Ve karşınızda 2015’in ABD Dışişleri Bakanı

Los Angeles’ta yaşayan, İstanbul doğumlu deneyimli avukat Edvin Minassian, ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı John Kerry’nin siyasi portresini Agos için yazdı. ABD Ermeni Baro Avukatları Derneği yöneticilerinden olan Minassian, çok büyük ihtmalle 2015’teki ABD Dışişleri Bakanı olacak olan Kerry’nin bugüne kadar ABD’deki Ermeni lobisiyle olan ilişkilerini mercek altına alarak önümüzdeki dönemde takınacağı siyasi tutuma ilişkin öngörülerde bulunuyor.

EDVIN MINASSIAN

Başkan Obama senatör John Kerry’yi dışişleri bakanlığına tayin ettiğini açıkladı. Siyaset dünyasında ve uluslararası sahnede 30 yıldır yakından tanınan Kerry gibi bir şahsiyetin bir muamma olmadığı aşikâr. Fakat bu, Kerry’nin dışişleri bakanı olarak basmakalıp bir zihniyet çerçevesi içerisinde hareket edeceği anlamına da gelmiyor. Kerry, aristokrat çehresinin arkasında beklenmedik anlarda radikal girişimler yapan, sağ gösterip, sol vuran bir kişiliğe de sahip.

İki seçenek

Dışişleri Bakanı’nın Başkan Obama’nın dış politikasının uygulayıcısı olduğunu, onun tarafından tayin edildiği gibi yine onun tarafından görevden alınabileneceğini elbette unutmamalıyız. Bunun yanında, bilhassa savunma ve dışişleri bakanlıkları gibi kurumların – adına ister daimi bürokrasi, ister derin devlet diyelim – görünmez fakat etkin güçler tarafından yönlendirildiklerini de akıldan çıkarmayalım. Öte yandan, ABD dışişleri bakanı, demokratik denetimden en uzak, genelde uzun vadeli dış politikasını devam ettirmesi beklenen bir şahsiyet. Tabii ki arada sırada Henry Kissinger gibi sivrilip güncel olaylara kendi damgalarını vurabiliyorlar.

Önümüzdeki sorulardan biri şu: Senatör Kerry daha Kissinger’vari bir istisna mı; yoksa daha sıradan, şu anda isimlerini çoktan unuttuğumuz dışişleri bakanlarından biri olarak mı tarihteki yerini alacak?

Elbette bu sorunun cevabını birçok faktör ve yakın gelecekteki küresel krizler belirleyecek. İran, Suriye, Arap Baharı’nın gelmiş olduğu aşama, Rusya ile ilişkiler, İsrail-Filistin sorunu, Çin’le ilişkiler; bunların hepsi yeni dışişleri bakanının işe başlar başlamaz boğuşması gereken en ciddi sorunlar.

Senatonun tercihi

ABD’de dışişleri, savunma ve adalet bakanlıkları ‘siyaset üstü’ davranmaları beklenen en önemli bakanlıklar. Eğer beklenmedik ölümler zinciri oluşursa, anayasaya göre meclis ve senato başkanlarından sonra başkanlık makamına oturması öngörülen kişi; dışişleri bakanı. Yani komuta zincirindeki dördüncü şahsiyet. Kerry çok görmüş geçirmiş ve politik hırsı seçimi kaybettikten sonra azalmış, artık sadece iç politikada fazla tartışma yaratmayan devlet hizmetiyle biyografisini güçlendirmek isteyen bir devlet adamı. Dışişleri bakanlığı da onun için biçilmiş kaftan. Hariciyeci bir babanın oğlu oluşu da, Başkan Obama’nın tayin konuşmasında kullandığı “Hayatı boyunca bu göreve hazırlandı” sözünü pekiştiriyor. Genelde bakan tayin edilmiş kişileri Senato’da zorlu bir sorgulamaya tâbi tutan muhalefet bile hemen hemen oybirliğiyle kendisini destekliyor. Tabii ki, kıdemli bir senatör oluşu ve kendisini büyük bir kulüp gibi gören Senato’nun içlerinden çıkmış birisini desteklemesi de önemli bir faktör. Diğer önemli bir faktör de boşalan senato dış ilişkiler komisyonu başkanlığına geçen Kasım’daki seçimlerde Demokrat rakibine yenilen, Cumhuriyetçi Senatör Scott Brown’ın tekrar seçilme olasılığı. Dışişleri bakanlığı için adı geçen, Obama’nın şahsi tercihi olduğu varsayılan BM Baştemsilcisi Susan Rice’ın birkaç senatör tarafından hedeflenip harcanması da komplo teorisi üreticilerine malzeme veren bir diğer olgu.

2010’da ayrılan yollar

Kerry’nin ABD Dışişleri Bakanı oluşu, büyük ihtimalle 2015’te de bu görevde olması anlamına geliyor. Ermeniler tarafından çok yakından tanınan, Massachusetts gibi Ermenilerin yoğun yaşadığı bir eyaletin yıllardır senatorü olan Kerry, acaba nasıl bir rota çizecek? Soykırım tartışması, ABD-Ermenistan ilişkileri, Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişkiler, protokoller ve Dağlık Karabağ sorunu kendisinin göreve gelmeden önce çok yakından ilgilendiği, derin bir bilgi birikimine sahip olduğu sorunlar. Danışmanların rolü, bu yüzden bir nebze de olsa daha aşağı seviyede olabilir. Kerry, 2010’a kadar Ermenilerin en çok desteklediği senatörlerin başında geliyordu. Bunu Ermeni Ulusal Komitesi’nin (ANC) not karnelerine bakarak açık bir şekilde görebiliriz. 2008: A+ ; 2009: A+, fakat 2010: C.; 2012: B- .

Başkan adayı olarak Kerry, 2004 Nisan ayında ve daha öncesinde 2003 Ağustos ve Eylül aylarında yaptığı yazılı ve sözlü açıklamalarda, “Eğer başkan seçilirsem soykırımı tanıyacağım” demişti. Bunun yanında, Nisan 2004’te 22 Senatör ile birlikte Başkan Bush’u soykırımı tanımaya davet etmişti. Daha öncesinde, 1990’da, dönemin Senato Başkanı Robert Dole’un oylamaya sunduğu soykırımı tanıma yasasına verdiği destek; 1992’de Azerbaycan’a yapılan ABD yardımlarını Ermenistan ve Dağlık Karabağ’a yapılan blokajın kaldırılması şartına tâbi tutan yasa tasarılarını desteklemesi; 2003’te ABD ile Ermenistan arasında imzalanan karşılıklı ticaret anlaşmalarının başmimarlarından biri oluşu gibi icraatlarını bir övünç meselesi olarak, oylarını ve kampanya bağışlarını istediği Ermeni seçmenlere defalarca vurgulamıştı.

Bunun karşısında, Ermeni lobisinin kesinlikle karşı olduğu Matthew Bryza’ın Azerbaycan’a büyükelçi olarak tayinine verdiği destek ile beraber soykırımın Senato veya Temsilciler Meclisi tarafından tanınmasına karşı daha soğuk ve uzak durmaya başlaması, 2010’dan itibaren “Acaba Kerry taraf mı değiştirdi” gibi soruların gündeme gelmesine neden oldu. Türkiye’nin önemli küresel sorunlarda stratejik rol oynayan ülkelerden biri olması, John Kerry döneminin Hillary Clinton döneminden çok farklı olmayacağının en önemli göstergesi. Kissinger’ın zamanında söylemiş olduğu, “Devletlerin dostları yoktur, menfaatleri vardır” sözü bugün halen geçerli.

Menendez faktörü

Kerry’nin dışişleri bakanı olması halen Senato Dışişleri Komisyonu’nda ikinci sırada olan New Jersey Senatörü Robert Menendez’in komisyon başkanlığına gelmesi anlamına geliyor. Bu, Ermeni toplumu için daha somut ve daha gerçekçi bir sevinç vesilesi olabilir. Menendez, Senato’da Ermeni toplumunun sorunlarını destekleme grubunun (Armenian Caucus) eşbaşkanı (Cumhuriyetçi Senatör Kirk ile birlikte) ve 2015’te kendisinin bu güçlü konumda olması büyük sürprizlere yol açabilir. Menendez, yönetim ile sık sık sürtüşen, birçok uluslarası konuda daha popülist tavır takınan, derin devletin çok sevmediği bir senatör. Menendez’in Kerry ile nasıl bir ilişki tutturacağı, Kerry’nin Obama ile nasıl geçineceği kadar önemli bir soru işareti.

Son seçim kampanyasında, Kerry, Obama’nın rakibi Romney ile yapacağı televizyon tartışmalarının hazırlık safhasında Romney rolünü üstlenip Obama ile her konuda çok ciddi ve hararetli tartışmalara girdi. Öte yandan, 2004 seçimleri öncesinde Demokrat Parti Kongresi’nde Kerry’nin genç yıldız Obama’ya çok önemli sayılan açılış konuşması vazifesini vererek siyaset sahnesinde birinci lige çıkartmış olması da şüphesiz önemliydi. Bunun dışında sıkı bir yakınlıkları olduğu söylenemez.

Fazla önemli olmasa da son zamanlarda ters düştükleri bir konu var. Kerry, Suriye’ye sınırlı da bir askeri müdahale yapılmasından yana idi, fakat Başkan şu ana kadar kendisiyle aynı fikirde olmadı. Obama genelde yakından tanıdığı ve güvendiği bakanlarına daha fazla yetki vermesiyle tanınan bir başkan. Bu nedenle Kerry’nin, Obama’nın çizmiş olduğu çizgiden fazla ayrılamayacağını söylemek yanlış olmaz.

Savaş kahramanı savaş karşıtı  

Kerry, sessiz diplomasisi ile tanınan bir şahsiyet. Senato Dışişleri Komisyonu Başkanı olarak Kerry’nin bunu başarması zor değildi, zira yabancı diplomatlar bu makamı çok da önemsemezler. Bununla birlikte, 2004’te George W. Bush’a karşı başkan adayı olmuş olması, neredeyse 30 yıldır ABD Senatosu’nun tanınan simalarından oluşu, çoğu kişinin gözünde halen Vietnam Savaşı’nın liyakat madalyası sahibi kahramanlarından olması, öte yandan Vietnam Savaşı sonrası savaş karşıtlarının en güçlü seslerinden birine dönüşmüş olması, Kerry’nin diğer bakan adaylarına göre daha geniş bir kitle tarafından tanınması anlamına geliyor. Bu hem iyi hem kötü, çünkü Kerry’nin seveni de var, sevmeyeni de.

Kategoriler

Güncel Dünya Diaspora