“Siz sadaka verirken, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin. Öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. Gizlice yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir” (Matta 6: 1-4)
Ermeni toplumundan zor durumda olanların sesini duyurmaya devam ediyoruz. Kapısını çaldığım insanlarla zor konuşacağımın farkındaydım. Beni bekliyorlardı, telefonda konuşmuştum. Zili çaldım, kapıda yaklaşık beş dakika kadar bekledim, ancak açıldı. 94 yaşındaki anne, yürümekte zorluk çekiyordu, ağır adımlar ve güler yüzle beni karşıladı. İçeri girdiğimde kızı Z. K.’yı bir koltukta oturmuş bana gülümserken gördüm. İtinayla taranmış saçları, pırıl pırıl kıyafetleri, tertemiz evi, beni hayran bıraktı. Sanki konuştukça kasvete bürünen ortamın kahramanları kendileri değilmiş gibi... 72 yaşındaki Z.K. hasta ve felçli. Ona 94 yaşındaki annesi bakıyor. Ciddi sağlık sorunları yaşıyor, kira, sağlık ve diğer giderleri karşılamakta zorlanıyorlar.
Anneniz kaç yaşında?
94 yaşında.
İkiniz mi yaşıyorsunuz? Size 94 yaşındaki anneniz mi bakıyor?
Evet. Doğru. Yemeğimizi yapıyor, çamaşırımızı yıkıyor, evi çekip çevirmeye çalışıyor.
Siz kaç yaşındasınız?
Ben 1954 İstanbul doğumluyum.
Hiç çalıştınız mı?
Aslında hiç çalışmadım diyebilirim. Gençliğimde antika halı tamircisinde birkaç ay çalışmıştım o kadar. Evin yükü babamın üzerindeydi ama annem de çalışırdı.
Annenizin mesleği nedir?
Bizim hastanede (Surp Pırgiç) hemşire yardımcısıydı.
Hiç evlendiniz mi? Çocuklarınız veya kardeşleriniz var mı?
Evlenmedim. Çocuğum da yok. Kardeşlerim var. Erkek kardeşimin biri askerde vefat etti. Diğeri alkol bağımlısı. Kız kardeşimle ise sorunlardan ötürü görüşmüyoruz. Allah'tan ve annemden başka sığınağım yok.
Sağlık sorunlarınız ne zaman başladı?
1996 yılında kolit oldum. Tedavi gördüm, ameliyat oldum. Ameliyat maalesef başarılı olmamış. Ameliyat sonrası komplikasyon gelişti. Yanlışlıkla bağırsağım delindi ve bu halde geldim. Şimdi o ameliyatı yapanlar geziyor, ben ise ölmek için yalvarıyorum.
Galiba karnınızda açık bir yara var?
Evet. İltihap sızıntısı oluyor. Kendim pansuman yapıp temizlemem gerekiyor. Su içsem karnımdan çıkıyor.
Ne zaman felç geçirdiniz?
8 yıl önce beyin kanaması geçirdim. Sol kolum ve ayağım tutmuyor. Ondan evvel iyi kötü yürüyor, dışarı çıkıyor, hava alabiliyordum. Şimdi evde yürüteçle bile zor gidiyorum. Annem düşmeyeyim diye arkama geçiyor, ben de yürüteçle, tek ayak tek kol yürümeye çalışıyorum. Geçen gün düştüm, komşular gelip kaldırdı sağ olsunlar.
Başka hastalıklarınız var mı?
Yemek yiyemiyorum. Böbrek yetmezliği var. Kalpte ritim bozukluğum var. Bel fıtığım var. Huzursuz ayak sendromu var. Yok yok yavrum.
Kendini kendimi temizliyorum diyorsunuz. Zor olmuyor mu?
Olmaması mümkün mü? Her 10-15 dakikada sızıntım oluyor. İltihabım hiç kurumuyor. Uyuduğumuzda yatak yorgan kirlenmesin diye hep pamuklarla sarılıyım.
Acil durumlarda hangi hastaneye gidiyorsunuz?
Birkaç kere ambulansla Bakırköy Devlet Hastanesi’ne götürdüler. Giderken ambulansla götürdüler ama tedaviden sonra eve kendi şartlarımızla dönmek çok zor oldu. Bir keresinde eve girerken beni halıya koyup taşıdı komşu.
Normal şartlarda sizin gibi hastaların nasıl bakım alması gerekir. Yoksa kendileri mi pansumanlarını yaparlar?
Hayır tabii ki. İmkânı olan pansuman yaptırır. Ama benim imkânım yok. Pamuk kullanıyorum. Onu da bulamadığım zamanlar oluyor. Ben de evdeki nevresimleri kesip, parçalayıp onlarla pansuman yapmak zorunda kalıyorum.
Bu eve maaş giriyor mu?
Annemin emekli aylığı var. Babam sigortalı değildi zaten ondan bir şey kalmadı. Benim devletten yüzde 79 engelli kimliğim var. Devlet bana 6 bin lira engelli parası veriyor. Biz de üzerine 600 TL koyup kiramızı ödüyoruz.
Eviniz kira mı?
Kira. Şu an 6,600 TL ödüyoruz, mahkemedeyiz. Ev sahibi kira artışı istiyor. Üç aylık kira borcumuz vardı, Bakırköy Kilisesi tarafından ödendi. Mal sahibim 30 bin TL kira istiyormuş, değil 30 bin, 30 kuruş ödeyecek param yok. Bir senedir apartman aidatını da ödeyemedik. Alacaklılar gelip devamlı para istiyor. Kapıda kalacağız.
Bakırköy Kilisesi Fakirler Kolu'na bağlı mısınız?
Evet. Ayda 2000 lira yardım alıyorum. Patrikhaneden aydan aya iki adet erzak kolisi de geliyor. Bakliyat ağırlıklı bir koli. Paskalya ve Noel’de senede iki kere tavuk geliyor. Bir de Bakırköy Kilisesi’nin sevgi sofralarında senede bir kez et geliyor. Benim gibi hastaların proteine, ete ihtiyacı varmış ama maalesef alamıyoruz.
Doğalgaz, su, elektrik, ilaçlar... Bu ihtiyaçlar bu maaşlara nasıl ödeniyor?
80 kapıya borcum var. Çünkü özel ihtiyaçlarım çok. Parayla alınması gereken kan ilacım var. Her gün karnıma beş paket pamuk harcıyorum. Her gün yanık kremine, izotonik seruma, pamuğa ve gazlı beze çok ihtiyacım var. Bunları kendim karşılamak zorunda kalıyorum, daha doğrusu karşılayamıyorum.
Psikolojik açıdan da zor bir durum.
Zaten hayatım bitmiş. Ne dışarı çıkabiliyorum, ne istediğimi yiyebiliyorum, ne istediğimi giyebiliyorum, ne evde istediğim yapabiliyorum. İnsan bile göremiyorum. Dayanacak gücüm kalmadı. Sadece nefes alıyorum.
Felç olduktan sonra her gün kendimi öldürmeyi düşündüm. Hâlâ düşünüyorum. Balkondan kendimi atmaya çalıştım, olmadı. İlaç içerken annem gördü, kadın bana engel olmak için koşarken düştü, yerden kaldıramadım bile.
Ne olursa kendinizi biraz daha iyi hissedersiniz? Yaşama tutunmak için neye ihtiyacımız var?
Oturabileceğimiz herhangi bir yerde bir vakıf-kilise evi olsa… Kiramız ödense, faturalarımız ödense, medikal malzemelerim alınsa belki yaşamak isterim.
Adını şu aşamada paylaşmak istemediğim Z. K. okuduğunuz gibi bana yaşadığı zorlukları tüm içtenliğiyle anlattı. Bu yaşlı anne ve kızın bir an önce gerek tıbbi, gerek maddi gerekse insani yardıma ihtiyaç duyduğu ortada. Toplumumuzdan yükselen yardım çığlıklarının günden güne arttığı da...




