Bu yıl 18. kez verilen Uluslararası Hrant Dink Ödülü'nün sahipleri Türkiye'den yaşam ve doğa savunucusu Süheyla Doğan ile Filistinli hukukçu ve insan hakları savunucusu Raji Sourani oldu.

Süheyla Doğan'a ödül, Kazdağları'nı ve bütün doğal ve kültürel varlıklarıyla bölgesini cesaretle savunmaktan vazgeçmediği, kadının insan hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkarmaya, doğayla birlikte yaşam hakkını savunmaya devam ettiği için verildi.
Raji Sourani'nin ödül gerekçesi ise Filistin’den Gazze'de insan hakları ihlallerini belgelemenin fiilen imkânsızlaştığı koşullarda dahi çalışmalarını sürdürdüğü; tehditlere, tecritlere boyun eğmeden iktidara karşı doğruları savunduğu; hukukun üstünlüğünü, adaleti ve savaştan etkilenen herkesin onurunu mesleki yaşamının ve ahlaki tutumunun kılavuz ilkeleri olarak kabul ettiği ve cezasızlığa karşı hukukun hâlâ geçerli bir yol olabileceğini göstermesi olarak belirlendi.
Işık doğar, karanlık dağılır

Şebnem Hassanisoughi’nin sunuculuğunu üstlendiği ve Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde yüzlerce insanın katılımıyla yapılan törende, vakıf adına izleyicilere hoşgeldiniz mesajını Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink iletti. Rakel Dink izleyicileri “Her ne kadar umutsuz da olsa, yorucu da olsa, bıkkınlık da uyandırsa, barış, barış, barış diyeceğiz. Barış istiyoruz. Huzur ve adalet için harcanan her emek, her çaba değerlidir. Gayret edenler için de onurdur. Elbette ki gerçek barış cesaretle, gerçeklerle, derinlerle yüzleşmektir. 'Adalet mülkün temelidir' bir Tanrı sözüdür. Adalet temel pekiştirir, yaslı, yaralı, kırılmış yürekleri onarır, şifa verir, göçük bedenleri güçlendirir, yeniler, bitmiş umutları geliştirir ve umutlu kılar. Işık doğar, karanlık dağılır” sözleriyle karşıladı.
Rakel Dink’in konuşması için tıklayınız.
İyileşme, dokunarak konuşmakta
Uluslararası Hrant Dink Ödülü Komitesi’nin daveti üzerine törende konuşma yapan, Hrant biyografi kitabının yazarı Tûba Çandar, “Çünkü gazeteci Hrant Dink bir şifacıydı da… Elleriyle çalışırdı. Konuşurken dayanamaz, dokunurdu insanlara. Dokunduğu her insanı da değiştirir, dönüştürürdü. Çünkü herkese yetecek sevgi ve sıcaklığı içinde barındırırdı ve kendisine bahşedilmiş bu özelliği de paldır küldür bir doğallıkla sunardı. Her şifacı gibi, bizi şifalandırırken kendisi de şifalanırdı. Çünkü bizler, yani hem Türkler hem de Ermeniler hastalanmıştık 100 yıl kadar önce… Bu topraklarda yaşatılanlar ve yaşananlar yüzünden… İyileşmenin yolu birbirimize dokunmaktan geçecekti. Dokunarak konuşmaktan… Konuşarak birbirimizi anlayacak, kabul edecek ve geçmişimizle yüzleşecektik.”
Tûba Çandar'ın konuşması için tıklayınız.
Ödül hayatta kalanlara ve mağdurlara

Ödül sahibi Süheyla Doğan yapıtığı konuşmada “Umudumuzu büyütüyoruz…Umuttan başka şansımız olmadığını ve güzel günlerin geleceğini biliyoruz... Ve ben de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da eşitlikçi, adil, laik ve ekolojik bir yaşam için tüm varlığımla, inancımla, sevgimle, umudumla mücadele etmeye devam edeceğim” dedi.
Süheyla Doğan’ın konuşmasının tamamı için tıklayınız.
Ödül sahibi Raji Sourani konuşmasında “Bu ödül, hakikatin önemli olduğuna ve bir gün adaletin galip geleceğine inandıkları için, bize güvenerek, yaşamlarının en acı anlarını anlatarak tanıklıklarını bizimle paylaşan mağdurlara ve hayatta kalanlara aittir. Bu ödül, halklarının yaşadıkları acı ve ıstırabın silinmesine veya normalleştirilmesine izin vermeyi reddeden gazeteciler, doktorlar, insani yardım çalışanları ve kurtarma ekipleri dahil olmak üzere Filistin toplumun tüm kesimlerine aittir. Ve bu ödül, Filistin’de ve Filistin’in ötesinde, uluslararası hukukun milliyet, ten rengi veya ırk ayrımı gözetmeksizin herkesi eşit biçimde koruması gerektiğinde ısrar etmeyi sürdüren herkese aittir.” dedi.
Raji Sourani’nin yaptığı konuşmanın tamamı için tıklayınız.
Parıldayan ışıklar
Türkiye'de ve dünyanın dört bir yanında, yaptıklarıyla insanlığa 'ışık' tutanların hatırlandığı, umut veren insanların ve toplulukların selamlandığı videoyla 2026 yılının 'Işıklar'ı takdim edildi. Bu yılın 'Işıklar'ı arasında, Güney Afrika'dan Hindistan'a, Grönland'dan Filistin'e, Arnavutluk'tan ABD'ye ve gençliğin meydanları doldurduğu Bulgaristan'dan Nepal'e uzanan bir coğrafyada; kadın cinayetlerine, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı direniş, zorla kaybedilenler için hakikat arayışı, ekolojik hak savunuculuğu, sömürge ve savaş suçlarıyla hesaplaşma, emek ve göçmen hakları, gençlik öncülüğünde demokrasi mücadelesi gibi pek çok başlıkta yaptıklarıyla ilham olan kişiler ve girişimler yer aldı.
Gecede Maral Ayvaz, Ari Barokas, Anna Sara Poghosyan, Raffi Hayra ve Sasa Serap da müzikleriyle sahne aldı.
Her sene, Uluslararası Hrant Dink Ödülü töreninin vazgeçilmez anlarından biri de, tören için üretilen özgün videolar. 2009 yılından bu yana hazırlanan videoların konseptini Ümit Kıvanç; videoların ruhuna hayat veren seslendirmeleri ise Mahir Günşiray ve Eric Nazarian yaptı.
2026 Jürisi
Ödülün bu yılki jürisinde, 2025 Uluslararası Hrant Dink Ödülü Sahibi Bülent Şık, 2025 Uluslararası Hrant Dink Ödülü Sahibi Helena Maleno Garzon, bellek çalışmaları ve müzecilik alanında uzman Bonita Bennett, araştırmacı, editör ve kültür kuruluşu yöneticisi Asena Günal, tarihçi ve akademisyen Cemal Kafadar, araştırmacı gazeteci ve yazar Fariba Nawa, uluslararası ilişkiler akademisyeni Kalypso Nicolaidis, tiyatro yazarı ve yönetmen Berkun Oya, insan hakları savunucusu Feray Salman, demokrasi ve insan hakları alanında sivil toplum temsilcisi Naira Sultanyan, Hrant Dink Vakfı başkanı Rakel Dink yer alıyor.
Daha önce ödül verilen isimler
Uluslararası Hrant Dink Ödülleri, 2025'te gıda güvenliği ve çevre sağlığı araştırmacısı, kamuoyundan gizlenen kanserojen madde verilerini açıkladığı için yargılanan Bülent Şık'a ve Avrupa sınırlarında göçmenlerin hayatını ve haklarını savunmak için çalışan insan hakları savunucusu İspanya'dan Helena Maleno Garzón'a, 2024'te kadına yönelik şiddetle mücadelede uzun yıllardır çalışan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'na ve Sierra Leone'de kadın genital mutilasyonuna karşı mücadele eden Rugiatu Neneh Turay'a, 2023'te bağımsız radyo kanalı Açık Radyo'ya ve Kolombiya'da insan hakları ve ekolojik haklar için mücadele eden José Alvear Restrepo Avukatlar Kolektifi'ne, 2022'de insan hakları örgütü Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na ve Afganistan'dan kadın hakları savunucusu Shaharzad Akbar'a, 2021'de kadın hakları savunucusu, avukat Canan Arın'a ve Filipinler'den gazeteci Maria Ressa'ya, 2020'de insan hakları aktivisti Osman Kavala'ya ve Mısır'da kadın hakları aktivisti Mozn Hassan'a, 2019'da kadın hakları aktivisti Nebahat Akkoç'a, Hindistan'da insan hakları ve çevre hakları aktivisti Agnes Kharshiing'e, 2018'de geçmişle yüzleşme ve diyalog odaklı çalışmalar yürüten insan hakları aktivisti Murat Çelikkan'a ve Yemen'de insan haklarını savunmak ve korumak için mücadele eden Mwatana İnsan Hakları Örgütü'ne, 2017'de insan hakları ihlallerini hem Türkiye'nin hem de uluslararası toplumun gündemine taşıyan avukat Eren Keskin'e ve eserleriyle tüm dünyada yaşanan eşitsizliklere dikkat çeken Çinli sanatçı Ai Weiwei'ye, 2016'da Malavi'de çocukların insan hakları üzerine çalışan kabile reisi Theresa Kachindamoto ve insan hakları ve hukukun üstünlüğü için mücadele eden Diyarbakır Barosu'na, 2015'te Suudi Arabistan'dan kadın hakları savunucu Samar Badawi'ye ve LGBT hakları için mücadele eden KAOS GL'ye, 2014'te adli tıp uzmanı ve insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı'ya ve İngiltere'de anti nükleer aktivisti Angie Zelter'e, 2013'te insan hakları savunucusu Sırbistan'dan Nataša Kandic'e ve gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri / İnsanları'na, 2012'de yazar İsmail Beşikçi'ye ve Rusya'da insan hakları örgütü Uluslararası 'Memorial' Topluluğu'na, 2011'de gazeteci, yazar Ahmet Altan'a ve gazeteci, Meksika'dan insan hakları savunucusu Lydia Cacho'ya, 2010'da Türkiye Vicdani Ret Hareketi'ne ve İspanya'dan hukukçu Baltasar Garzón'a, 2009'da gazeteci, yazar Alper Görmüş'e ve gazeteci, İsrailli gazeteci ve yazar Amira Hass'a verildi.



