DEM Parti Şişli İlçe Örgütü, bugün saat 19.15'te her yıl olduğu gibi yine Pangaltı metrosu önünde 24 Nisan anması yaptı.
19:15’te başlayan anmada basın açıklaması öncesi hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunuldu. İstanbul İl Başkanı Arife Çınaroğlu, konuşmasında 111 yıl önce soykırıma uğrayan Ermeni halkı için toplandıklarını söyledi. Çınaroğlu, devletin Ermeni halkı ile yüzleşmediğini söyledi. Basın açıklamasını Dem Parti Şişli İlçe Örgütü’nden Ani Kalk okudu. Açıklamada inkar politikalarına son verilmesi gerektiği belirtildi.
"111 yıl önce, tam burada, Şişli'de" başlığı taşıyan açıklamadan öne çıkanlar şöyle:
"111 yıl önce, 24 Nisan 1915’te, bugün Şişli sınırları içinde yer alan Tatavla’da, bölgenin yerli azınlıklarına yönelik başlayan tutuklamalar, bu toprakların en büyük tarihsel kırılmalarından birinin başlangıcıydı.
Bugün Kurtuluş olarak bildiğimiz bu semt, yalnızca bir mekân değil; hafızanın, kaybın ve inkârın iç içe geçtiği tarihsel bir katmandır. Bu isim değişikliğinin kendisi dahi, geçmişin üzerinin nasıl örtüldüğünü hatırlatan güçlü bir göstergedir.
1915’te yaşananlar, yalnızca bir “trajedi” ya da “geçmişte kalmış bir olay” değildir. Bu süreç, sistematik bir devlet politikası olarak hayata geçirilmiş; yüz binlerce insanın yerinden edilmesine, büyük bir kısmının hayatını kaybetmesine ve bir halkın bu coğrafyadaki varlığının radikal biçimde kırılmasına yol açmıştır.
Bu nedenle, bugün hâlâ süren inkâr politikalarını açıkça ifade etmek zorundayız. İnkâr, yalnızca geçmişin üzerini örtmek değildir; aynı zamanda bugünün adaletsizliklerini yeniden üretmenin de bir aracıdır.
Geride bırakılan mülklerin el değiştirmesi, toplumsal ve ekonomik yapının yeniden kurulması ve bu sürecin hiçbir zaman gerçek anlamda sorgulanmaması, bugüne uzanan eşitsizliklerin de temelini oluşturmuştur.
Tatavla'dan Kurtuluş'a
Şişli, bu tarihsel sürecin en somut izlerinin görülebileceği yerlerden biridir. Tatavla’dan Kurtuluş’a uzanan bu mekânsal dönüşüm, yalnızca bir isim değişikliği değil; aynı zamanda bir hafıza kaybının ve yerinden edilmenin de ifadesidir.
Geçmişle yüzleşmek, soyut bir çağrı değil; somut bir siyasal sorumluluktur. Devletin ve tüm siyasal aktörlerin, bu tarihsel kırılma karşısında sorumluluk alması gerekmektedir. Bu sorumluluk, yalnızca anma günlerinde dile getirilen temennilerle değil; hakikatle yüzleşmeyi mümkün kılacak politik ve hukuki adımlarla yerine getirilebilir.
1915’i anmak, bu nedenle yalnızca geçmişe dönük bir yas değil; aynı zamanda bugüne dair bir itirazdır.
Bugün burada, tam da bu mahallede, bu meydanda bir araya gelmemiz tesadüf değildir. Bu, hafızayı geri çağırma ve görünür kılma iradesidir.
Bu nedenle bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: İnkâr politikalarına son verilmelidir. Geçmişle yüzleşme, demokratikleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.
Bu ülkenin vicdanını temsil edenlerin sesi susturulsa da, söyledikleri bu toprakların hafızasında yaşamaya devam ediyor.
Geçmişin acılarının tekrar etmemesi için; hakikati, adaleti ve birlikte yaşam iradesini savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.



