DOSYA

DOSYA Taş avlulu evin kadınları

Koca yürekleriyle dar sokakları genişleten, birbirlerine müsamaha içinde olan taş avlulu evlerdeki sakinlerden biri de babaannemdi. Süryanileri, Keldanileri, Ermenileri ilk ondan duymuştum. Babaannemin son zamanlarına kadar dostluk bağıyla bağlı olduğu en yakınındaki kişi Ermeni bir kadındı.
DOSYA Oşin Çilingir'in ardından

Agos'un ilk yazarlarından, Hrant Dink'in yakın dostu Oşin (Yalçın) Çilingir'i 10 Ocak Pazar günü kaybettik. Çilingir 12 Ocak Salı günü düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi. Dostları Çilingir'i yazılarıyla uğurladı.
DOSYA 'İçimizdeki Aydınlık': Oşin

Agos’un yazı kadrosuna Hrant Dink, iki ahpariğini katmıştı. En kıdemlisi ANT dergisinin yazı işleri müdürlüğü gerekçesiyle 12 Mart sonrasını hapiste geçiren Ohannes Yaşar Uçar, diğeri de 12 Mart’ta Selimiye’de bulunmuş, 1980 öncesinin Demokrat gazetesinin Cihan Ateş’i, yani Oşin Çilingir.
DOSYA Yuvamızdan bir güvercin daha uçtu

Sevgili Oşin’i kaybetmişiz. Çoğumuz, yaşıtımız gibi ona Oşin demeye alışmıştık. Zakar bu haberi verdiğinde içim cız etti. Aklım onunla karşılaştığım, onu tanıdığım ilk güne ve tanıklarına gitti.
DOSYA

Oşin ile yollarımız meslek eğitimimi tamamladıktan sonra sık sık keşişti, daha yakın ilişki içinde olduk. Politik tercihlerimizi farklı siyasi örgütlenmelerden yana belirlemiştik ama o da, ben de pozitif enerjiye sahiptik, ağzımızdan birbirimizi üzecek, kıracak tek kelime çıkmamıştır
DOSYA Bu diyarda Ermeni olmak (video)

Avukat Fethiye Çetin, Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi'nin, "Milliyetçilik Tartışmaları- Ne Mutlu Eşitim Diyene!" başlıklı seminer dizisinde bir konuşma yaptı. Çetin'in konuşması kurumun Youtube sitesinden de yayınlandı.
DOSYA 'Sahne Arkadaşlarım' ya da Melpomene’nin mabedi*

‘Sahne Arkadaşlarım’ın hikâyesi ‘Kulis’in bittiği noktada başlıyor. Bilindiği gibi, ‘Kulis’ 1996 yılında yayın hayatına son verdikten sonra büyük usta Ayvaz tiyatro ile ilgili yazılarına ‘Agos’ta devam etti. Aras Yayıncılık’ın seçkisinden de anlaşılacağı gibi bunlar daha rafine, ‘Kulis’tekilerin aksine aktüeli yakalamanın derdinde koşmayan, geleceğe bırakılacak mirasa odaklanmış yazılar. Belli bir kurgu içerisinde Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde kültürel bir varoluş ve ayakta kalma mücadelesi veren Ermeni toplumunun yürüdüğü yolları, içinden geçtiği dönemeçleri tiyatro bağlamında anlatıyor Ayvaz.