Ermeni toplumunun nüfusu azalıyor, kronik erimeye çözüm aranıyor

Türkiye Ermenileri Patrik vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, Episkopos Sahag Maşalyan, Vakıflar Genel Meclisi Azınlık Vakıfları Temsilcisi Doç. Dr. Toros Alcan, Samatya Surp Kevork Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Yesayi Demir nüfus tartışmalarına ilişkin Agos’a konuştu.

Türkiye’de son 100 yıldır Müslüman olmayan toplumlarının sayısı giderek azalıyor.  Yüz binlerle, hatta milyonlarla ifade edilen nüfus, şimdilerde on binlerle, binlerle ifade edilir oldu. Müslüman olmayan toplumların nüfus sayıları ve demografik yapıları, nüfus eğilimleri konusunda bilimsel veriler yok. Ve bu  toplumların nüfus konusundaki endişeleri artarak devam ediyor. 

Geçtiğimiz hafta Samatya Surp Kevork Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Yesayi Demir, sevgi sofrası için düzenlenen toplantıda Ermeni toplumu açısından ölüm ve vaftiz oranlarına ilişkin bilgiler paylaşmıştı.  Demir,  “Geçen sene 647 kişi cemaatimizde hayatını kaybetmiş, 142 Bısag (düğün), 120 vaftiz yapılmış. Bu rakamlar önemli bir gerçekliği işaret ediyor. Her yıl nüfusumuz en az beş yüz kişi azalıyor. Bunun üzerinde düşünmemiz gerekiyor” açıklamasına bulundu. Bu sözlerle Ermeni toplumunun nüfus konusundaki endişeleri yeniden gündeme geldi. 

Türkiye Ermenileri Patrik vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, Episkopos Sahag Maşalyan, Vakıflar Genel Meclisi Azınlık Vakıfları Temsilcisi Doç. Dr. Toros Alcan, Samatya Surp Kevork Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Yesayi Demir nüfus tartışmalarına ilişkin Agos’a konuştu.

Ateşyan: ‘Aileler önlem almalı’

Türkiye Ermenileri Patrik vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, geçen yılın vaftiz düğün ve cenaze rakamlarını Agos’a açıkladı. Ateşyan, geçtiğimiz yıl 268 vaftiz, 155 düğün ve 501 cenaze yapıldığını söyledi.

Konuyu vaazlarında sık sık dile getirdiğini söyleyen Ateşyan, şöyle konuştu:     

“İlk olarak ailelerin önlemlerini alması lazım. Aileler çocuklarını okullarımıza göndermezse, korolara, derneklere, Ermeni gençlerinin çevresine göndermezse olacağı budur. En baştaki yaramız bu. Daha sonra derneklerimizin gençleri toplaması gerekli. Hangi proje altında toplayacaklarsa toplasınlar, mühim olan onların toplanması. Okullarda cemaatimize göre eğitim verilmesi gerekiyor. Bu konuda Patrikhanenin yapacağı pek fazla bir şey yok.  Biz vaazlarımızda konuşuyoruz. Derneklerin, koroların ve okulların çalışması lazım. Ama en önemlisi ailelerin teşvikidir. Çocuklarını bir Ermeni gibi yetiştirmeleri gerekiyor. Kültürlerini, tarihlerini ve inançlı olmayı onlara aşılatmak lazım” 

‘Bilimsel çalışma gerekiyor’

Vakıflar Genel Meclisi Azınlık Vakıfları Temsilcisi Doç. Dr. Toros Alcan da nüfus konusunda kronikleşmiş bir azalma olduğuna dikkat çekiyor. Alcan bu konuda bilimsel bir çalışma yapılarak geleceğe dönük senaryoların ortaya çıkartılması gerektiğini söyledi.

Alcan şunları dile getirdi:

“Vaftiz ve ölüm konusundaki veriler önemli veriler, ancak daha bilimsel verilere ihtiyaç var. Sadece bir yılın doğum ve ölüm oranlarına bakmak, tek başına bilimsel bir öngörü sağlamıyor. Demografik olarak bir çalışma yapılması gerekiyor. Mesleki durumlar, yaş ortalamaları, aile başına düşen çocuk sayıları gibi verilere ihtiyaç var. Bu verilerle geleceğe bakmak gerekiyor. Ermenistan’da benzer çalışmalar yapılmış. Aynılarını burada yapmak gerekiyor. Sosyologlarla çalışmamız gerekiyor.”

‘Seçimler için nüfus verilerine ihtiyacımız var’

Alcan; Vakıfların yönetim seçimleri, Patriklik seçimleri gibi seçimlerde de bu verilere ihtiyaç duyulacağına işaret etti.

“Kronik bir azalma var. Okullardaki öğrenci sayılarına bakarak konuşacak olursak, çok hızlı bir düşüş yok, ama azalma var. Merkezi bir çalışmaya ihtiyacımız var. Profesyonellerden oluşan bir ekiple çalışma yapmak gerekiyor. Vakıflararası Dayanışma Platformu (VADİP) bu çalışmayı organize edebilir. Nüfus konusundaki çalışmalar oldukça elzem. Bu verilerin toplanması, saklanması gibi hukuki tartışmalar da olacak. Bir yandan bunları da yapmak gerekecek.

Nüfus artışı konusunda dünyadaki modellere bakılabilir. Çeşitli teşvikler hayata geçirilebilir. Hastanenin doğumhanesi var.  Bir fon yaratılarak ekonomik durumu olmayanlar için doğum konusunda destek verilebilir. Zaten ekonomik zorluk çeken çocuklarımızı okutabiliyoruz. Tek başına sorunu çözer mi, bilinmez, ama ekonomik zorluk çeken ailelerimizi çocuk yapmak konusunda desteklemek gerekir.”

Maşalyan: ‘Destek vermek gerekiyor’

Episkopos Sahag Maşalyan ise kimseye ders vermek durumunda olmadıklarını, ancak önerilerde bulunabileceklerini söyledi. Maşalyan, nüfus azalması konusunda şu tespitlerde bulundu:

“Nüfusumuzun artmasına masa başında karar vermememiz lazım. Halkımız sosyal, kültürel ve ekonomik sebeplerle az çocuk yapmaya karar vermiş. Karışık evlilikler halkımız için artık büyük oranda sorun değil. Bunlar halkların vereceği kararlar, bizler din adamları olarak Tanrı’nın sözünü hatırlatıyoruz. ‘Çoğalın, bereketlenin, yer yüzünü doldurun’ sözünü evlilik vaazlarımda sürekli tekrarlıyorum. Ama bu, sözcükleri aşan şeyler. Sekülerleşmiş  toplumlarda özellikle bireyselleşmeye başlandığında insanlar özel hayatlarına ve cinsel hayatlarına ilişkin olarak ‘Bu benim hayatım kimsenin karışmaya hakkı yok’ demeyi öğreniyorlar. Bu anlamda da kimseye ders verme durumunda değiliz, din adamları olarak sadece önerebiliyoruz. Dolayısıyla burada aslında temel mesele, biraz sosyolojik. Bizim çoğalmaya eğilimli halkımız Anadolu’dan gelenlerdi. Onlar iki üç çocuk yaptılar, belki da daha fazla, ama şehirleştiler. Artık şehirli insan tepkisi veriyorlar. Ve bunlara karma evlilikler ve aynı zamanda göç de eklendiğinde, yavaş yavaş bu sonuç kaçınılmaz hal alıyor.”

Cemaatin aydınları ilgilenmeli

Cemaatten seyrek olsa da çok çocuk yapmak isteyen ailelerin olabildiğini belirten Maşalyan, cemaatin o ailelere destek olması gerektiğini söyledi:

“Neler yapılabilir? Bazen seyrek de olsa, çok çocuk yapmak isteyen aileler çıkıyor. Cemaat olarak onlara destek olalım.  Okullarda çocuğu olan ve durumu olmayanlara maddi yardım yapalım, tabii bunlar da cemaatin ekonomik olarak örgütlenmesiyle ilgili şeyler. Bununla ilgili aslında din adamlarından çok entelektüeller konuşmalı. Çünkü biliyorsunuz dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan  ‘üç çocuk’ dediğinde laik çevreden çok büyük tepki aldı. Genellikle insanların dediği şey ‘Başbakan her şeyimize karışıyor’ oluyor. Aynı şey çok çocuk yapın diyen din adamlarına da yönelebilir. Dolayısıyla bizim cemaatimizin aydınları bu konuyla ilgilenmeliler. Mesela  bir panel düzenleyebilirler ve orada insanlar görüşlerini dile getirebilir. Bunun sadece dini, muhafazakâr bir konu değil, yaşamsal bir konu olduğunu cemaatimize o platformlarda aktarabilirler.  Ve böylece çok çocuk yapmanın ve üç çocuk yapmanın muhafazakarlıkla, gericilikle falan bir ilgisi olmadığı anlaşılır. Çünkü gerçekten Türkiye’de böyle bir tepki oluştu. Onun yansımalarını bizim cemaatimizde de görüyoruz. İnsanların tepkisi genellikle ekonomiden yana oluyor. Bu çok farklı boyutları olan bir şey.”

‘İslamlaşma eğilimi var’

Maşalyan 50-60 bin kişilik cemaate ulaşamadıklarını ve İslamlaşma eğilimi olduğunu belirterek, şöyle sözlerine şöyle devam etti: “Katolik Hıristiyan Dünyası’nda nüfus çoğalması var, ama Protestan Hıristiyan Dünyası’nda nüfus azalması var. Katolik Kilisesi’nde nüfus kontrolüne karşı ,doğum kontrolüne karşı refleks var. Tam tersine Protestan Batı ülkelerinde de bu özel bir meseledir, buna kimse karışmasın refleksi vardır. Bütün bunların panellerde, konferanslarda ve seminerlerde el alınması lazım. Ermeni nüfusumuzda muhakkak bir azalma var. Üstelik bu sadece doğum ölüm oranıyla da ilgili değil. Bir de bunun göçü var, karma evliliği var hatta farkında değiliz ama, İslamlaşma eğilimi var. Biz 50- 60 bin kişilik cemaatimize ulaşamıyoruz, onlar da bize ulaşamıyor. Dolayısıyla ulaşamadığımız yerlerde neler olduğunu bilemiyoruz, ama insanlar aynı zamanda evlilikler yoluyla ve başka yollarla din de değiştiriyorlar. Bir de böyle bir azalmamız var.”

Yesayi Demir: ‘Uzmanlarla çözüm bulmamız gerek’

Geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalarla konuyu gündeme taşıyan Surp Kevork Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Yesayi Demir de değişen hayat şartlarının cemaate yansıdığını söyledi:

“Modern dünyaya teslimiyetten kurtularak nüfusumuzu arttırabiliriz. Hem ruhani hem toplumsal olarak örgütlenip insanlara bu gerekliliği aktarmamız lazım. Bir ailede, bir toplumda çoğalmaktır huzur veren, ama içerisinde bulunduğumuz modern toplumda tabii ki kadınlar çalışıyor. Yardımcı olmak için, biraz konforlu bir yaşam için bu katkı gerekli. Bunun önüne geçmemiz mümkün değil. Şehirleşme, hayat şartları, çeşitli zorluklar herkes gibi bizim cemaatimize de yansıyor. Onun için bunun fedakârlık yapılması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum.”

Nüfus azalmasının birden çok sebebi olduğunu belirten Demir, uzmanlarla çalışmak gerektiğinin de altını çizdi:

“Kadınlarımızın birçoğu çalışıyor, bir kişinin çalışmasıyla idare edilemiyor artık bir ev. Bu ekonomik sebepten dolayı da birçok aile çocuk yapmayı tercih edemiyor. Herkesin gittiği yoldan gidersek çoğalmamız da es geçiliyor. Azalmamızın tek bir sebebi de yok, birçok sebep var. Kendi iç sorunlarımızda birlik ve beraberlik içinde olmamız gerek. Toplu bir örgütlenmeyle gençlere ve çocuklara yönelik bilgilendirme yapmamız gerekir. Bizim örgütlenmemizi engelleyecek hiçbir şey yok bu kararları tek elden almamız lazım. Bu durumu uzmanlarımıza danışmamız gerekir. Onlarla beraber tek elden bir çözüme gitmemizde fayda var.”

Kategoriler

Toplum



Yazar Hakkında

1992 İstanbul doğumlu. Agos foto-muhabiri. Ermeni toplumu gündemi, sosyal etkinlikleri ve yaşamı üzerine haberler yapıyor.