Kınalıada çocuk kaçırma girişimiyle sarsıldı

Uzun süredir güvenlik sorunlarını yaşandığı Kınalıada son olarak çocuk kaçırma girişimine sahne oldu. Olay 12 Ağustos Pazar günü Kınalıada Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi ile Kınalı Çocuk Kampı arasındaki sokakta 17:25 sıralarında meydana geldi. Piyano eğitimi için kiliseye giden 10 yaşındaki bir çocuk çıkışta eşgali belli olmayan üç kişi tarafından kaçırılmaya çalışıldı. Kimliği belirsiz ve kapşonlu kişilerin çocuğu ‘gel sana şeker verelim, seni manastıra götürelim, bizimle gelmezsen seni kaçırırız’ sözleriyle tehdit ettiği öğrenildi. Üç şahısla birlikte manastırın yokuşunu çıkarken çocuğun kolundaki akıllı saat ile annesini arayıp yardım istediği daha sonra da kendisini götüren şahısların elinden kurtularak evine gittiği öğrenildi. Kınalada Platformu Başkanı Nurhan Çetinkaya ‘facebook’ hesabından görüntülü bir yayın yaptı ve çocuğun ailesinin olaya dair yazdığı mektubu paylaştı. Konuya ilişkin Adalar Karakolu’nun soruşturma başlattığını ve şahısların halen yakalanamadığı öğrenildi.

Olayın yaşandığı sokakta kiliseye ve kampa ait kameraların olay anını görüntüleyemediği belirlendi. Ailenin yazdığı mektuptan kameralardan birinin sadece yerdeki parkeleri görüntülediği ortaya çıktı. Aile sokakta kameralar açısından bir güvenlik  zafiyeti olduğunu dile getiriyor. Agos’a bilgi veren çocuğun ailesi “Kameralar sokağı gören şekilde düzenlenmiş olmalıydı” diyor. Olay yerinde şahıslara ait herhangi bir görüntünün olmayışı soruşturmayı genişletmeyi engelliyor.  

Ailenin yazdığı mektup

Olay günü yaşananları çocuğun annesi şu şekilde anlattı:

“Pazar sabahı Asdvadzadzin Yortumuz münasebetiyle kilisemize çıktık. O kadar güzel bir ortam vardı ki, ayin çıkışı hep birlikte halaylar çektik. Saat 14.00’e doğru evimize indik. Akşam abimler bize yemeğe geleceği için hazırlık yapıyorduk. Konservatuvar sınavlarına hazırlanan oğlum haftada birkaç gün kilisenin alt salonuna piyano çalışmaya gider gelir. Ben de yine vakti değerlendirmesi adına oğluma kiliseye gidip çalışabileceğini söyledim. İçinde notaları ve ‘wiki watch’ akıllı saati bulunan sırt çantasıyla saat 16.20 gibi kiliseye gitti. Kiliseden saat 17:25 gibi çıkmış. 17:29’da oğlum beni aradı. Çok telaşlı ve korkmuş tiz bir sesle ‘mama beni şimdi kaçırıyorlar, doğru söylüyorum, yardım edin, telefonumu kapattırıyorlar’ dedi ve anında kapandı telefon. Eşim fırlıyor evden, 30 saniye sonra da ben. Oğlum telefonda ayrıntı vermediği için aklıma hemen iskelelere koşmak geliyor. Önce vapur iskelesine bakıyorum gelen giden vapur olmadığını görünce, bir taraftan da motor işlemesini kesiyorum, o anda bir motorun kalkmak üzere olduğunu görünce var gücümle koşup ‘motoru kaldırmayın’ diye bağırıyorum, bir yandan da hala oğlumu arıyorum fakat ulaşamıyorum, çünkü meşgule alıyor, veya kapatıyor. O anda geçen 4-5 dakika azap gibi. Motorun içinden eşimin çıktığını görüyorum, meğer o da motorun içini aramış. Tüm bu yaptıklarımız oğlumdan yeri ve durumu hakkında ayrıntılı bir bilgi alamayışımızdan ötürü oldu. Beş dakika sonra oğlumdan telefon alıyorum: ‘mama ben eve geldim’ diyor. O anda bir sinir boşalması yaşıyorum tabii.”

Olay anı

“Oğlumun yaşadıklarına gelince, durumu bir bir anlatıyor. Saat 17.25 gibi kilisenin kapısından çıkıyor, kampın bahçe kapısına doğru yürüyor. Kapıdan içeri doğru bakarken, karşı kaldırımda saklanıyor şekilde 25-30 yaşlarında 3 erkek şahıs kapşonlarını tamamen yüzlerine örtmüş şekilde oğlumun yanına yaklaşıyor, ‘Gel sana şeker verelim, seni manastıra götürelim, bizimle gelmezsen seni kaçırırız’ diyorlar. Bizimki hayır diyebiliyor sadece.. Her zaman sık sık başına buna benzer bir durum gelirse avazı çıktığı kadar bağırıp etraftan yardım istemesi gerektiğini hatırlatırız. Kendisi de korkudan sesini çıkaramamış. Kilisenin yokuşundan yukarı 3 şahıs önde oğlum arkalarında çıkmaya başlamışlar. Bu arada oğlum saatinden beni aramış ve kaçırıldığını söylemiş, bunu duyan şahıslar ‘telefonunu kapat hemen’ demişler. Bu yüzden de gelen telefonları 'no'lamışlar. 3-5  adım yukarı doğru yürümüşler, hemen oğlum arkasını hızla dönmüş ve arkasına bakmadan koşarak yokuş aşağı kaçmış.”

Kayıtlarda görünmüyor

“Akabinde polislerle irtibata geçiyoruz, oğlumu da alıp kilisedeki kamera kayıtlarına bakıyoruz. Kilise yönetimi ve Komsek Alarm Şirket sahibi Artun Bey sağolsunlar hemen yardımcı oldular. Fakat kilisenin sokağa bakan kamerasında sadece oğlumun görüntüleri, hatta yokuş aşağıya koşuş görüntüleri var. Olayın gerçekleştiği, yani 3 şahısla muhatap olduğu bölgeye bakan herhangi bir kamera gözü olmadığından, şahısların eşgaline ulaşamıyoruz. Olayın olduğu yer: Kirkor Cambazyan bahçe kapısının karşı kaldırımı ve o sokağın başlangıcı..”

“Kilise yönetimi ve Komsek yetkilisinin de verdiği bilgiden, kilise kapısından yukarı doğru çıkan yokuşa bakan, yetimhaneye ait kamera gözünün yönünün yere taşlara baktığını öğreniyoruz. Yetimhaneye ait olan ana bina ve bahçesinin etrafındaki tüm sokaklarda kamera gözü olmaması bizleri şaşırtıyor.”

“Eşgalleri sadece oğlum anlatıyor, öte yanda kamera görüntüleri olmadığı için emniyet memurları yapılacak pek de bir şey olmadığını söylüyorlar. Biz ailesi olarak, yine şanslı hissediyoruz kendimizi, en azından en ufak bir fiziksel temas yaşanmadan sadece 2-3 dakika içinde yanlarından kaçabilmiş, akıllı saati yanında ve beni arayabilmiş.”

‘İlk defa yaşanmıyor’

“Böyle bir olay ilk defa gerçekleşmiyor maalesef. Bu olaydan sonra konuştuğumuz birçok evlat sahibi insanlar da buna benzer olaylar yaşadıklarını itiraf ediyorlar. Özellikle kilisemiz kapısı önüne gelip zaman zaman çocuklarımızı rahatsız ediyorlar.  ‘Kinder sürpriz ister misin, nasıl çikolata istemezsin yahu’ vs diyenlerden tutun da, sokak kaldırımlarında çeşitli satışlar yapan çocuklara fiziksel müdahale edenler oluyor.

“Polis memurlarımız 3 veya 4 kişi yetkili oldukları için özellikle hafta sonları yetişemediklerini, adamıza daha fazla sayıda memur vermediklerinden şikayet ettiler dün.”

“Yaşadığımız bu son derece tatsız olayın arkasının bırakılmamasını, emniyetimizin civardaki evlerde olası kamera görüntülerini taramalarını, tüm kamera kayıtlarının 1 saat öncesi ve sonrasına bakmalarını istiyoruz.”

“Bu şekilde iğne üstünde yaşamayı hiçbir canlı haketmiyor. Adalar’da son derece yetersiz güvenlik önlemi olduğunu yıllar yılı söyledik durduk. Bu olaylar, ciddi olaylardır. Özellikle şüphelilerin kamera gözünün bulunmadığı yerde durmaları, tüm yüzlerini kapatmaları, ve önemli bir ayrıntı, ‘manastır’ kelimesini kullanmaları çok enteresan detaylardır. Adanın tepesinde manastır olduğunu bilenler ancak ada sakinleridir. Tüm bu detaylar oldukça ürkütücüdür.”

“Dün akşamdan itibaren dostlarımızdan, etrafımızdan, herkesten aldığımız telefonlar ve mesajlar için çok teşekkür ederiz. Bu konuda birlik olup imza toplamaya kadar gitmeliyiz, anonslar yaptırmalıyız.”

Agos’a bilgi veren Krikor Lusavoriç Kilisesi Vakfı Başkanı Levon Şadyan, çok sayıda kamera olduğunu bunlara sokağı tamamen gören bir kamera daha ekleyeceklerini söyledi. Gazturman Galan Kampı Yönetim Kurulu Başkanı Azniv Mezaduryan ise kampta 22 kamera olduğunu sokağa bakan kameranın muhtemelen çöp kamyonu geçişi sırasında ya da şahıslar eliyle yönünün değiştiğini, kameranın tekrar eski açısına getirildiğini söyledi. 

 

‘Birileri tarafından yönlendirildiğini düşünüyorum’

Konuya ilişkin Kınalıada Platformu Başkanı Nurhan Çetinkaya Agos’a açıklamalarda bulundu. Çetinkaya şahısların adada bulunan bazı kişiler tarafından yönlendirildiğini iddia etti:

 “O üç tane adam kilisenin çevresinde ne arıyor? Kampın orada konuşlanmışlar çocuk tam eve döneceği sıra karşısına çıkmışlar. Burada bir hedef var, kampın, kilisenin, manastırın yerlerini herkes bilmez. Bu adamlar adalı olmasa bile ada içerisinde bu şahısların birileri tarafından yönlendirildiğini düşünüyorum. Normal birisi elini kolunu sallayarak o kampın yerini bulamaz. Biz emniyetimize güveniyoruz, iyi bir emniyet müdürümüz var. Çalışmalar devam ediyor, ama biz aileler olarak ve kurumlar olarak kamera konusunda hassasiyet göstermemiz gerekiyor. O kameralar çalışsaydı bugün şahıslar yakalanmış olabilirdi. Bu konuya kurumlarımızın daha fazla hassasiyet göstermesi gerekli. Geçen yıl hatırlanırsa hırsızlık olayları çok fazla artmıştı ve girilen evler de durumları iyi olan kişilerin evleriydi. Dışardan gelen insanlar bunu bilemez kesinlikle bu şahıslar ada içerisindekilerin yönlendirmeleriyle çalışan kişiler. Ada, eski ada değil, ada sakinleri de eskisi gibi değil.”

 




Yazar Hakkında

1992 İstanbul doğumlu. Agos foto-muhabiri. Ermeni toplumu gündemi, sosyal etkinlikleri ve yaşamı üzerine haberler yapıyor.