Bellek Çukuru: İzmir yangını ve İzmir'in yeniden 'inşa'sı

1922 yangınından önce, Ermeni ve Rum mahallelerinin, kiliselerin olduğu alan, yangından sonra bir enkaz yığınına dönüşmüş ve Belediye Başkanı Behçet Uz ile bu alan, panayır ve eğlence alanına dönüştürülmüştür.

GÖZDE YILMAZ

13 Eylül 1922 İzmir yangınıyla birlikte, İzmir demografisi değişmiş ve şehrin hayatta kalan gayrimüslimlerinin çoğu, İzmir'i terk etmek durumunda kalmış, şehir yangından sonra bir enkaz yığınına dönmüştür. Yangın ile birlikte yok olan gayrimüslim yerleşim yerleri ve yapıları tekrar şehre kazandırılmamış, bu mekânları unutmak Türklük-Sünnilik kimliğinin inşası bakımından ‘’gerekli’’ görülmüştür. Yangından kalan gayrimüslim malları da, emval-i metruke kanunlarını takiben, deyim yerinde ise, kapanın elinde kalmıştır. Yanan yapılardan geriye yangın sonrasına, Rum emval-i metrukesi  (1) olarak 10.600 hane kaydedilmiştir. (T.B.M.M. Zabıt Ceridesi, Cilt: 9. Devre II, İçtima II. Ankara, 1975, s. 61). 18 Haziran 1924 tarihinde, Anadolu Gazetesi'nde yer alan haberde, Milli Emlak Müdürü Hasan Fehmi Bey'in yaptığı açıklamada, Emval-i Metruke Kanunları dâhilinde, mübadeleye tabi olanların metruk malları 10678 hane, 2173 dükkân ve mağaza, 79 fabrika, 2 hamam, 1 hastane; Ermeni ve Yahudilerden kalma mal ise, 1600 hane, 648 dükkân, 10 fabrika olarak belirtilmektedir. Emval-i Metruke Kanunları'na tabi edilen malların, kapanın elinde kalmasına dair yapılan uygulamalar alay konusu dahi olmuştur, 1929 yılında İskân Müdürü Münür Bey'in bir İskân Şarkısı kaleme almasına dair üretilen haber buna örnektir.

Herkesin yâri kolunda gider
İskân işleri de yolunda gider
Bütün muakkipler, iş sahipleri
Dairenin sağında solunda gider

İşler çok diyorlar sahidir bu söz
Evrak imzasından yoruldu bu göz
Ömür biter fakat iskânda işler
Tükenmez çalışsan geceyle gündüz

Günde bin istida bin tomar evrak
Kimisi bağ ister, kimisi konak
Bıktım bu bitmeyen isteyişlerden
İskân işlerini ikmal ede hak. (Anadolu Gazetesi, 10 Mart 1929 Sf:1). 


“Yeniden inşa”

İzmir'in (Barış Ünlü’nün kitabına verdiği ismi anarak) "Türklük Sözleşmesi'’ne göre yeniden inşasının planlanması, Fransa'da kurulan ''İzmir'i Yeniden İnşa Etme Derneği''nin bu konunun teknik yönlerini Rene Danger'e inceletmesi ile başlamış, plan 1925'te bitip belediyeye sunulmuştur. Yapılar, Türklük savının mimari yoluyla tasdiklenmesi üzerinden tasarlanmışlardır. Bu hususta o kadar ilerleme kaydedilmiştir ki, 1935 yılında İzmir'e gelen bir gözlemci, durumu şöyle tanımlamıştır; 

''Kordon üzerinde önceleri Fresfild ve Avcılar kulüplerinin bulunduğu yer ile İris Sineması ve Francıyakomo Oteli ile Kafekosti ve Barrestoran Krameri park haline dönüştürülmüştür. Buna Gazi Bahçesi adı verilmiştir. Bu bahçe büyük bir zevkle düzenlenmiş ve nadide çiçek ve koyu gölgeli ağaçlarla zengin bir tarzda süslenmiştir ki, hem parkın bu göz kamaştırıcı güzelliğinden, hem de Ağustos ayı imbatlarının serinliğinden yararlanmak için, şehrin dört köşesinden insanlar buraya koşmakta. Bu bahçenin tam ortasında en çok görünen bir yerinde heyecanlı bir bakışla Akdeniz'i gösteren Mustafa Kemal'in at üzerinde tunçtan yapılmış heykeli bulunmaktadır... İzmir artık gâvur değil Türk olmuştur.''(Anadolu Gazetesi, 13 Birinci Teşrin 1935 Sf:5)

İzmir'de, 1923 yılından başlayarak yapılan isim değişiklikleri ile sokak, mahalle ve işyerleri adları birer birer Türkçeleştirilmiştir. Ahenk Gazetesi'nin 3 Ağustos 1925 tarihli haberinde; yapılan isim değişikliklerinde Rumca, Ermenice isimlerin kaldırılmasıyla, ''Mübadil İbrahim'', ''İşkodralı Davud'' gibi tabelalar kullananların tanımlamalarına da tepki gösterilmeye başlandığı ve tabelaların kaldırıldığı anlaşılmaktadır. 1923-1938 yılları arasında hız kazanan imar çalışmaları, yangın alanları üzerinde gerçekleşmiş ve Türklük ideolojisini benimseyenler için bu imar çalışmaları, gurur duyulacak, anlamlı çalışmalar olarak addedilmiştir. Örneğin, 1939 yılında İzmir'e gelen gazeteci Ulvi Olgaç, ‘’Güzel İzmir Ne İdi Ne Oldu?’’ adlı eserinde, duygularını şöyle tanımlar; 

''Bıraktığım gün Kordonun salaşlı kahvelerinde kitaralar çalınıyor, mest ve mahmur bir kalabalık Türk’e diş gıcırdatıyordu. Böyle karanlık ve siyah bir halde bıraktığım İzmir’i yepyeni ve Türkün şanlı bayrağı ile aydınlık ve sürur içinde kucaklayınca, yazmak, söylemek ve her şeyi tespit etmek ihtiyacı ile çırpınıyorum. Güzel İzmir modern, temiz bir şehir olmuş. Hazık ve çevik bir doktorun (Behçet Uz) yaptığı ameliyeler büyük muvaffakiyetle neticelenmiş, ona yeni ve taze bir hayat vermiştir... Türkün bu güzel beldesini ağyare bile beğendiren himmete benden bin tuhfei şükran... O, emirle yürüyüp gelen ordu, İzmir’i yine bayrağına ve bu güzel şehri kendi nuruna kavuşturdu. 9 Eylül 1922; işte bugünkü İzmir bu tarihten sonra başlar''

1931 yılında İzmir Belediye Başkanı olan Dr. Behçet Uz, İzmir'in yeniden inşası sürecinde rol oynayan önemli isimlerden biridir. İzmir'in ''kurtuluşu'' ve yangın üzerine yaptığı yorumlarda, üzüntü yerine adeta bayram coşkusu yaşadığı görülmektedir. Behçet Uz anılarında, yangından hemen sonrasına dair şunları kaleme almıştır; 
''Asayiş kısa sürede tesis edildi. Şehir sükûnete kavuşunca, herkes kurtuluşun zevkini çıkarmaya daldı. Yorgunluktan bitmiş ve tabanları patlamış askerler, İzmirlilerin samimi bağrında, üstün sevgi ve iltifatlarıyla bütün yorgunluklarını ve acılarını dindiriyorlar ve bu mutlu anların keyfini sürüyorlardı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bir yerde görüldüğü anda sevinç çığlıkları göğe yükseliyor ve yer gök sarsılıyordu. Bu hakikaten görülmeye değer emsalsiz manzara idi. Bu, güzel ve eşsiz Türkiye'mizin yeni bir âleme ve çağa eriştiğinin bir müjdesi idi. Yalnız kurtulan İzmirliler veya kurtaranlar değil, bütün Türkler hatta bütün Müslüman âlemi de seviniyor, bayram yapıyordu. Düşünen, yapan ve başaran kurtarıcı Mustafa Kemal Paşa İzmir'den bütün Türk ve İslam âlemlerine haykırarak, asıl çalışmanın şimdi başladığını, Akdeniz'de bundan sonra daha pek çok işlerimiz olduğunu söylüyordu'' (Sakar, 2007, s. 40).

Ermeni mahallesi eğlence alanı oldu
1922 yangınından önce, Ermeni ve Rum mahallelerinin, kiliselerin olduğu alan, yangından sonra bir enkaz yığınına dönüşmüş ve Belediye Başkanı Behçet Uz ile bu alan, panayır ve eğlence alanına dönüştürülmüştür. Bu konu ile alakalı, İzmir Enternasyonal Fuarı'nın 1937 yılındaki kapanışında Behçet Uz, bir konuşma gerçekleştirmiştir; bu konuşmada mekânın hafızası yok sayılmıştır; 
 ''Harabeler içinde medeni bir eser yaratmak kolay değildir. Herkes bilir ki herhangi bir kaderin fena bir cilvesi olarak harabe haline gelen İzmir Şehrinde, 360.000 metre kare bir sahada, 14.500 evin enkazı üzerinde yükselen Kültürpark ve İzmir Fuarı, yalnız bir şehrin yarattığı eser değildir. Dünkü harabenin üzerinde bugün yükselen medeniyet mamuresi yalnız Türkler için, bir şehrin sakinleri için değil, medeniyeti ve insaniyeti seven herkes için alkışlanacak ve gıpta edilecek bir eserdir. Bu eser, Cumhuriyetin imar sahasındaki başarısının bir numunesidir, bir delilidir...'' (Anadolu Gazetesi, 21 Eylül 1937 Sf: 5). 

13 Eylül 1922 İzmir yangınının bir kazananı yoktur. Yangını, ‘’kurtuluş’’ anlatılarının gölgesinde bırakmanın yerini, bu felakete dair yarım kalmış hikâyeleri, travmaları açığa çıkararak kolektif hafızaya, hatırlamaya ve yüzleşmeye katkı sağlamak, insan hakları hakkında farkındalık geliştirilmesine, demokratikleşmeye katkı sunmak almalıdır.

(1)14 Mayıs 1331 (1915) tarihli Kanunda, göçe tâbi tutulanların terk etmiş oldukları yerlerdeki mal, alacak ve borçları konusunda bir hüküm bulunmadığından bu boşluk, Osmanlı Devleti tarafından çıkarılan 13 Eylül 1331(1915) tarihli Ahar Mahallere Nakledilen Eşhasın Emval ve Düyûn ve Matlûbat-ı Metrûkesi Hakkında Kanun-u Muvakkat kanunu tarafından doldurulmuştur. Söz konusu kanuna göre; başka mahallelere nakledilen gerçek ve tüzel kişilerin terk etmiş oldukları malları, alacakları ve borçları, bu iş için kurulacak komisyonların her kişi için ayrı ayrı düzenleyecekleri mazbatalar üzerine, mahkemelerce tasfiye edilir.

Kaynakça
-Olgaç, U. (1939) Güzel İzmir Ne İdi Ne Oldu, Meşher Basımevi, İzmir
-Sakar, E. (2007) Atatürk'ün İzmir’i: Bir Kentin Yeniden Doğuşu, Behçet Uz, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 
-T.B.M.M. Zabıt Ceridesi, Cilt: 9. Devre II, İçtima II. Ankara, 1975, s.61

Kategoriler

Dosya