Türkiye’de Türkler ve Müslümanlar dışında da yaşayanlar olduğunu, yaşadıklarını ve yaşayacaklarını, varlıklarını, yokluklarını, ürettiklerini, tükettiklerini, zenginliklerini, yoksulluklarını hatırlatmaya hâlâ ihtiyaç var mı?
Dünya’da egemen kültürler dışında da kültürler olduğunu hatırlatmaya ihtiyaç var mı?
Türkiye Ermeni toplumunun ve gayrimüslimlerin sorunlarını gündeme getirmeye ihtiyaç var mı?
Türkiye Ermeni toplumu içindeki irili ufaklı iktidar alanlarını tartışmaya ihtiyaç var mı?
Ermenistan’da, Türkiye’de veya dünyada, tüm Ermenilerin gündemini, tüm “ötekiler”in tüm ezilenlerin gündemleriyle ortaklaştırmaya ihtiyaç var mı?
Türkiye ve Dünya gündemine özgün bir açıyla bakarak tartışmaya ihtiyaç var mı?
Bizce var. Maalesef hâlâ var. Her gün var. Her yerde var. Bir değil bin AGOS’a ihtiyaç var. Tüm bunlara ihtiyaç olmasaydı, AGOS’un daha büyük ihtiyaçları görebilecek bir ufku da var.
Bu sorulara “ihtiyaç yok” diyecek olanın herhalde ihtiyaca ihtiyacı vardır.
Güçlü olanlar, zengin olanlar, çok olanlar; dünyanın her yerinde yalnızca kendileri yaşıyormuş, başkaları yokmuş hatta hiç olmamışlar, varsalar da hiçbir hakları yokmuş gibi konuşup davranmıyorlar mı? Tarihi kendileriyle başlatıp kendileriyle bitirmiyorlar mı?
Bunlar öyle konular ki “vefa” kısmına girmeye belki de hiç gerek yok.
Hrant Dink’in, Sarkis Seropyan’ın, Diran Bakar’ın, Yervant Gobelyan’ın, Rupen Maşoyan’ın, Hagop Ayvaz’ın, Mıgırdiç Margosyan’ın, Oşin Çilingir’in, Nazar Büyüm’ün, Aydın Engin’in mirasına sahip çıkmaya, emanetlerini yaşatmaya ihtiyaç var mı?
AGOS’u yetiştirmeye emek vermiş ve AGOS’un yetiştirdiği yüzlerce insandan bahsedebiliriz. Yalnızca bunun için bile dökülen her emeğe değer.
O halde devam.
Bazen duvara konuşuyormuş hissi verse de, tarihle konuştuğumuzu da unutmayarak…
Bazen çok yorucu olsa da yorulana dinlenmesi için fırsat vererek…
Bazen kendiliğinden koşup gelen taze enerjilere alan açarak, bazen onları davet ederek…
Pencereyi de kapıyı da açık tutarak devam…
Kimimiz önümüzden çekiştirip bizi koşturmaya çalışırken, kimimiz arkamızdan çekiştirip bizi yavaşlatmaya çalışsa da birlikte yürümeye devam…
Bazen kalabalıklarla, bazen çok yalnız da olsa yürümeye devam...
AGOS’un neye ihtiyacı yok?
Dev aynalarına, cüce aynalarına veya başka yamuk yumuk aynalara…
Yılgınlığa, umutsuzluğa, kaygılara, tükenmişlik duygularına…
AGOS’un neye ihtiyacı var?
Aynaya daha çok bakmaya:)
İnsana dair hiçbir duyguya gözünü kapatmadan, olumsuz duyguları da umutla yoğurmaya, heyecana, gayrete…
Elbette daha çok okura, daha fazla paylaşılmaya ve daha fazla emeğe…
Herkesin gayretine, emeğine sağlık.
Ha gayret AGOS, nice yıllara…




