktada Kürtlerin (PYD) beş yıllık kazanımlarını birleştirip topraksal otonomiyi sağlamlaştıracaklar ve bunun içinde El Bab üzerinden hareket edip Afrin ve Kobani’yi birleştirmeye çalıştıracaklarını  tahmin ediyorum. Ya da bu olmazsa Suriye’de Kobani-Kamışlo hattına sıkıştırılacaklar. Tekrar edersem, Suriye’de doğrudan Türkiye ile PYD arasında bir çatışma çıkmaz. Türkiye’nin desteklediği ÖSO, Türkmenler ile PYD arasında olabilir. 

Kategoriler

Güncel Gündem



Yazar Hakkında