Patrik seçimine müdahale Dini Özgürlükler Raporu'nda

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı 2016 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu'nda, Türkiye Ermenileri Patrik seçimine devlet tarafından müdahale edildiği de raporda yer aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 19 yıldır geleneksel olarak yayınladığı Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu’nun sonuncusu 15 Ağustos salı günü yayınlandı. Yayınlanan raporda Türkiye’ye ilişkin eleştiriler de yer alıyor. Türkiye Ermenileri Patrik seçimine devlet tarafından müdahale edildiği de raporda yer aldı. 

199 ülkeyi kapsayan ‘2016 Uluslararası Dini Özgürlükler’ raporunun en vahim boyutunun Suriye ve Irak’ta dini kullanarak katliamlar olduğu belirtildi. 2016 raporunun Türkiye bölümünde ise 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kamuoyunda hakim olan atmosfere yer verildi.

Raporun Türkiye’yle ilgili bölümünde ise Sur’un kamulaştırılan kiliseleri, mülk iadelerine yaşanan sorunlar, Türkiye Ermenileri Patrik seçimine dönük devlet müdahalesi ve Ruhban Okulu’nun kapalı olmasına ilişkin tespitler yer aldı. 

Alevilere ve Yahudilere dönük artan nefret söylemi, zorunlu din dersleri de rapora girdi. 

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde kiliselerin kamulaştırılması raporda geniş yer aldı. Çatışmalarda büyük zarar gördükten sonra kamulaştırma yoluyla el konulan kiliselerin bir an önce bağlı oldukları vakıflara iadesine yönelik beklenti olduğu vurgulandı.

Ayasofya’nın birlikte yaşamanın sembolü olarak muhafazasının önemi de raporda ısrarla altı çizilen konulardan biri oldu. 

Raporda yer alan tespitler şöyle,  

90 Bin Ermeni, 2 bin Rum

*Gayrimüslim gruplar çoğunlukla İstanbul ve diğer büyük şehirlerde yaşıyor. Net sayılarını bilmiyoruz ama cemaatlerin kendilerindeki verilere göre yaklaşık 90 bin Ortodoks Ermeni var; bunların 60 bini vatandaş, 30 bini ise yasadışı göçmen. Türkiye’deki diğer gayri-Müslim toplulukların sayıları şöyle; 17 bin Yahudi, 25 bin Roman Katolik, 25 bin Suriyeli Ortodoks (Süryani olarak da bilinirler), 15 bin Rus Ortodoks (yakın zamanda Rusya’dan göç edip oturma izni alanlar), 10 bin Bahai, 22 bin Yezidi, 5000 Yehova Şahidi, 2000 Ortodoks Rum. Mormonlar ise Türkiye’de yaklaşık 300 üyesinin olduğunu tahmin ediyor.

Mor Gabriel iade bekliyor 

*Türkiye Hükümeti’nin açıklamasına göre, 2003- 2014 yılları arasında yaklaşık 2,5 milyar lira değerinde olan binden fazla mülk iade edildi veya bedeli geri verildi. Örneğin 2013 yılında Mor Gabriel Manastırı’nın 244 bin metre karelik bölümü Süryani Vakfı’na iade edildi. Fakat Mor Gabriel’le bağlantılı diğer davalar hala AİHM’de görülmeyi bekliyor, bu davaların arasında Süryani toplumuna ait 320 bin metrekarelik bir parselin daha iade edilmesi talebi var. 

Kamp Armen 

*Türkiye Hükümeti’nin verilerine göre 2015 itibariyle mülk iadesi için yapılan 1560 başvurudan 33’üne mülkleri geri verildi, 21’i içinse tazminat ödendi. Örneğin 2015’in Ekim ayında Mardin’deki Mor Hananya Manastırı’nın büyük bir kısmı iade edildi. Aynı ay, 175 günlük bir direnişin ardından Kamp Armen de (Gedikpaşa) Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı'na iade edildi. 

Tazminat gecikmesi

*Azınlık cemaatlerinin verilerine göre, 2011’den beri Türkiye Hükümeti’nin yapılan iade taleplerinin bin tanesi geri çevrildi. Cemaatler ayrıca tazminatların yetersiz olmasından ve gecikmeli ödemelerden şikayetçi. Hükümetin iddiasına göreyse gecikmelerin nedeni mülkiyet hakkının ispat edilmesinde yaşanan sorunlar.

*Patrik seçimi 

Türkiye Hükümeti, Ekümenik Patrik’in seçildiği Rum Ortodoks Kutsal Sinod’una sadece Türkiye vatandaşlarının üye olabileceğine dair şart koşmaya devam ediyor. 2010 yılından beri, 30 yabancı Metropolitin çifte vatandaşlığı onaylandı. Hükümet ayrıca Ermeni Patrikliği’nin seçim sürecine de müdahale etti.  

Ruhban Okulu

*Türkiye hükümeti ayrıca dini azınlıkların ruhban yetiştirme imkanı olduğu gerçeğini de reddediyor. Heybeliada Ruhban Okulu 1971 yılından beri kapalı. Ermeni toplumu da 16 okulu bulunmasına rağmen Ruhban okulu eksikliği çekiyor.  

Kimlikte din hanesi  

*2010 yılında AİHM’in kimlik kartlarında din hanesinin Avrupa Konvansiyonu’nu ihlal ettiği yönündeki kararının ardından Türkiye hükümeti 2015 yılında, din hanesinin kimlik kartından kaldırılmasına yönelik bir yasayı kabul etti. Fakat 2016’da dağıtılmaya başlanan yeni kimlik kartlarında yer alan mikroçipte, zorunlu olmasa da din bilgisi yer alabilecek. Bu durum, kendisini ‘Müslüman’ olarak tanıtmayan kişilerin otomatikman dini azınlık sayılabileceğine, bunun da önyargıyı besleyeceğine dair kaygılar oluştu.



Yazar Hakkında