Türkçü Patrik’in MHP’li torunu: Sevgi Erenerol

Ergenekon’un karargâhı olduğu iddia edilen Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin basın sözcüsü Sevgi Erenerol da son dönemdeki tahliye dalgasında serbest kalanlar arasında. Ancak Erenerol’u diğer sanıklardan ayıran, Cumhuriyet Türkiyesi’nin köklerine dayanan sıkı aile bağları…

SERDAR KORUCU

“Düşmanlarımızın her şeyi var, ancak bizim silah ve cephanemiz yok. Fakat göğsümüzde imanımız var, mutlaka kazanacağız. Yaşasın muzaffer Türk Ordusu!”

Yunanistan’da ‘Küçük Asya Faciası’ olarak bilinen Türkiye’de ‘Kurtuluş Savaşı’ olarak adlandırılan süreçte bu sözleri söyleyen Pavlos Karahisarithis nam-ı diğer Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin kurucusu Papa Eftim’in torunu Sevgi Erenerol.

Üniversiteye kadar Türkiye’de okuyan ardından lisans eğitimi için Fransa’ya giden ve ticarete atılan Erenerol, amcası Turgut Erenerol’un 1991’de ölümü ve babasının patrik olmasının ardından döndü Türkiye’ye. Patrikhanenin basın ve halkla ilişkiler sorumluluğunu üstlenen Erenerol’un hayatındaki bir diğer dönüm noktası 1995 yılında Alpaslan Türkeş’in genel başkanlığı döneminde ‘Ya sev ya terk et’ sloganlı MHP’ye katılarak İstanbul milletvekili adayı olmasıydı.

‘Patrik dedem de Türkçüydü’

Mustafa Kemal’in desteğini alan, Rum Patrikhanesi’nden alınan kiliseler ile bugün hâlâ varlığını sürdüren Türk Ortodoks Patrikhanesi’ni inşa eden büyük dedesi kadar ‘Türkçü’ olduğunu vurgulayan Erenerol, o dönem verdiği röportajlarında tam bir ‘Cumhuriyet çocuğu’ olduğunu söylüyordu. ‘Ne Mutlu Türk diyene ülküsü’ ile büyüdüğünün altını çizen Sevgi Erenerol, ailedeki milliyetçi damarı büyük dedesinden aldığını belirtiyordu: “Dedem Eftim de büyük bir Türkçü’ydü. İnsanın ülkesini, milliyetini kendisinin seçmediğini ama dinini seçebildiğini söylerdi. Böyle bir milliyetçi aileden de gelince ister istemez milliyetçi oluyor insan.”

Bartholomeos hedefteydi

Sevgi Erenerol, sadece Türk Ortodoks Patrikhanesi’ni değil, aynı zamanda Rum Patirkhanesi’ne karşı tutumunu da miras kalmıştı dedesinden. Papa Eftim, nasıl ki dönemin Rum Patriği Athenagoras’ı eleştiriyorsa torunu da Patrik Bartholomeos’u hedef alıyordu. 1997 yılında ‘Karadeniz’i Kirlilikten Kurtaralım’ adlı sempozyumunun yapıldığı Eleftherios Venizelos gemisinin Trabzon’da protesto edilmesi üzerine Erenerol, MHP İstanbul İl Merkezi’nde basın toplantısı düzenliyor, Patrik Bartholomeos’u eleştiriyordu:  “Bartholomeos kendini ekümenik ilan etmiştir. Bütün Hıristiyan patriklerini toplayarak iknaya çalışmaktadır. Bu sempozyum Pan-Ortodoks birliğini kurmak için araçtır.”

Rum Patrikhanesi’nin karşısında duran Erenerol ailesinin kurduğu, ilahiyat eğitimi almayan, Kutsal Sinod’un seçmesi gereken patriği kendileri seçen, patrikleri evlenen ve bu nedenlerle de diğer kiliseler tarafından tanınmayan Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin 2000’li yıllarda Türkiye gündemine gelişi Sevgi Erenerol’un Ergenekon davasında tutuklanması ile oldu.  Soruşturma kapsamında Ocak 2008’de gözaltına alınan ve tutuklananlar arasında bulunan Sevgi Erenerol’un basın sözcüsü olduğu patrikhane için o dönem çarpıcı iddialar gündeme geldi.

Taraf gazetesi, Türk Ortodoks Patrikhanesi için ‘Ergenekon Kilisesi’ nitelemesini manşetten duyururken, ibadethanenin aslında örgütün toplantı mekânı olduğunu vurguladı. Yeni Şafak gazetesi ise, Ergenekon’a yurtdışından gelen 50 milyon doların, ‘kiliseye bağış’ adı altında Erenerol’a ulaştırıldığını ifade ediyordu. Gazete, örgütün patrikhanedeki toplantılarının buraya sızan iki ajanın yerleştirildiği dinleme cihazları ve kameralar aracılığıyla ‘BBG Evi’ gibi izlendiğini yazıyordu. Hürriyet gazetesine göre de ‘Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi’, ‘örgütün karargâhı ve kasası’ydı.

Ancak Sevgi Erenerol’un şahsına yönelik de iddialar çoktu. Erenerol’un 2006 yılının Ekim ve Kasım aylarında Genelkurmay Başkanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutalığı’nda misyonerlik faaliyetleri ve azınlıkları konu alan seminerler verdiği de saptanmıştı. Yani Hrant Dink’in ölümünden tam bir yıl önce...

‘Dink’in yüzünde tedirginlik vardı’

JİTEM elemanı olduğunu söyleyen ve Amasya Cezaevi’nde yatan Erhan Özen, 2010 yılında konuşup 2004’te Hrant Dink’i kaçırıp Yabancılar Mezarlığı’nda Ergenekon sanığı Sevgi Erenerol ile görüştürüldüklerini iddia ediyordu: “2004 sonlarına doğru Erenerol’un talimatı ile Hrant Dink’i, Agos gazetesinin önünden alarak Hacıoğlu Çıksalın Mahallesi’ndeki Yabancılar Mezarlığı’na götürdük. Yanımda Şiran ve Yusuf kod adlı kişiler vardı. Herhalde Şiran, Dink’i tanıyordu çünkü Hrant herhangi bir tepki göstermeden araca bindi. Erenerol da orada bir araçtaymış. Hrant Dink, Şiran ile birlikte Erenerol’un yanına gitti. Mezarlıkta Dink ile Erenerol yarım saat aracın içinde görüştü. Görüşmeden sonra Dink, Şiran ile birlikte bizim araca geldi. Dink’in yüzünde tedirginlik vardı.”

Uzun süren tutukluluk sürecinin ardından Erenerol, 5 Ağustos 2013’te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Ergenekon davasında müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak o da Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılması ve tutukluluk süresini 5 yılla sınırlayan yeni kanunun yürürlüğe girmesinin ardından diğer Ergenekon davasının tutuklu sanıkları gibi tahliye edildi. Yani aramızda…

Kategoriler

Güncel Gündem