Malatya’daki tarihi yapılar canlanıyor

Geçen yıl şehir merkezindeki Ermeni mezarlığına yapılan son dua yeri ve bekçi kulübesinin ‘yanlışlıkla’ yıkıldığı Malatya’da, iki tarihi kilisenin restorasyonuna başlandı. Malatya Valiliği Koruma, Uygulama ve Denetim Bürosu’nun (KUDEB) denetiminde geçen hafta başlayan çalışmalarla, Surp Yerrortutyun (Taşhoran) Kilisesi ile 4. yüzyıldan kalan Surp Krikor Lusavoriç Manastırı yenilenecek.

 

Çavuşoğlu Mahallesi’nde bulunan Taşhoran Kilisesi’nin rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri Kültür Bakanlığı’nın sağladığı ödenekle, KUDEB tarafından yaptırılıyor. Çalışmalar kapsamında kilisenin iç kısmında temizlik yapıldı ve iskele kurulmaya başlandı. Malatya Valiliği, restorasyon için, Taşhoran Kilisesi’nin Belediye’ye ait arsa payını, İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanan 20 bin TL ile satın almıştı.

Malatya’ya bağlı Çamurlu köyünün sınırları içinde bulunan, yöre halkının ‘Venk Kilisesi’ olarak adlandırdığı Surp Krikor Lusavoriç Manastırı’nın restorasyonuna da kısa süre önce başlandığı açıklandı. Malatya Valiliği İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği tarafından restore edilen manastırda iskeleler kurularak çalışmalara başlandı.

Çalışmaları yakından takip eden MalatyaHAYDer Başkanı Hosrof Köletavitoğlu, konu hakkında şu bilgileri verdi: “Surp Yerrortutyun Kilisesi, Surp Krikor Lusavoriç Vankı, Arapgir’de bulunan bir kütüphane ve bir hamamı içeren bu restorasyonlar için açılan ihaleyi, Sivrihisar Kilisesi’nin restorasyonunu tamamlamış olan Ahmet Cengiz’e ait ACE Uygulama firması kazandı. Projeler, mimar Feridun Sungur tarafından yürütülecek. Restorasyonların bir yılda tamamlanması planlanıyor. İlk aşamada, kiliseler uzun süredir kullanılmadığından ve çeşitli nedenlerle oluşan yıpranmalardan dolayı biriken taş-toprak kalıntılarının temizlenip orijinal dokulara ulaşılmaya çalışılıyor.”

Zakarya Mildanoğlu ve Kevork Özkaragöz’ü proje danışmanı olarak önerdiklerini belirten Köletavitoğlu, restorasyonlarla yanı sıra, Malatya Ermeni Mezarlığı’nın yıkılan son dua yeri ve bekçi evinin yeniden yapıldığına dikkat çekti ve “Yerel yöneticiler, Malatya’nın değerlerine gereken önemi veriyor ve bu değerlerin yeniden kazanımı için kendilerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışıyor” dedi.

Köletavitoğlu, değerlerin yaşatılması için Türk ve Ermeni toplumlarına da görev düştüğünü belirtti: “Malatya halkı ortak değerlere sahip çıkarak, benimseyerek, korumayı ve yaşatmayı üstlenerek üzerine düşeni yapmalı. Biz Türkiye Ermenilerine düşen görev de, yeniden kazanılan değerlerimizi yılın belirli zamanlarında ziyaret iznini almak ve yeniden yaşamalarını sağlamak. Türkiye’nin her köşesindeki değerler hepimizin. Bunu hiç unutmadan, en üst düzey sorumlulukla bunlara sahip çıkmalıyız.”

 

Surp Yerrortutyun Kilisesi (Taşhoran)

Çavuşoğlu (Tek Çeşme) Mahallesi’nde, şimdiki Boztepe Caddesi ile Okul Sokak’ın kesişme noktasında, ‘Vari Tağ’ (aşağı mahalle) denen yerdedir. Rum bir mimar tarafından yapıldığı kaydedilen kilisenin 1878’de başlayan inşaatı 1893’te tamamlandı. Aynı yıl yaşanan büyük depremde çatısı büyük hasar gördü. Kısa zamanda tamirine başlandı, ancak kubbe bitmeden 1894-1895 katliamları yaşandı. Yenileme çalışmaları 1912’de tamamlanan kilise, kesme taştan ve moloz taştan yapılmış, dikdörtgen bazilika planlı bir yapıdır. Kilisenin taşıyıcı elemanları kesme taştan, dolgu duvarları da moloz taştan yapılmıştır. Doğu yönündeki apsis bölümünün üzeri kubbe ile örtülüdür.

1894-1895 kırımında, Malatya’da, genci, yaşlısı, kadını, çocuğuyla 6 binden fazla Ermeni kendini korumak için bu kiliseye sığınmıştır. Kiliseyi ateşe verip içindeki halkla beraber yakmaya çalışan kişiler bunu başaramamış, Der Yeğişe Kahana ve Ermeni gençleri saldırıları bertaraf edebilmiştir. Dört gün dört gece süren direnişten sonra hükümetin barış için gönderdiği Halim Bey ve Besnili Yakub Paşa ile yapılan anlaşmada, Ermenilerin burada özgürce yaşamaları konusunda söz verilmiştir. Bu olaydan sonra Malatya Ermenileri bu kiliseyi ‘Noyin Dabani’ (Nuh’un Gemisi) olarak da anmışlardır.

1905 yılında, Kevork Vartabed Arslanyan zarar gören kubbeyi onarmak için çalışmalara başlamış, fakat soykırım döneminde yaşananlarla, kilise kendi haline bırakılmış ve sahipsiz kalmıştır. Kilise 1950’li yılların ortalarında askeriyenin mühimmat deposu olarak kullanılmıştır.

Surp Lusavoriç ‘Vank’ı (‘Venk’ Manastırı ve Kilisesi )

Malatya’daki Ermeni manastırlarının en eskisi olarak kabul edilen bu manastırın, Beydağı’nın doğusunda, ‘Guluçkar’ diye adlandırılan kayalıkların üzerine, 4. yüzyılda inşa edilmiş olduğu sanılmaktadır. Rivayete göre Roma’dan dönen Aziz Krikor Lusavoriç, Malatya’ya uğrar ve otağını Kozluk üstlerinde kurmuş olan şehrin prensini ziyaret etmek ister. Aziz Krikor, prensi ziyaret ettiğinde burayı göstererek, “Burası kilise yapmaya çok uygun bir yerdir” der. Bir süre sonra azizin öldüğünü duyan prens, onun adını verdiği bu manastırı yaptırır. 13. yüzyılın sonuna dek Süryanilerce kullanılan manastır, 13. yüzyılın başında Ermeniler tarafından yeniden inşa edilmiştir. Günümüze ulaşan kilise bu dönemden kalmadır. 20. yüzyılın başında dek işlevini sürdüren Surp Krikor Lusavoriç Manastırı, halen, yılın belli günlerinde Ermeniler, Süryaniler ve Müslümanlarca ziyaret edilmektedir. Kilisenin önünde Cercis Peygamber’in mezarının bulunduğuna inanıldığı için, kilisenin giriş kapısının yanındaki mezar taşının çevresi taşlarla örülmüş, üstü de sacdan bir kubbeyle kapatılarak türbeye dönüştürülmüştür. Kilisenin kapısının üzerindeki kitabeden, 15. yüzyılda, şehrin o zamanki ruhani önderi Piskopos Simeon tarafından bir onarımdan geçirildiği (1439) anlaşılmaktadır.

Küçük bir tepenin üstüne inşa edilen manastırdan, günümüze yalnızca kilisesi ulaşmıştır; tepenin eteklerinde de çeşitli yapılarının temelleri görülür. Bodrumda ve üst katta 8-10 kâgir oda vardır. Şapeli (şimdiki kilise), manastırın dış duvarlarının merkezinde, kemerli ve sade bir yapı olarak inşa edilmiştir. Kilise dikdörtgen, bazilika planlı, kesme ve moloz taştan yapılmış bir yapıdır. Kilisenin taşıyıcı unsurları taştandır, üzeri çift meyilli bir çatı ile örtülmüştür. Tonoz kubbelidir. Kilisenin kapısının önünde, manastır ruhanilerinden birkaçının mezarları vardır. Manastıra, Patrik Ormanyan zamanında bir yetimhane eklenmiştir.

 

Kategoriler

Toplum Kilise