Bitkiler bizden akıllı mı?

Nuh’un gemisinde her canlı türünden bir çift olması gerekiyordu. Ancak eksik olan sadece bitkilerdi. İnsanların yüzlerce yıldır cansız varlıklar muamelesi yaptığı bitkiler, hareket edebiliyor, hissedip, düşünebiliyor, hatırlayabiliyor, hatta intikam alabiliyor. Bu yazıyı okuduktan sonra, bitkilerin zekâsını yabana atamayacaksınız. Arek Kendirli yazdı.

Yarının okul kitaplarında sıradan sayılacak şey
bugünün serüvenidir ve biz böyle olsun diye uğraşıyoruz.
Jacob Bronowski

Arek Kendirli
arekkendirli@yahoo.com

Bitkiler, yüzlerce yıl, insanlar tarafından yaşamayan cansız varlıklar olarak görüldü. Kim derdi ki onlar hareket edebilir, hissedebilir, düşünebilir, hatırlayabilir, saldırabilir, uyuyabilir?

Biraz gerilere gidelim. Epeyce gerilere. İncil’den ayetlere göre, Nuh’un gemisinde her tür kuştan, her tür hayvandan, kısaca her canlı türünden bir çift olması gerekiyor. (Yaratılış 6, 18-21) Ve daha sonra, dünyadaki bütün yaşayan varlıkları da o gemide olanlar oluşturuyor. (Yaratılış 9,8-11). Fakat bu gemide gözden kaçan çok önemli bir eksiklik var: Bitkiler. Bitkiler neredeydi? Neden Nuh onlardan birer örneği gemisine almayı düşünmemişti?

Çünkü bitkiler, hareketsiz oldukları için, yaşayan varlıklar olarak görülmüyorlardı. Ta ki, bilim dünyası hareketsizliklerinin arkasındaki gizemli kapıyı aralayana dek.

Nuh’un Gemisi (1846)- Edward Hicks

HAREKET!

Gelin, bilimsel araştırmalara, akademik makalelere ve referanslara başvurmadan, bitkilerin akıllara kolayca gelmeyecek, insanı hayrete düşüren yönlerine bakmaya çalışalım.

Önce basit gerçek: Bitkiler, çiçeklenme ve büyüme esnasında hareket ederler.

İkinci basit gerçek: Kökler yerçekimi yönünde büyürken, gövde yer çekimine ters yönde büyür genelde, ışığa yönelir.

Bunlar günlük hayattan iyi bildiğimiz durumlar. Fakat iş bu kadarla sınırlı değil tabii. Köklerinin her birinin –ufak bir bitki olan çavdarın yaklaşık 14 milyon kök uzantısı olduğunu düşünün– tekil olarak diğer köklerle koordinasyonu, oldukça karmaşık ve “zekâ” gerektiren bir meseledir. Bitkilerin kök uçlarındaki bölge, bir büyüme merkezi olarak çalışır. Aynı insanlardaki sinir hücrelerinin ürettiği gibi elektrik potansiyelleri üretir ve kanallar yoluyla iletişim kurar. Kısaca bitki hangi yöne ne kadar büyüyeceğini kendisi ayarlar.

Nasıl? Basit olana biraz yakından bakınca, işler biraz karışıyor değil mi?

Gelin şimdi bitkiler ve hareket temalı bazı örneklere biraz daha yaklaşalım.

Travolta kadar olmasa da iyi dansçı: Desmodium gyrans

Dans eden bitki mi olur demeyin? Belki sizin danstan anladığınız kadar komplike hareketler yapmıyor olabilir ama türkçe adı Telgraf bitkisi ve Semafor olarak bilinen Desmodiom gyrans, dış çevredeki değişimlere ani tepkiler verebilen bir bitki türüdür. Yanına gidip şarkı söylediğinizde veya ona bir müzik dinlettiğinizde, size nasıl tepki verdiğini görebilirsiniz hemen.

 

Küstümotu: Mimosa púdica

Dans eden bitki olur da utangaç bitki olmaz mı? Mimosa púdica, bizim yaşadığımız coğrafyada, bence kendisine çok yakışan bir isimle Küstümotu olarak bilinir. Değişen çevre şartlarına – sıcaklık, temas gibi – karşı hücre içi dengeleri korumak için hızlı tepkiler verir. Geceleri de yaprakları içe doğru katlandığı için ‘uyuyan bitki’ lakabını taşır. Uyuma mekanizmasına hayvanların dışında bitkilerin de sahip olabileceğini gösterir. Kim bilir, belki bizlerin ve botanikçilerin uyuduğu zamanlarda Desmodiom gyrans’la dansa bile çıkıyorlardır?

Sinekkapan: Dionaea muscipula

Sinekkapan bitkisini televizyon belgesellerinden hepimiz çok iyi tanırız. Onlarca etobur bitki türünden sadece biri, muhtemelen en ünlüsüdür. İç yüzeyindeki hassas tüyler sayesin de avını hisseder, kapar ve sindirir. İşini garantiye alan bu tür, enerji tasarrufu konusunda da hayli başarılıdır. Tüylerin ilettiği ilk uyarıdan sonra ikinci uyarıyı 20 saniye kadar bekler; ikinci bir uyarı geldiği takdirde kapanır; böylelikle gereksiz enerji kaybını engeller. Tüyler uyarıyı elektrik sinyalleri ile iletir, enzimler göreve başlar ve adab-ı muaşeret kurallarını iyice bellemiş bir bitki olan sinekkapan, sindirim bitene kadar ağzını kapalı tutar.

ÇOĞALABİLEN KAZANIR!

Yeryüzündeki bütün canlı varlıkların temel işlevlerinden biri de çoğalmaktır. Doğanın kanunudur, çoğalabilen tür hayatta kalır. Mevzu bahis hayat memat meselesi olunca da, herkesin elinden geleni yapması gayet normaldir.

Yine basit bilgi: Bitkilerin büyük çoğunluğu çoğalabilmek için polenlerini etrafa yaymak zorundadır. Bunu doğadan, yani rüzgârdan ve kuşlar, böcekler gibi hayvanlardan yardım alarak yaparlar.

Yamaç paraşütçüsü: Alsomitra macrocarpa

Bitkiler dans etmekle veya hislenmekle yetinmez; aynı zamanda kanatlanıp uçabilirler de. Rüzgârın az olduğu bölgede yaşayan bu bitki türü, planör şeklindeki polen çekirdekleri sayesinde daha uzaklara varıp, daha verimli bir şekilde çoğalabilir. Alsomitra macrocarpa poleni, misal dünya yamaç paraşütü şampiyonasına katılsalar, dereceye girmeden geri dönmezler gibi geliyor bana. Baksanıza…

Bir uyanık: Marcgravia evenia

Küba’ya özgü olan bir başka bitki türü ise, çoğalabilmek için yarasalarla işbirliği yapar. Ya da, belki de, yarasalardan yararlanır demeliydim.  Yarasalar bu bitkinin nektarıyla beslenirken, ister istemez polenlerine de taşıyıcılık ederler.

Üstelik, bu Küba bitkisinin yarasaları üzerine çekmek için de bir oyunu vardı. Yarasaları başka bitkilere kaptırma riskini göze almak istemeyen bu bitki, yaprağının oval şekli sayesinde diğerlerinin bir adım önüne geçer. Belgesel meraklıları bilirler, yarasalar ses dalgaları yayıp, yollarını gelen yansımalara göre bulurlar. İşte bu gerçeği Margcgravia evenia da çok iyi bilir. Hemen oval yaprakları devreye . Zira yarasaların oval yapraklı bitkileri bulma ihtimali düz yapraklı bitkilere göre yaklaşık %50 daha fazladır.

En hızlı: Cornus canadensis

Bazı bitkiler ise, hareketsiz sıfatıyla alay edecek kadar hızlıdır. Hatta belki de 100 metre dünya rekortmeni Usain Bolt kadar hızlı. Onların hareketsiz varlıklar olarak düşünenlere en güzel cevabı veren, kurşundan bile hızlı polenlerini atabilen Kanada’ya özgü bir bitki türüdür. Polenlerini tam 1 milisaniyede etrafa saçan bu türe hayran kalmamak elde mi?

İntikam alan bitki - Ficus carica

Bitki dünyasında da ihtiras, intikam, öfke gibi olumsuz duygulara yer vardır. İncir ağacı ile ilek arasındaki ilişki buna örnek gösterilebilir. İlek arıları, incir ağacının polenlerini yayma karşılığında, yumurtalarını incirlerin içine bırakır ve incirden beslenirler. Fakat bu görevlerini ihmal ederlerse, kendilerini acı bir son bekler. İntikamın soğuk yenen bir yemek olduğunu iyi bilen incir ağacı, ilek arıları polenlerini dağıtmadığında, içindeki arı larvalarını incir meyvesinin içine hapseder. Çünkü polenleri kopmamış incir meyvesi kendini erken kapatır, böylece de arı larvaları dışarı çıkamaz ve ölürler.

FEDAKÂR BİTKİLER

Toplumsal davranışlar, akraba tanıma ve fedakârlık hayvanlar âlemine has özellikler gibi görünse de, bitkiler de hayvanlardan bu konulardan pek geri kalmazlar. Misal, birbirine akraba komşu türler, besin kaynaklarını verimli kullanıp yapraklarındaki büyümeyi indirgeyerek birbirlerine gölge etmez. Akraba olmayan komşu bitkiler ise büyüme önceliğini yapraklara vererek diğer bitkileri gölgede bırakmaya çalışır. Yeterli güneş ışığı alamayan tür zayıf kalır. Kısaca akrabalar birbirlerini dizginlerken yabancılara karşı adeta savaş açar. Bu konuda acaba sürekli birbirini yiyen insanları mı örnek almışardır? İşte onlardan biri:

Sosyal bitki: Impatiens pallida

Akrabalar arasında iken besin kaynaklarını kök, dallanma, uzama için kullanan bu tür, yaprakları ikinci plana atar; yabancı komşular için ise tam tersi şekilde davranır ve yaprakların büyümesine öncelik vererek diğer türleri gölgede bırakır.

Karpiński, S., & Szechyńska-Hebda, M. (2010). Secret life of plants

Pictured by Robbin Moran 2004

 

 

Bitkiler karanlıkta dahi ışığı görebilme yeteneğine sahiptirler, çünkü gerektiği zaman hatırlamak için ışığın farklı tayflarını hafızalarına kaydedebilirler.

Karanlık ortamda yapraklardaki kimyasal reaksiyonları gösteren bir görüntü.
Bitkiler bu elektrokimyasal sinyallere göre uyarılır ve tepki verir. 
http://www.bbc.co.uk/news/10598926

Etrafımızda, dünyamızda bunca akıllı binlerce bitki yaşarken onları görmezden gelmek fazlaca haksızlık olur. Bu muhteşem ve hayli karmaşık davranışların kaynağını açıklamak için en uygun kavram “zekâ” olmalı. Peki, bitkileri böyle zeki olmaya yönelten ne? Tüm araştırmalar tek bir noktada birleşiyor, evrim.

Doğanın kuralı basittir, ya ölürsün ya yaşarsın. Yaşamak için elinden geleni yapmalısın ve adapte olmalısın, işte bu da doğal seçilimin farklı bir tanımı. ‘Bitkilerdeki hareketin gücü’ kitabıyla onların bu özelliklerini ilk fark edenler arasında olan Darwin’e bu yazıyla minik bir saygı duruşu olsun bu son da. Evrim, yaşamın gizlerini anlamak için çok önemli bir araçtır.

 

Kategoriler

Güncel Yaşam