1995’ten beri elde karanfil, gözlerde umut kaybedilen yakınlarının fotoğraflarıyla adaleti arayan anneler, babalar, kardeşler ve eşler bu cumartesi de 1111. defa Galatasaray Meydanı’nda buluştu. Gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması ve sorumluların yargılanması talebiyle 32 yıldır mücadeleye devam eden Cumartesi Anneleri, 1111. kez bir araya geldikleri meydanda Hayrettin Eren’in akıbetini sordu.
Hasan Karakoç: 1111 haftalık mücadele

Basın açıklamasının ardından 1994 yılında gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç'un kardeşi Hasan Karakoç, Agos Gazetesi'ne konuştu.
İlk haftadan şu ana dek 32 yıl boyunca mücadelelerinden vazgeçmediklerini söyleyen Karakoç yaşananların insanlık adına utanç verici bir şey olduğunu ifade etti:
“Son kayıp bulununcaya kadar, son fail yargılanıncaya kadar burada olacağımızı ilan etmiştik ilk günden. Her koşula rağmen, her türlü zulme, baskıya, gözaltılara, coplanmalara rağmen bu mücadeleyi sürdürdük. İlk mücadeleye başladığımız gündeki kararlılıkla aynı mücadeleyi tekrar sürdürüyoruz. Tabii bu ülke için, insanlık adına utanç verici bir şey. Yani 1111 haftadır insanlar burada adalet arıyor, hukuk arıyor. Kayıplarını bulmak için mücadele ediyorlar. Ama yetkililerden çıt çıkmıyor. 32 yıldır adliyenin tozlu raflarında bekleyen dosyalarımız bir arpa boyu yol almadı. 32 yıldır bütün kayıplarımızın dosyaları kapatıldı, bir kısmı zaman aşımına uğradı. Hiçbirisine ilişkin bir soruşturma dahi açılmadı. Yetkililerin duyarsızlığı, ilgisizliği, aklama paklama mücadelesi karşısında bizlerin de azmimiz var, dirayetimiz var, irademiz var, kararlılığımız var. Kaybettiğimiz insanların mücadelesine olan saygımız var. Kendimize, insanlığımıza, geçmişe ve geleceğe karşı olan saygımızdan dolayı bu mücadeleyi kanımızın son damlasına kadar sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz."
‘1111 sayı değil, kayıp ailelerinin mücadelesidir’
Bu haftaki basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD)’nden Sebla Arcan okudu:
“1111 bir sayı değildir. 1111 hafta; vazgeçmeyen kayıp ailelerinin, adalet talebinden geri adım atmayan insanların ortak mücadelesidir. 1111 haftadır her Cumartesi aynı soruyu soruyoruz: Gözaltında kaybedilen sevdiklerimiz nerede? 1111 haftadır aynı talebi dile getiriyoruz: Hakikat açıklansın. Kaybedilenlerin akıbeti ortaya çıkarılsın. Failler yargılansın” şeklinde konuştu. Yıllardır süren mücadeleye rağmen iktidarın hakikati ortaya çıkarmak yerine sessiz kaldığı belirten Sebla Arcan “Bunca zamana rağmen, önceki iktidarlar gibi mevcut iktidar da hakikati ortaya çıkarmak yerine sessiz kalmayı tercih etti. Galatasaray Meydanı’nı bariyerlerle kapattı; Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen meydan yasağını ve kişi sınırlamasını sürdürdü”
“Galatasaray Meydanı üzerindeki hukuka aykırı engeller kaldırılmalı; kayıp dosyaları etkin biçimde yeniden soruşturulmalı, cezasızlık politikalarına son verilmeli ve ailelerin hakikati bilme hakkı güvence altına alınmalıdır” diyen Sebla Arcan faillerin yargılanmasının demokratik hukuk devletinin gereği olduğunu söyledi.
‘Bize bir mezar taşı gösterin’
19 Ekim 1995’te Avcılar’daki evinin önünden kaçırılarak gözaltında kaybedilen eşi Fehim Tosun için yıllardır Galatasaray Meydanı’na giden Hanım Tosun ise “Herkes bizim hikâyelerimizi, ne için burada durduğumuzu biliyor. Bu fotoğrafları boşuna taşımıyoruz. Bize bir mezar taşı gösterin. Devletin arşivlerinde bu kayıpların gerçeği duruyor. Tek bir kayıp kalmayana kadar mücadelemiz sürecek. Haklıyız. Arşivlerinizi açana kadar meydanlarda olacağız. İki elimiz devletin yakasından hiç inmeyecek. 1111’inci haftada tüm kayıplarımızı anıyoruz. Sizi unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.
Açıklama, konuşmaların ardından tüm kayıplar için meydana karanfiller bırakılarak sonlandırıldı.



