My Step Vakfı’nın kurucusu ve icra direktörü ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın partneri Anna Hagopyan, Ermenistan’da aile içi şiddetin ayrı bir suç olarak ele alınmasını talep eden bir kampanyayı başlattı.
Hakobyan, “Öğrenmek Havalıdır/Learning is Trendy" hareketi kapsamında, aile içi şiddetle mücadeleye ayrılan video serisinin ilk videosunu yayımladı. Aile içinde çok farklı şiddet biçimlerinin gizlendiğini söyleyen Hakobyan, Ermenistan'daki mevcut aile modelinin karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı, şiddetten uzak, karşılıklı uyumlu ve güvenli bir aile modeline dönüşmesi gerektiğini söyledi.
View this post on Instagram
Girişimin ilk aşamasında, kapsamlı ve etkili bir yasal düzenleme hazırlanarak parlamentoya sunulması planlanıyor. Hakopyan, kampanya çerçevesinden bağımsız uzmanlarla, ilgili yetkililerle ve daha önce bu alanda çalışmalar yürütmüş kadın milletvekilleriyle görüşmeler başlattı. Hakobyan ayrıca iki muhalefet partisinden kadın milletvekillerini de çalışmaya katılmaya davet etmeyi planlıyor.
İkinci aşamanın, yasanın kabul edilip yürürlüğe girmesinin ardından başlaması öngörülüyor. Bu aşamada geniş kapsamlı bir kamuoyu bilinçlendirme kampanyası düzenlenmesi, ilgili kamu kurumlarında çalışan personele eğitim verilmesi ve yeni düzenlemelerin etkili biçimde uygulanması hedefleniyor.
Ermenistan’da aile içi şiddet ihbarları artıyor
Ermenistan'da 2026'nın ilk yarısında aile içi şiddet ihbarları artış gösterdi. 2026 yılının ilk altı ayında polise 1.375 aile içi şiddet ihbarı yapıldı. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine göre 78 vaka daha fazla. Aynı dönemde kayıt altına alınan fail sayısı da 1.011’den 1.155’e yükseldi.
Polis Teşkilatı Mesleki Metodolojik Destek Dairesi Başkanı Georgy Khachatryan, vaka sayılarındaki yükselişin olumsuz bir tablo olarak yorumlanmaması gerektiğini, artık daha çok kadının şiddete sessiz kalmayıp ihbarda bulunduğunu ifade ediyor. Khachatryan şu değerlendirmede bulundu:
"Tespit edilen vakalardaki artış, şiddetin çoğaldığı anlamına gelmez. Aksine, bu suçların artık kolluk kuvvetlerinin radarına girmeye başladığını gösterir. Toplum içinde görev yapan bir polis memuru için mağdurları korumak, her türlü şiddeti önlemek ve tekrarlanma riskini azaltmak temel önceliktir."
Uzun yıllar tabu olarak görülen ve aile içinde gizli tutulan bu şiddet vakalarının artık polise taşınması, sivil toplum temsilcileri tarafından da bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
Kotayk bölgesindeki Kadınların Güçlendirilmesi Araştırma Merkezi Başkanı Nare Hayrapetyan, geçmişte polise gitmeyi kesin bir dille reddeden kişilerin bile artık yardım istemesini bir "zafer" olarak nitelendirerek, "Hem devlete hem de koruma sağlamaktan sorumlu kurumlara duyulan güven arttı" dedi.



