Avrupa Parlamentosu'nda dün yapılan "Azerbaycan'daki Ermeni Esirler ve Avrupa Birliği'nin Müdahalesinin Gerekliliği" başlıklı konferans, Avrupa Ermeni Adalet ve Demokrasi Federasyonu'nun (EAFJD) desteğiyle, Sosyalistler ve Demokratlar Grubu'ndan Kıbrıslı Avrupa Parlamentosu Üyesi Costas Mavrides ve Avrupa Parlamentosu'nun Ermenistan'dan sorumlu daimi raportörü ve Slovenya temsil eden Avrupa Halk Partisi üyesi Miriam Lexmann ev sahipliğinde yapıldı.
Ana konuşmacılar arasında Ermeni tutukluların temsilcisi insan hakları avukatı Siranush Sahakyan, Uluslararası Hıristiyan Dayanışma Örgütü'nün (CSI) Kamu Savunuculuğu Direktörü Joel Veldkamp, Uluslararası İnsan Hakları Ortaklığı'nın (IPHR) Doğu Avrupa ve Güney Kafkasya Program Direktörü Simon Papuashvili ve Bakü'de tutuklu bulunan eski Dağlık Karabağ parlamentosu başkanı David İşhanyan'ın oğlu Armen İşhanyan yer aldı.
Sahakyan: Siyasi davalar
Sahakyan, o dönemde Karabağ'ın uluslararası alanda tanınmamasının, Bakü'de devam eden ceza davaları için yasal bir dayanak teşkil edemeyeceğini vurguladı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının, diğer bazı çatışmaların aksine, Dağlık Karabağ'ın bağımsızlığını geçersiz ilan etmediğini veya devletleri de tanımamaya çağırmadığını belirtti.
Sahakyan'a göre, Bakü'deki yargılamalar sıradan ceza davaları olarak değil, yerinden edilmiş Ermeni topluluklarını fail olarak göstererek ve Karabağ'ın siyasi varlığını suç haline getirerek siyasi amaçlar güden yargılamalar olarak değerlendirilmeli.
Papuashvili: Tutuklular net öncelik olmalı
Uluslararası İnsan Hakları Ortaklığı'nın (IPHR) Doğu Avrupa ve Güney Kafkasya Program Direktörü Simon Papuashvili de artık kararlar ötesine geçip somut adımlar atmanın zamanının geldiğini söyledi. Ermeni tutukluların serbest bırakılmasının, Avrupa Birliği ile Azerbaycan arasındaki tüm temaslarda net bir öncelik haline gelmesi gerektiğini savundu.
Simon Papuashvili, tutukluların AB'nin bağımsız insani yardım kuruluşlarının kısıtlama olmaksızın erişimi, aile üyeleriyle düzenli iletişim, bağımsız tıbbi muayeneler, avukatlarla gizli görüşmeler ve dava dosyalarına tam erişim de dahil olmak üzere bir dizi temel güvence konusunda ilerleme kaydedilmesi gerektiğini söyledi.
Papuashvili ayrıca AB'nin Azerbaycan için net kriterler ve kesin tarihler belirlemesini önerdi ve bunlara uyulmamasının siyasi işbirliğini, ikili müzakereleri ve daha geniş AB-Azerbaycan ilişkilerini etkileyeceği konusunda uyardı. Ayrıca, işkence, keyfi gözaltı veya yargı yetkisinin ciddi şekilde kötüye kullandığına dair güvenilir kanıt bulunan yetkililere karşı AB Küresel İnsan Hakları Yaptırımlarının değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Simon Papuashvili, "Ermeni tutukluların serbest bırakılması Ermenistan için bir ödül veya ayrıcalık değildir. Bu, uluslararası insancıl hukuktan, uluslararası insan hakları hukukundan ve tarafların kendi üstlendikleri taahhütlerden kaynaklanan bir yükümlülüktür," dedi.
Veldkamp: Tavizler Ermenistan'dan bekleniyor
Konferansta konuşan Uluslararası Hıristiyan Dayanışma Örgütü Kamu Savunuculuğu Direktörü Joel Veldkamp, Bakü'de tutulan her Ermeni tutuklunun her şeyden önce bir aile tarafından beklenen bir insan olduğunu söyledi.
Uluslararası toplumun, bu kişilerin derhal serbest bırakılmasını talep etmeyerek, Azerbaycan'ın eylemlerini ve askeri gücün çatışmaları çözmek ve halkların kendi kaderini tayin etme hakkını reddetmek için kullanılabileceği emsalini fiilen kabul ettiğini savundu.
Veldkamp, Avrupa Birliği'nin politikasını eleştirerek, bir yandan Ermenistan ve Azerbaycan ile ilişkilerini derinleştirirken, diğer yandan temel tavizleri yalnızca Ermenistan'dan beklediğini ve Azerbaycan'dan neredeyse hiçbir benzer talepte bulunmadığını hatırlattı.
Ayrıca Azerbaycan'ın henüz nihai bir barış anlaşması imzalamadığını ve Ermenistan Cumhuriyeti'nin tüm topraklarını "Batı Azerbaycan" olarak göstermeye devam ettiğini belirtti.
Veldkamp'a göre mevcut politikalar, zayıf bir Ermenistan yaratma riski taşıyor ve bu da Avrupa'nın çıkarlarına hizmet etmeyecektir. Türkiye'nin artan bölgesel etkisi ve uluslararası normlara olan saygının azalması karşısında, güçlü bir Ermenistan'ın Avrupa Birliği için değerli bir ortak olacağını savundu.
Veldkamp, "Avrupa Ermenistan'ın güçlenmesine katkıda bulunmak istiyorsa, atması gereken ilk adımlardan biri Bakü'de tutulan Ermeni rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak için kararlı bir müdahalede bulunmak olmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
İşhanyan: Barış anlaşmalarında esirler önceliklidir
Eski Dağlık Karabağ parlamento başkanı David İşhanyan'ın oğlu Armen İşhanyan, modern tarihteki neredeyse tüm barış anlaşmalarının savaş esirlerinin serbest bırakılmasına öncelik verdiğini, ancak Azerbaycan'ın bunu yapmaktan kaçınmaya devam ettiğini söyledi.
Babası David İşhanyan'dan alıntı yaparak, Bakü'deki yargılamaların Ermenistan Cumhuriyeti aleyhine yapıldığını ve Ermeni tutsakların Azerbaycan tarafından Ermenistan'a karşı bir koz olarak kullanıldığını söyledi. İşhanyan, bu durumun Azerbaycan'ın gerçek bir barışa olan bağlılığını ciddi şekilde sorgulatmaya neden oluyor.
Lexmann: AB çıkarları için baskı yapmıyor
Avrupa Parlamentosu'nun Ermenistan'dan sorumlu daimi raportörü Miriam Lexmann konuşmasında, Avrupa Birliği'nin Azerbaycan'da tutulan Ermeni siyasi tutsak ve tutukluların savunulması konusunda daha tutarlı bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı.
AB'nin Ermenistan'ın ekonomik durumunu ve Avrupa pazarlarına erişimini destekleyerek ülkeyle işbirliğini derinleştirdiğini ancak enerji çıkarları nedeniyle Azerbaycan'a insan hakları ihlalleri konusunda yeterli baskıyı uygulayamadığını söyledi.
Lexmann, AB'nin Azerbaycan ile olan siyasi ve enerji bağlarını kullanarak Ermeni tutukluların derhal serbest bırakılmasını talep etmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, uluslararası hukukun ciddi ihlallerine karşı koymak için Ermenistan ve Avrupa Birliği arasında yakın koordinasyonun ve sürekli siyasi baskının gerekliliğinin altını çizdi.
(Kaynak: ArmenPress)



