Bu hafta herkesin gözü AB-Ermenistan Zirvesi üzerinde. Ya da asıl adıyla Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) 8. Zirvesi.
Zirveye gelen liderler, Yerevan sokaklarında birlikte fotoğraf çekildiler. Ermenistan merkezli sosyal medya paylaşımları tavan yaptı, güçlü bir tablo çizildi. Ama kimin için?
Bugün medyada bu toplantıların büyük ölçüde “AB–Ermenistan Zirvesi” olarak sunulması da bu algı meselesinin bir parçası. Oysa teknik olarak bakıldığında, burada söz konusu olan Avrupa Birliği zirvesi değil. Bu toplantılar, Avrupa Siyasi Topluluğu çerçevesinde gerçekleşiyor. Yani karar alma, yaptırım uygulama ya da bağlayıcı politika üretme gücü olan bir yapı değil. Avrupa Komisyonu’ndan isimlerin orada olması bu tabloyu büyütüyor olabilir ama gerçeği değiştirmiyor.
Bu bir güç gösterisi mi? Kısmen. Ama daha çok bir sinyal. Özellikle Rusya’ya verilen bir sinyal: “Bu bölge artık sadece senin alanın değil” sinyali.
Ama bu mesajın sınırlarını doğru çizmek gerekiyor. Bu bir “yerine geçme” iddiası değil. Bir boşluğu tamamen bırakmama refleksi.
Çünkü Avrupa Birliği böyle çalışır. Hızlı hareket etmez. Risk almaz. Ama tamamen yok da olmaz. Birçok anlamda AB’nin sorunu zaten yavaş çalışması. Teknolojide, askeriyede ABD, Çin ve Rusya’ya ayak uyduramamasının sebebi olarak bugün AB’nin hantallığı konuşulurken Ermenistan’ın yüzünü Avrupa’ya dönmesi için de geç ama güç olmayan bir adım attı.
Bu tabloyu daha dikkatli okumak için sahnedeki aktörlere bakmak yeterli. Ermenistan, uzun yıllar Rusya’nın en yakın ortaklarından biri olarak görüldü. Hatta çoğu zaman “arka bahçe” olarak tanımlandı. Bugün aynı ülkede Avrupa’nın liderlerinin toplanması ve üstelik Rusya’nın sahadaki en açık rakibi olan Volodimir Zelenskyy’nin de bu tabloya dahil olması, başlı başına bir mesaj.
Klasik diplomasinin ötesinde bir görüntü. Ama Ermenistan açısından bu değişim o kadar ani değil. Ermenistan’da, uzun süredir bu bağımlılıktan kurtulmanın yolları aranıyor. Bugün gördüğümüz şey, bir kopuştan çok, uzun bir sürecin görünür hale gelmesi.
Yine de bu tablo, Putin açısından sembolik bir anlam taşıyor. Çünkü yıllardır etki alanı olarak görülen bir ülkede, rakip aktörlerin bir araya gelmesi, doğrudan bir meydan okuma olmasa bile, açık bir rahatsızlık kaynağı.
Ama bu sahnede dikkat çeken bir başka eksik de var: Amerika Birleşik Devletleri. ABD hiçbir zaman AST üyesi olmadı. Çünkü bu topluluk Avrupa’yı ve Avrupa’ya yakın ülkelerin ilişkilerini geliştirmesi için kuruldu.
Ancak örneğin Kanada, Ermenistan’daki toplantıya davet edildi ama ABD edilmedi. Bunun Donald Trump’ın Avrupa’ya karşı sürekli savurduğu ekonomik yaptırım veya tarife tehditlerinde de etkisi vardır herhalde.
Ayrıca ABD, bu tür AST toplantılarına sınırlı ilgi gösteriyor. Medya olarak da siyasi olarak da. Bu sadece mesafe ya da lojistik bir mesele değil. Daha çok bir tercih.
Amerika bu alanı doğrudan siyasi varlıkla değil, daha çok ekonomik araçlarla doldurmayı tercih ediyor. Yatırımlar, projeler, ikili anlaşmalar… Son bir yılda ABD’nin Ermenistan’a yaptığı ekonomik yatırımların haddi hesabı yok.
Avrupa ise aynı boşluğu siyasi görünürlükle doldurmaya çalışıyor. Avrupa’nın açabileceği tek ekonomik musluk, AB’ye katılım sürecindeki fonlar.
Bu da ilginç bir denge yaratıyor: Bir yanda sahada görünmeyen ama ekonomik olarak var olan bir ABD, diğer yanda sahada görünen ama etkisi sınırlı bir Avrupa.
Meselenin bir diğer boyutu ise enerji. Azerbaycan gaz kaynağıdır. Türkiye bu gazın geçtiği yol. Avrupa için bu iki aktörle kurulan ilişki, sadece diplomatik değil, yapısaldır. Ve bu yapı kolay kolay riske edilemez.
Bu durumda Ermenistan nereye oturuyor? Doğrudan bir güç olarak değil. Bir denge unsuru olarak. Daha açık söylemek gerekirse: Ermenistan, Avrupa için bir fırsattan çok bir risk alanı. Dolayısıyla verilen mesaj aslında basit: “Bölgede gerilimi artırmayın. Riskleri minimize edelim.”
Bu noktada Avrupa’nın son yıllarda izlediği daha geniş bir çizgiye bakmak gerekiyor. AST adı altında kurulan platform, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un girişimiyle başlayan bu toplantıların yapıldığı yerlere bakmak bile yeterli: Moldova, İngiltere, Macaristan…
Bunlar rastgele seçilmiş yerler değil. Her biri, Avrupa’nın ya doğrudan etkili olmadığı ya da etkisini kaybetme riski gördüğü alanlar. Bu yüzden Avrupa’nın Ermenistan’daki görünürlüğünü sadece bir dayanışma jesti olarak okumak eksik olur.
Bu daha çok bir stratejinin parçası: Boşluk bırakmamak. Ya da boşlukları doldurmak diyelim. Bu tabloyu sadece dış politika üzerinden okumak da eksik kalır.
Önümüzdeki dönemde Ermenistan’da yapılacak seçimler, bu görünürlüğün iç siyasetle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Avrupa liderlerinin seçim arifesinde Yerevan’da bulunması, açık bir müdahale olmasa da, bir tür “sürdürülebilirlik” mesajı veriyor. Nikol Pashinyan ile aynı karede görünmek, özellikle Emmanuel Macron’un bu temasları öne çıkarması, iktidarın elini güçlendiren sembolik bir destek anlamına geliyor.
Ermenistan içinde güçlü bir alternatif üretilememişken, bu fotoğraflar Paşinyan’ın oylarını konsolide etmesine katkı sunabilir. Avrupa burada doğrudan bir taraf seçmiyor gibi görünse de, sahayı da boş bırakmıyor.
Bu yaklaşımın tamamen olumsuz olduğunu söylemek de doğru olmaz. Avrupa’nın ve Amerika Birleşik Devletleri gibi aktörlerin Ermenistan’da ekonomik olarak daha fazla yer alması, belirli bir anlamda önemli. Çünkü devletler yatırım yaptıkları alanlarda istikrarı korumak ister. Bu da güvenlik konularına daha fazla ilgi göstermeleri anlamına gelir.
Bu açıdan bakıldığında, dış aktörlerin bölgede ekonomik olarak varlık göstermesi, Ermenistan’ın güvenliği açısından dolaylı bir denge unsuru yaratabilir. Özellikle Azerbaycan’dan gelebilecek olası bir tehdit karşısında bu tür bir uluslararası varlık, sınırlı da olsa caydırıcı bir rol oynayabilir.
Ama bu, bir güvenlik garantisi değildir. Bu refleksin de sınırları da var. Çünkü aynı Avrupa, Azerbaycan’la yaptığı gaz anlaşmalarını riske atmaz. Türkiye üzerinden kurulan enerji hatlarını zora sokmaz.
Bu yüzden ortaya çıkan tablo çelişkili değil, aksine oldukça tutarlı: Azerbaycan ile ilişkileri derinleştir, Türkiye ile dengeyi koru, Ermenistan’ı tamamen yalnız bırakma.



