Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2026 Yılının İlk 6 Aylık Veri Raporu’nu açıkladı. Bilim Beyoğlu’nda düzenlenen basın toplantısına katledilen kadınların aileleri başta olmak üzere farklı kurumlardan gelen temsilciler ve basın mensupları yer aldı.
Rapora göre 2026 yılının ilk altı ayında en az 150 kadın erkekler tarafından katledilirken, aynı dönemde en az 151 kadın ise balkondan düşme, intihar süsü verilme gibi şüpheli koşullarda ölü bulundu. Geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 kadının ölümünün de kadın cinayeti olduğu ortaya çıktı. Şüpheli ölümlerin sayısının cinayet sayılarını aşmış olmasının, faillerin cinayetleri gizleme eğilimine ve soruşturma süreçlerindeki eksikliklere işaret ettiği de ayrıca raporda kaydedildi.
Kadınların failleri en yakındakileri
Raporda belirtildiğine göre kadınların çok büyük çoğunluğu tanıdıkları, partnerleri veya eski partnerleri tarafından öldürülüyor. 2026’nın ilk 6 ayında da faillerin başında eş, eski eş, birlikte olunan erkek, babalar, oğullar veya akrabalar yer alıyor. Bu yılın ilk 6 ayında öldürülen 150 kadının 64’ü evli olduğu erkek, 17’si birlikte olduğu erkek, 10’u eskiden evli olduğu erkek ve 4’ü ise eskiden birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü.
En güvenli alanlar en tehlikeli yerler
İktidarın ilan ettiği “Aile Yılı” söylemiyle kadınlara sürekli ev, aile ve bakım rollerinin dayatıldığının altını çizen rapor, kadınların ezici bir çoğunluğunun kendi evlerinde öldürüldüğünü ve evlerin kadınlar için korunaklı alanlar olmaktan çıktığını verilerle destekliyor. Verilere göre, 2026 yılının ilk 6 ayında öldürülen 150 kadından 92’si evinde katledildi.

"Bahaneler"
2026 yılının ilk 6 ayında öldürülen 150 kadından 17’si boşanmak ya da ayrılmak ya da ilişkiyi bitirmek istedikleri için, yani kendi yaşamına dair karar almak istediği için katledildi. Rapora göre kadın cinayetlerinin yüzde 78'inde cinayetin hangi gerekçeyle işlendiği dahi tespit edilemedi. Bu durum, kadına yönelik şiddetin sistematik biçimde görünmez kılındığını gösteriyor.
Cezasızlık politikaları
Rapordaki verilere göre, bu yılın ilk altı ayında 15 kadın adli sicil kaydı bulunan erkekler tarafından katledildi. Katledilen kadınlardan bazılarının ise cinayet işlendiği sırada haklarında uzaklaştırma ya da koruma kararı bulunuyordu. İlk altı ayda öldürülen 150 kadından 8'i, yani yüzde 5'i, öldürüldükleri sırada 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma veya tedbir kararından yararlanıyordu.
Rapora göre, öldürülen 4 kadının cinayet sırasında 6284 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir koruma veya tedbir kararı bulunmuyordu. Buna karşılık, 138 kadının, yani yüzde 92'sinin 6284 sayılı Kanun kapsamındaki durumuna ilişkin bilgiye ulaşılamadı. Raporda ayrıca, 6284 sayılı Kanun'un etkin biçimde uygulanmaması ve kolluk kuvvetlerinin ihmalleri nedeniyle koruma kararlarının çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldığı vurgulandı.

6284’ten taviz verilmemeli
Açıklama şu sözlerin ardından katledilen kadınların ailelerinin konuşmalarıyla son buldu:
"2026 yılının ilk 6 ayına ilişkin veriler bir kez daha gösteriyor ki kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri münferit olaylar değil; önlenebilir, politik ve toplumsal bir sorundur. Kadınlar evlerinde, sokakta, iş yerinde; evli oldukları, birlikte oldukları, ayrıldıkları ya da tanıdıkları kişiler tarafından öldürülüyor. Kadın cinayetlerini durdurmak mümkündür. Bunun için kadınların başvuruları ciddiyetle ele alınmalı, İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı, koruma kararları etkin biçimde uygulanmalı, 6284 sayılı kanundan taviz verilmemeli, bireysel silahlanma kontrol altına alınmalı ve her şüpheli kadın ölümü titizlikle soruşturulmalıdır. Geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 kadının ölümünün kadın cinayeti olduğunun ortaya çıkması, etkin soruşturmanın ne kadar hayati olduğunu açıkça gösteriyor."
Aileler sordu: Failleri kim koruyor?
Siirt'te iki senedir cenazesine ulaşılamayan Mekiye Akyel'in ablası da toplantıya katılan aile üyelerinden biriydi. Abla, çocuklarıyla ve eşiyle tehdit edildiğini söyledi, sanık avukatlarının kendisine "Ben 6 ay sonra onları çıkartacağım Halime Hanım, boşa uğraşma" dediğini anlattı. Faillerin kimler tarafından, nasıl korunduğunu sorguladı. Abla, kardeşinin faillerinin bulunması için mücadelesine devam edeceğini söyledi.
Sonrasında söz alan Sefaköy'de çalıştığı binanın üçüncü katından atlayarak intihar ettiği iddia edilen Aysun Yıldırım’ın annesi ise dönemin savcısının 4 senelik araştırması sonucu takipsizlik kararıyla dosyanın kapatıldığını hatırlattı. 9 senedir mücadele verdiğini söyleyen anne, “Kızıma 'intihar etti’ iftirası atıldı. Aysun'’un sağ elinin üç tırnağında DNA çıktı. Şüpheli 2019'da tutuklandı, 2020 Mayıs ayında koronadan yararlanaraktan çıkartıldı" dedi.
"Adalet Bakanlığı adalet sağlamıyor"
Tevgera Jinên Azad (Özgür Kadın Hareketi) aktivisti ve önceki dönem Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Sebahat Tuncel 2026’nın ilk altı ayında işlenen kadın cinayetlerinin yer aldığı rapor hakkında AGOS Gazetesi’ne konuştu:

“Gerçek şu ki erkek egemen kapitalist toplumda hâlâ kadınlar katledilmeye devam ediyor. Kadınları katledenler en yakınları. Kadınlar için en güvenli alanlar olan evleri, artık güvenli alan olmaktan çıkmış durumda. Adalet sağlanmıyor, buradaki mağdurların da en temel talebi adaletin sağlanması. Adalet Bakanlığı’na böyle bir çağrıda bulundular ama Türkiye’de ne yazık ki Adalet Bakanlığı’nın kendisi adalet sağlayan bir mekanizma değil. Israr etmek, doğru soruyu sormak ve mücadele etmek önemli. Yıllardır kadınların eşitlik ve adalet mücadelesini veriyoruz. Umarız gerçek anlamda adalet sağlanır ve en azından aileler yaslarını tutabilir.”



