TÜRKİYE ERMENİ TOPLUMUNDA YOKSULLUK
82 yaşındaki Kasapyan: Ben sokakta mı kalacağım?
Türkiye Ermeni toplumunun bir bölümünün bir sert biçimde yaşadığı gelir kaybı ve yoksulluk, kurumların gündemindeki yerini koruyor. Patrikhane Sosyal Yardım Komisyonu (PSYK), kiliselerin fakirler kolları ve Mer Hayer gibi sivil yapılanmalar bu konuda çalışmalar yürütüyor. Son olarak Ermeni Vakıflar Birliği (ERVAB) bünyesinde de bu konuda çalışacak bir komisyon kurulacağı açıklanmıştı. Bundan iki ay kadar önce Bakırköy’de maddi sorunlar yaşayan beş yaşlı kadınla söyleşi yapmıştım. Öne çıkan sorunlar sağlık hizmetlerine erişim ve kira yardımıydı. Bu beş kadın o dönem için rencide olmak istemediklerinden isimlerini açıklamamıştı. Ancak bu beş kadından Arşaluys Rita Kasapyan, evsiz kalmak üzere ve deyim yerindeyse bıçak kemiğe dayandığı için yaşadığı tüm sıkıntılarını Agos’la ve toplumla paylaşmaya karar verdi. Sözlerine kulak veriyoruz.
Önce sizi tanıyalım.
Ben Arşaluys Rita Kasapyan, 1944 doğumluyum, 82 yaşındayım. Yaklaşık yedi aydır kiramı ödeyemediğim için evden çıkartılıyorum. Oğlum işsiz kaldığı içinde evimizin kirasını ödeyemedik. Bundan önce başıma böyle bir şey hiç gelmemişti. Ne aidat borcum, ne elektrik borcum var. Dün doğalgaz, elektrik faturaları geldi yaklaşık 2000 TL civarı, oturmuş nasıl ödeyeceğimizi düşünüyorum.
Siz Bakırköy Kilisesi Fakirler Koluna bağlı mısınız?
Evet. Ayda 600 TL alıyorum. Ayrıca senede 2 kez bayramlarımızda erzak kolisi geliyor. Kolide yağ, bakliyat, salça gibi malzemeler oluyor.
Kaç çocuğunuz var?
Dört çocuğum var. üç erkek, bir kız. Oğullarımdan biri Antalya'da. Onunla görüşmüyoruz. Çok nadir arayıp ‘Mama nasılsın?’ diye telefon açar ‘İyiyim’ deyip kapatıyorum. O da hastaymış, durumu yokmuş, kalbinden ameliyat olmuş.
İstanbul’da iki oğlum var. Biri 50 yaşında sigortasız çalışıyor, diğeri 60 yaşına yakın. 60 yaşındaki oğlumla yaşıyorum. Evden atıldığımız gün o nerede kalacak bilmiyoruz. Diğer, yani küçük oğlumun oturduğu yer çok kötü. Dükkanmış, ev yapmışlar. Karısı, çocuklarıyla orada yaşıyor. Dün de tavanı yıkıldı olduğu gibi. Elektrik akımında sorun oluştu, sağdan soldan cereyan çarpıyor. Evden atılırsam orada kalacağım. Ama bana bakabilecek durumda hiç değiller.
Eskiden kızımla yaşıyordum. Kızımın Zeytinburnu’nda evi var. Damadım çalışıyordu, sağlığı iyiydi. Daha sonra damadım da hastalandı uzun süredir bitkisel hayatta, entübe edildi. Kızım hastanede ona bakıyor. Torunlarım hem okuyup, hem çalışmak zorunda kaldı. Şimdiye kadar bir şekilde evlerini çocuklar geçindiriyordu ama evlerinde oturmaları tehlikeliymiş, tahliye olmaları gerekiyormuş, onlar da nasıl kira vereceklerini kara kara düşünüyorlar.
Yanınızdaki büyük oğlunuz neden çalışamıyor?
Aslında evliydi, çocukları var. İşler bozulunca her şey bozuldu. Oğullarım çarşıda sevilen işçilerdir. Pandemide çarşının durumu bozuldu. Dükkanlar dönemez oldu. Dükkanı kapanınca işsiz kaldı. Mıhlayıcı. Biri çağırırsa yanına gidip günlük çalışıyor. Çarşı kötü durumda. Haftalarca iş çıkmadığı oluyor. Zaten işçiyken de sigortası yoktu. İşsiz kalınca da elinde emekli maaşı da olmadı. Geçenlerde kahvede garsonluk işi bulmuş, bir ay çalıştı, yaşlı gelmiş onlara, çıkartıldı.
Siz ve sizin durumunuzda olanların yardım çağrılarınızı duyurduğumuzda “Oğulları, kızı var onlar baksınlar” gibi yorumlar geliyor.
Çok biliyorlar onlar. Kendilerine yaptıkları çok geliyor. Bizim zenginlerimiz daha ölmeden evlerini, varlıklarını vakıflara bağışladılar, benim gibi fakirler, garibanlar sokaklarda kalmasınlar yardım edilsin diye.
Ama yöneticiler ne yapıyor? Evleri allayıp, pullayıp 20, 30, 50 bin liradan kiraya veriyor, bizim gibileri de sokakta bırakıyorlar. Oysa o yöneticilerin bazıları çok yoksul evlerde büyüdü. Birer odaların içinde yiyecek ekmeğe muhtaç. Şimdi ne değişti? Neden böyle yapıyorlar?
Ben de yıllarca gönüllü hizmet ettim kiliselere. Benim neden bir şeyim olamadı? Bir şey lazım oldu mu, kapı duvar. Fakirler koluna ‘Beni atıyorlar. Allah aşkına yardım edin. Gelip kilisede yatacağım. Yerim yok, bir oda’ dedim. ‘Bizim de yok, bulamıyoruz’ dediler.
Bakırköy’de caminin karşısında bir ev vardı. Kızımın arkadaşı orada otururdu. Şu anda yıkık dökük. Duydum ki Ermeni vakıf eviymiş ama kullanılmaz halde, keşke böyle evler bizler için onarılsa.
Geliriniz yok. Kira ödeyemiyorsunuz. Peki nasıl geçiniyorsunuz?
Gelen 600 TL var, ne kazanırsa çocuğum da getiriyor. Çalışırsa 300-400 lira getiriyor. Ben de onunla idare edip, faturaları ödemeye çalışıyorum, haftada 200 lirayla yemek yapıyoruz. Ama yeterli olacak bir para değil. Buzdolabıma bakın. Dolap boş.
Çok merak ediyorum. Sizin hiç eviniz olmadı mı?
Ben gençken ailemin Topkapı’da 4 katlı bahçe içinde bir evi vardı. Oradan gelin oldum. Bir evin, bir kızıydım. Babam vefat edince mahallemizin bakkalı annemi korkutmuş. Kendine, bana, aileme zarar gelmesin diye tehditlere boyun eğip, bize belli etmeden yok pahasına evi adama devretmiş. Biz seneler sonra evi ona devrettiğini öğrendik. Anneme elindeki parayla Bakırköy Yenimahalle’de iki katlı bir ev aldık. Biz de orada yaşamaya başladık. Eşim benden habersiz annemi kandırıp, iş için evi ipotek etmiş. İş batınca ev de satışa çıktı. Evi kaybedince annem üzüntüden beyin kanaması geçirip öldü.
Ne zamana kadar evden çıkmanız gerekiyor?
Aslında bir iki güne kadar çıkmam lazım. Ama çıkamam. Ne yaparsa yapsınlar. Atarsa oğlanın yıkık dökük evine sığınacağım. Büyük eşyalarımı sokağa koyacağız. Diğerlerini poşetledim zaten. Oğlanın bodrumuna indireceğiz. Annemin son sözleri hep ‘Ben sokakta mı kalacağım, ben sokakta mı kalacağım?’ idi. Şimdi benimki de aynı oldu. Ben sokakta mı kalacağım?.
Doğrusu size ümit verecek hiç bir sözüm yok. Yaptığımız haberlerin bu konuda işe yarayıp yaramadığını bilemiyorum. Türkiye Ermeni toplumundan beklentiniz ne?
Toplumdan benim istediğim, bir ev. Hiç olmazsa bir oda. Bu semte olmasa da ziyanı yok, yeter ki vakıf evi, kilise evi olsun. Cemaatimin her vakfına sesleniyorum! Bana uygun bir eviniz varsa lütfen yardım edin!!
Arşaluys Rita Kasapyan ile sohbetimiz böyle bitti. Bu haber yayınlandığında evinde mi olur yoksa artık evsiz mi kalır ben de kestiremiyorum. Tüm dileğim toplumdaki yoksulluk sorununun artık daha acil biçimde ele alınması ve bu konuda faaliyet gösteren tüm kurumların bir koordinasyon içinde çalışması gerektiği. Rita Tantig, umarım birileri sesinizi duyar.

