Agos, bir Paskalya haftasında, 5 Nisan 1996'da Hrant Dink ve arkadaşları tarafından yayın hayatına başladı. Genel yayın yönetmenimiz Hrant Dink’in, 19 Ocak 2007'de katledilmesinden sonra Agos çalışanları, Dink’in hayâlini yaşatmak için büyük bir özveriyle gazete çıkarmaya devam etti. Yazarken ve okurken kulağa kısa bir süreymiş gibi gelse de koca 30 yıldan bahsediyoruz.
Sevinciyle, hüznüyle, kayıplarıyla, yeni okurlarıyla ve nice anıyla Agos 30 yaşında. Üstelik güzel bir tesadüfle 30 yaşımızı, bir kez daha 5 Nisan'a denk gelen bir Paskalya haftasında kutladık.

Harbiye’deki Anarad Hığutyun binamızda günler öncesinde tatlı bir telaş başladı, herkes bir işin ucundan tuttu ve hazırlıklar yapıldı. 4 Nisan Cumartesi günü de okurlarımız, dostlarımız, Agos'a emek verenler ve çok sayıda davetliyle gazetemizde bir araya geldik.
Çörekler hazırlansın
Binaya girenleri, Luiz Bakar, Anna Turay, Diran Bakar, Harutyun Şeşetyan, Setrak Davuthan ve Hrant Dink’in, Agos’un Dolapdere’deki ilk ofisinde 1995’te çekilen fotoğrafı, “Agos 30 yaşında yazısıyla” karşıladı. Kısa süre içerisinde yediden yetmişe yüzlerce kişi, gazetemizi heyecanları, coşkuları ve getirdikleri çiçeklerle donattı.
Gün boyu süren etkinliklerimizin startı, Silva Özyerli ile Paskalya çöreği atölyesiyle verildi. Silva kuyrig (abla), uzun bir masanın etrafına çok sayıda kişiyi topladı ve hazırladığı malzemelerle nasıl çörek yapacaklarını anlatmaya başladı. Agos bu masada, ülkenin tüm renklerini bir araya getirmişti. Minik parmaklarıyla hamur yoğuran çocuklar da, önce İstanbul sonra da Diyarbakır usulü çöreklerin fırına verilmesine eşlik etti.
Yumurtalar boyansın
İki saat süren çörek atölyesinden sonra ise Kayuş Çalıkman Gavrilof öncülüğünde çocuklarla yumurta boyama atölyesi yapıldı. Minik dostlarımızı yumurtaları rengarenk boyadı ve süsledi.
Ardından bahçemizde Paskalya çöreği, yumurta ve ikramlar yendi. Bu sırada herkes kendisini bayram sofrasındaymış gibi hissetti.

Ve sıra pastamıza gelmişti. Bahçemizde, 30’uncu yıl pastamızı kesmeden önce Rakel Dink bir konuşma yaparak 30’uncu yılımızı kutladı: “Ne kadar cinayetten sonra da kutluyorsak, o cinayetin bize verdiği derin üzüntülerin içinden gerçekten hazineler bulmaya ve yaşamaya çalışıyoruz. Bugün de o günlerden biri. İyi ki doğdun Agos.” Rakel Dink’in yüzündeki tebessüm, hepimizin yüzünde belirmiş ve Agos’un bir şekilde bir parçası olmanın verdiği mutluluğu yaşıyorduk. Pastamız kesildi ve hep bir ağızdan “İyi ki doğdun Agos” dedik.
Eğlence bitmemişti tabii ki, Sevan İnyapan, Maral Ayvaz ve Ari Hergel’in seslendirdiği Ermenice ezgiler, gazete binamızın her köşesini sardı. Alkış tutanlar, halay çekenler, çörek yemeye doyamayanlar, Agos çerçevemizle fotoğraf çektirenler günün tadını çıkardı.
Kurucular ve devam ettirenler
Son olarak da “Dünden bugüne Agos” başlıklı sohbet düzenlendi. Moderatörlüğünü Hrant Dink Vakfı Araştırma Direktörü Ayfer Bartu Candan’ın yaptığı etkinlikte, Agos’un kurucuları, eski çalışanları ve şimdiki ekibi anılarını paylaştı, deneyimlerini anlattı.

Agos kurucularından Harutyun Şeşetyan şunları anlattı: “Ermeni toplumu olarak kendimizi anlatma ihtiyacı vardı. Bir sorun olduğunda basın bildirisi yazıyorduk. Aramızda o zaman tek gazeteci Anna Turay’dı. Hrant ve Anna bir gün bana, ‘bir gazete çıkarmayı düşünüyoruz, varsın değil mi?’ dedi. İş öyle başladı. Agos isminde karar kıldık daha sonra, çok beğendik. Ümit Kıvanç da çok çalıştı. Bu Ermenilerin gazetesi ama ‘Türk gazeteciler’ bizden daha çok çalışıyordu. İlk deneme sayımızı Gazeteciler Cemiyeti’nde sunduk. Abone oldu yüzlerce kişi ama neye abone oldular bilmiyorlardı. Gazetenin sıfır sayısı var sadece ve insanlar abone oldu, gazete çıkarmak zorundayız. Gazete yerlerde halı üstünde yapılıyordu. Biz çağırmıyoruz ama sürekli birileri geliyor, yardım ediyordu. 30 seneyi buldu. Herkes kendi kimliğini, mesleğini kapıda bırakıp elinden ne geliyorsa yaptı. İmece usulü yapıldı Agos, çünkü bir davamız var. Hepimiz zamanla bıraktık ama Hrant çok sevdi, çok içselleştirdi. Hayatı oldu Agos.”

Agos kurucularından Harut Özer ise şöyle konuştu: “Herkes, ‘altı aydan fazla yaşamaz bu gazete’ dedi. Ama öyle olmadı. Toplumun ekonomik anlamda iyi olan insanlarından yardım istedik. Ekonomik arka plân oluştururken, toplum idrak ederek, koşarak geldi. Altı ay boyunca gazetecilik dersi aldık. Gazete çıkarken bize destek olan bütün dostlarımız sayesinde bugün düzgünce bir şeyler yazabiliyoruz.”
Agos kurucularından Luiz Bakar ise şunları aktardı: “Altı-yedi ay ömür biçtiler Agos’a ama 30 yıl oldu. Agos’u devam ettirelim.”
Yazar ve yönetmen Ümit Kıvanç'ın sözleri şöyle: “Türkiye’nin her yerinden genç insanlar geliyordu gazeteye. Riskli bir iş yapıyorduk ama Hrant, insanlara riskli bir iş yaptığımızı hissettirmiyordu. Kaybın duygusundan çıkılamıyor kolay kolay ama sıkı bir kutlama da hak ediyor Agos.”
Agos Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı ve Görsel Direktör Leda Özber'ın paylaştıkları ise şöyle: “Agos’ta ilk çalışanlardan biriyim. 30 yıldır devam eden tek kişiyim. Yeni bir gazete çıkacaktı, ilginç olacağını düşündük. Liseden arkadaşlarla çağrıldık gazeteye. Üniversite sınavına hazırlık sürecindeydik. Baron Hrant tek muhabirdi. Röportaj bitiminde en çok ben konuşmuştum. Baron Hrant, ‘Senin gözlerin çok parlıyor, bizimle çalış üniversite sınavına kadar’ dedi. Ben de, ‘hiçbir şey bilmiyorum’ dedim. O da, ‘biz de bir şey bilmiyoruz, dizgicilik yap’ dedi. İnternet ve dijital hiçbir şey yoktu. Sonra çok sevdim mizanpaj işini. Usta-çırak ilişkisiyle işi öğrendim.
Edebiyatçılarla çalıştık, çok güzeldi. Çok kişiyle çalıştık, çok değerli insanlardı. Çok fazla genç geldi gitti. Ben de bir süre sonra işi öğrettim. Agos’tan geçen herkeste büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum.”
Sohbette, buluşmaya katılamayan Agos'un kurucularından Anna Turay'a da selam gönderdildi.
“Türkiye’deki insan hakları savaşının uzantısı oldu”
Karikatürist Kemal Gökhan Gürses de o günleri ve Agos'u şöyle anlattı: “Hrant fazla eğlenceli biriydi. Çarşamba geceleri, hayatımın hiç unutulmayacak üç senesi Agos’ta geçti. Çok güzeldi. Ermeniceyi unutan bir Ermeni cemaati var bir yandan. Hem o eki yapacak hem de o eki okuyacak insanlar vardı. yapacaktık. Agos 30 oldu. Neredeyse Türkiye’deki insan hakları savaşının uzantısı oldu. Bize nerede durmamız gerektiğini çok eğlenceli ve sakin bir şekilde öğretti Hrant. Gazeteciliğin de en lezzetli tadını Agos’ta öğrendim. Kendi kendini çok hızlı ilerletti Agos, bugüne de yansıdı. Biz Hrant’ın arkadaşları olarak aynı inatla sürdürüyoruz. Bu inat nasıl gazetede sürüyorsa o meydanlarda da sürecek.”

Agos Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan ise hem kuruluşunda yer aldığı hem de 2015'ten beri yönettiği Agos'u şu sözlerle anlattı: "30 yıl Agos için çok önemli bir süre. Bu 30 yıl bizi yepyeni bir yere getirdi. İnternet sitesini kuralı 15 yıl oldu ama şimdi sitemize yepyeni bir yüz kazandırdık. Türkiye’nin ve dünyanın her yerinden ulaşılabilecek yepyeni bir Agos tasarladık. Hrant çok şey öğretti bize. Öğrettiklerinin izinden gitmeye çalışıyoruz.”
agos.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nazan Özcan da Agos'la tanışmasını ve internet sitesindeki yenilikleri şöyle anlattı: “Agos ile üniversitede tanıştım, ilgimi çekti, aldım da aldım. Mezun olduğumda çalışabilir miyim diye düşündüm. ‘Ama beni almazlar ki’ dedim. Holdinglerin çıkardığı gazeteler bile kapandı ama üç kuruşla kurulan Agos 30 yaşında. bunu bir 30 sene daha kutlamak gerek. Agos'a ilk gelişim 2015. O zaman Yetvart beni aradı ve ‘gelir misin’ dedi. Geldim, bir yıl çalıştıktan sonra Cumhuriyet’e gittim. 2025’te Yetvart beni bir kere daha aradı, geldim. Çünkü burayı, ‘bizim ev gibi’ hissediyorum. Burada küçücük bir ekip var, herkes canla başla çalışıyor. Ötekilerin sesini duyurmak için Agos’a ihtiyaç var.
İnternet sitemiz yepyeni bir hâle geldi, canlandı. Bir yıldır yaptığımız çalışmalar sonucu bugün sizlere şu yeniliklerden bahsedebiliriz: Sitemizin yüzü yenilendi ve yeni abonelik modelleri geliştirildi. Sizlerin sitemize ve gazetemize abone olması, bize güç verecektir. Ayrıca sitemize üye olarak haftalık e-bültenlerimize de ulaşabilirsiniz. Yeni kurulan WhatsApp kanalımızdan güncel haberleri daha hızlı okuyabilir, haftalık gazetemizdeki haberlere de ulaşabilirsiniz. İngilizce ve Ermenice bölümlerin daha hızlı yenilenen haberleri ile yayındayız.”
“Doğru bildiğimiz yolda yürüdük”
Agos Ermenice sayfalar editörü Pakrat Estukyan da yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Sıfırıncı sayı, Sayat Nova Korosu konserinin arasında tanıtıldı. Ta o günlerden süren birliktelik. 30’uncu yılı konuşurken yeterince nostalji yaptık. Mevcut hâlimizle ilgili konuşmalıyız. Agos hep bir okul oldu. Gazetecilik bilmeyen insanların gazeteci olduğu, bunu başaran bir kimlikle dolaşıyor aramızda. Gazetecilik fakülteleri bize stajyer yollamak isterdi her yıl. Böyle bir ilgi odağı Agos. Bugün o ilgi odağının dışındayız. Biz yine tüm bildiklerimizle gazete çıkarmaya çalışıyoruz ama küresel olarak gazeteciliğin geldiği durum hiç ümit verici değil. Biz bu şartlar altında devam ediyoruz. Çünkü söyleyecek sözümüz var. Büyük bir fedakarlıkla çalışıyoruz. Hrant Dink sırf hakikati haykırsın diye yayın hayatına girdi. Altı ay ömür biçenler yanıldılar. Biz doğru bildiğimiz yolda yürüdük. Nice 30 yıllara.”
Konuşmaların ardından gazetemizin mevcut ekibi de sahneye çıkarak Agos’un 30’uncu yılını kutladı. Dolu dolu geçen günümüz, Agos’un 10. yıl kutlamasından video kesiti ve “Agos’un çiçekleri solmasın” sözleriyle sona erdi.
Bizi yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyoruz. Ve bir kez daha iyi ki doğdun Agos, daha nice uzun yıllara. Bir parçan olmaktan çok mutluyuz.





