Şiddeti daha önce yaşamamışım

Levent Özata, bir bakıma Türkiye’nin şiddet tarihçesinin içinden geçerek, bu şiddetin travmalarının şu anki izlerini yazdı.

Levent Özata
 
 
 
Ben uyandığımda, tonton geçinen cumhurbaşkanı köprüden geçiyordu yanında Semra’anım teybe bir kaset koyarken, her şey parlak beyazdı. Şiddet köprüye 1454 kilometre uzaklıktaydı. Buraya uğramaz zannediyordum. O yüzden ben bu şiddeti daha yaşamamıştım.
 
Kulağıma çalınan dedikodular vardı. Yaşlı teyzeler konuşuyordu sessizce. 1915’te takılı kalıyorlardı. Hâlbuki o yaşlı teyzeler 1915’ten sonra doğmuşlardı, nereden bilecekler? Hiçbir kitapta yazmıyor. Tarih kitaplarının en sevdiği konu şiddet neden yazılmasın ki? Kâbus olsa gerek, yaşanamamış rüyaların arasına giren. Dedim ya ben bu şiddeti yaşamamıştım.
Küt sarı saçlı kadın, “ya konuşacak, ya konuşacak”ken, kimse kaybolmuyordu bizim mahallede bakkala giderken. Beyaz Toros arabalar durmuyordu sokakta sorgusuz sualsiz alıp götüren. Şiddet de neymiş?
 
Benim Eylül sabahlarım güneşliydi hep. İstanbul Ekspres gazetesi kapanalı 50 yıldan fazla zaman geçmişti. Ah nerede o eski komşularımız diye sayıklanan İstanbullular vardı. Nerede sahi o eski komşularınız? O metruk yapıların kırık dökük tahtalarında kaybolmuş olsalar gerek. Başka bir yere gitselerdi, Lefter de kalmazdı burada futbolu bıraktıktan sonra İstanbul’da yaşayan ‘yabancı’ olarak. Şiddet fotoğraflardaydı, ben yaşamamıştım.
 
En büyük ateşi yaramazca çıkarmaya çalıştığım küçük çaplı yangınlarda görüyordum. Yanan oteller ancak televizyonda olurdu. Hele içinde insan varken yakılan oteller belki fantezilerde. Şiddet yoktu bizim buralarda. Madımak, pembe, çiçekli, odunsu bir bitki türüydü.
 
Dedim ya Eylül sabahları yağmur yağmaz. Ben o sabahlarda Tom ve Jerry izliyordum, paşa kuklaları yerine. Bizim mahallede kollarımı açaydım da gitme diyeydim diye dövünen yaşlı amcalar yoktu hiç. Filmlerde olur ancak.
 
Yok, yok ben bu şiddeti yaşamamışım.
 
Şiddetin içine doğmuşum ben. O yüzden bir süre sonra biber gazının tadı yakmıyor. O yüzden sokağa çıkarken gaz maskesi, talcidli su ve deniz gözlüğü almayı düşünüyorum. Bundan olacak, TDK ‘darbe’ yaptığında Orwellyen bir gülümsemeyle sırıtışım. Kan grubum yazıyor kolumda, neden, tahmin edin? Arkadaşlarım bu sebepten bağırıyor adlarını gözaltına alınırken. Gördün mü bak, şiddetin kendisi olmuşum ben.

Kategoriler

Şapgir