24 Nisan Anma Platformu'nun yasak kararıyla ilgili açıklaması şöyle:
"24 Nisan anması demokratik bir haktır...
2010 yılından pandemiye kadar başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde gerçekleştirdiğimiz 24 Nisan anmaları pandeminin başlamasıyla birlikte yasaklanmaya başladı.
Bu yıl da İstanbul Valiliği’ne soykırım anmasıyla ilgili dilekçemizi sunduk ve 1915’te yaşamını yitirenlerin yasını tuttuğumuz ve yüzleşme çağrılarını dile getirdiğimiz anma etkinliğinin organizasyonu için çalışmalara başladık.
Valilik bu yıl da anma etkinliğimizi yasakladı. Biz ısrar etmekten vazgeçmeyeceğiz. Dört beş sene öncesine kadar meydanlarda gerçekleşen anmaların hiçbir açıklama yapılmadan yasaklanmaya başlamasının hiçbir izahı yok.
24 Nisan anmaları hem katledilen yüz binlerce insana duyduğumuz saygının, ailelerinden, arkadaşlarından, işlerinden, çevrelerinden koparılıp alınarak öldürülenleri unutmadığımızı göstermenin bir alanı; hem de bugüne, yaşayanlara verdiğimiz bir mesajdır.
Demokrasinin gelişmesinde, bir arada yaşama kültürünün şekillenmesinde, şiddetin ve nefret söyleminin geriletilmesinde en önemli adım, 24 Nisan’da kaybettiklerimizi, insanları, canlıları, kültürü, gelenekleri hatırlatmak; unutmadığımızı göstermek ve yüzleşmektir. Anmanın yasaklanmasını protesto ediyor ve karar vericilere tutumlarını gözden geçirmeleri çağrısını yapıyoruz.”
Anmalar 2010-2019 yılları arasında kesintisiz biçimde yapılmıştı. İlk olarak Taksim Meydanı’nda yapılan anmalar daha sonra Tünel Meydanı ‘nda yapılabilmiş, son olarak Şişhane’de yapılan anmalardan sonra pandemi nedeniyle meydanda anma yapılamamıştı. Ancak pandemi sonrasında anmalara hiçbir şekilde izin verilmedi.
İHD’den açıklama: İnkâra son verin
İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon önceki yıllarda olduğu gibi yazılı bir açıklama yayınladı. “Cezalandırılmayan suç işlenmeye devam eder: Tanı, Af Dile, Tazmin Et” başlıklı açıklamadan bir bölüm şöyle:
“Bu topraklarda işlenmiş ve hâlen işlenmekte olan ağır insan hakları ihlalleri, Cumhuriyet rejiminin üzerine inşa edildiği soykırımın mirasıdır. 20. yüzyılın başında Küçük Asya ve Kuzey Mezopotamya’da Hristiyan halklara —Ermenilere, Süryani-Asurilere ve Rumlara— yönelik gerçekleştirilen soykırım ve bunun inkârı, devletin kendi yasalarını çiğnemesini ve hukuk dışına çıkmasını meşrulaştırmış; bu devlet aklı Cumhuriyet tarihi boyunca varlığını sürdürmüştür.
İnkâr öyle boyutlara ulaşmıştır ki, ‘soykırım’ sözcüğü uzun süre yasaklanmış; toplum da bunu içselleştirerek bu kelimeyi kullanmaktan kaçınmıştır. Aydınlar dahi bu sözcüğü kullanmaktan çekinmiştir. O dönemlerde İstanbul Şubesi çatısı altında faaliyet gösteren komisyonumuz, coğrafyamızda ilk kez ‘soykırım’ sözcüğünü açıkça kullanarak 24 Nisan 2005 tarihinde bir anma toplantısı düzenlemiş ve ‘Tanı, af dile, tazmin et’ çağrısında bulunmuştur.
“Davalar beraatle sonuçlandı”
Soykırımla ilgili yapılan açıklamalar nedeniyle yıllar içinde davalar açılmaya başlanmıştır. Örneğin, İHD Dersim Şubesi ve Diyarbakır Barosu’na, soykırımı andıkları gerekçesiyle ‘Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılamak’ suçlamasıyla davalar açılmış; her iki dava da beraatle sonuçlanmıştır. Yine komisyonumuzun 2021 yılında yaptığı açıklama nedeniyle üyelerimize karşı dava açılmış; İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada beraat kararı verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde yapılan istinaf incelemesi sonucunda bu karar kesinleşmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti yargısı, bu konunun tartışılmasını dahi istememektedir. Çünkü tartışma, sorgulamayı beraberinde getirecektir. Bu nedenle baskılar ve yasaklamalar sürse de açılan davalarda ceza verilmemesi yönünde bir politika izlenmektedir.
Soykırım sadece ölüm değildir. Soykırım; sürgün, yollarda saldırıya uğrama, açlık, hastalık, tecavüz ve tarif edilemez bir zulmü de içerir. Ancak bununla da sınırlı değildir. Soykırım aynı zamanda bir hırsızlıktır. Kurbanların el konulan taşınmaz malları; işlikler, bağlar, bahçeler, tarlalar, konaklar, evler, hastaneler, manastır ve kilise arazileriyle sınırlı değildir. Aynı zamanda bankalardaki hesaplarına ve değerli eşyalarına el konulmasını da kapsar. Bu boyutu az konuşulan bu büyük yağmanın tutarı, 1915 yılı değerleriyle 22 milyon dolar olarak hesaplanmaktadır.
Soykırımı anma günü olan 24 Nisan’da; 24 Nisan 2011 tarihinde Batman’da zorunlu askerlik görevini yaparken bir başka er tarafından vurularak katledilen Sevag Şahin Balıkçı’yı da anıyoruz. Sevag’ın anısını yaşatmaya söz veriyoruz.
2005 yılından bu yana her 24 Nisan’da aynı talebi dile getiriyoruz: Soykırımın inkârı, soykırımın sürdürülmesidir. İnkâra son verin. Bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte suçu kabul edin. Ancak o zaman mezarsız ölülerin ruhu huzura erebilir, adalet yerini bulabilir. Aksi takdirde soykırımın laneti bu toprakların üzerinden kalkmayacaktır.”



