Konferans 16 Mayıs Cumartesi günü Kilise’nin Naregyan Salonu’nda düzenlendi. Etkinliğin moderatörlüğünü vakıf yönetim kurulundan Avukat Aren Dadıroğlu yaptı. Dadıroğlu, Ermeni Nizamnamesi’ni hazırlayan Krikor Odyan ve Nahabet Rusinyan’ı rahmetle andı.
İlk olarak söz alan Dr. Aylin Koçunyan, Osmanlı Devleti döneminde nizamnamelerin ortaya çıkışına dair bilgiler verdi. Ermeni Nizamnamesi ile Boğaziçi Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptığı sırada tanıştığını söyleyen Koçunyan, millet sisteminin 19. yy’da kurumsallaşmaya başladığını, nizamnamenin İstanbul’un fethi ile oluşturulan sistemden oldukça farklı olduğunu belirtti. Koçunyan sunumunda Fransız İhtilali ile birlikte eşitlik söyleminin domino etkisi yarattığını ve Osmanlı Devleti’nde fermanların ortaya çıktığını, tüm bu gelişmelerin Ermeni Nizamnamesi’nin hazırlanmasına zemin oluşturduğunu ifade etti.
Üst yapı mekanizması kurulabilir mi?
Avukat Setrak Davuthan ise azınlık toplumlarında örgütlenme modelleri üzerine konuştu. Ermeni Nizamnamesi’nin son derece başarılı bir metin olduğunu vurgulayan Davuthan, Nizamname ile Ermeni toplumuna ait kurumların hükmi şahsiyete haiz yani tüzel kişiliğe sahip olduklarını hatırlattı. Davuthan, Nizamname ile oluşturulan ruhani ve cismani meclislerin toplumu idare ettiğini belirtti. Davuthan, Cumhuriyet sonrasında Nizamname’nin 1960’lı yıllara kadar sadece patrik seçimleri için kullanıldığını, meclislerin oluşturulmasının ise geçersiz hale geldiğini kaydetti. Davuthan, Ermeni vakıflarının denetlenebilirliği bakımından bir üst yapının kurulmasının elzem olduğunu, Türkiye Ermeni Patriği’nin inisiyatif alması gerektiğini vurguladı.
Davuthan şöyle konuştu: “Cumhuriyet'te bu tür vakıfları ortak amaç ve ilkeler etrafında birleştirecek, idari ve rasyonel devamlılıkta aksayan yönleri tespit edecek, yapılacak gönüllü bağışların ilgili vakıflara aktarılmasını düzenleyecek, sistemlerin yapılandırılmasını sağlayacak, gayrimenkul stoğunu belirleyecek, gelirlerin günün koşullarına uygun ekonomik düzeye çıkartılmasını sağlayacak, hazırlanan münferit bütçelerin yeterliliğini denetimini sağlayacak, rasyonel tedbirleri tespit edecek, yaptırım gücü bulunan bir organın varlığına şiddetle gereksinim bulunduğunu hepimiz muhakkak kabul ederiz diye düşünüyorum.”
Davuthan şöyle devam etti: “İhtiyaç duyduğumuz bu yapı, eğitim kurumlarının finansal yeterlilik sorunlarını çözmeli, çalışanların eğitim ve din hizmeti veren kadrosunun özlük haklarını gözetmeli, eğitimde ve dilde erozyonu önlemek için gayret sarf etmeli, etik kurallar koyabilmeli ve ayrıca dağınık halde bulunan cemaat vakıfları arasında iç denetim ve koordinasyonu temin edebilmeli ve yasal yetkilerle donatılmalı.”
“Uzlaşma nasıl sağlanacak?”
Konferansın katılımcıları arasında yer alan Cemaat Vakıfları Temsilcisi Can Ustabaşı, Davuthan’ın söz ettiği üst birlik önerisine dair söz aldı ve şunları söyledi: “Vakıflar Genel Müdürlüğü 167 cemaat vakfını denetleme hakkına sahip. Son beş yılda denetlenen cemaat vakfı sayısı çok az. Denetlensin istiyorsak bunun önünde bir engel yok. Denetleme firması ile anlaşarak bu yapılabilir. Ancak üst kuruluşun ne yapacağı kafamda tam olarak şekillenmedi. Bu kuruluş görev paylaşımı ve aktarımı nasıl yapacak? Ruhani ve sivillerin ayrı görüşleri var. Uzlaşma nasıl sağlanacak?” Ustabaşı, “Biz hep şu olsun bu olsun demek yerine dilekleri ve istekleri yazılı halde yetkili makamlara sunalım” teklifinde bulundu.
“Yeni nizamname çabasında değiliz”
Kapanış konuşmasını yapan Patrik Maşalyan, “Yeni nizamname yapma çabasında değiliz. Küçük rötuşların olması önemlidir” dedi.
Maşalyan şöyle konuştu: “En büyük beklentimiz devletimizden. En büyük sorunumuz örgütlenme sorunu. Patrik geleneksel olarak millet başı ama yetkisi yok. Bu yetki Osmanlı döneminde vardı. Sonra elimizden alındı. 43 yıldır Patrikhane’deyim. Yıllarca Ankara’ya gittik elimiz boş döndük. Nizamname başarılı oldu çünkü ruhbanların tek başına yapamayacağı ortak aklı yarattı. Kiliseye karşı saygısızlık hareketi değildi. Taşları yerine oturttu. İyi ki bu nizamname vardı. Yapanları anıyorum. Devrimler oldu. Yeni nizamname çabasında değiliz. Küçük rötuşlar olması önemlidir.”




