Costa-Gavras’ın ‘Z’sinden Hrant Dink’e
Aşina olduğumuz bir karanlık
Siyasi sinemanın usta yönetmeni Costa-Gavras’ın, Yunanistan’da rejim muhalifi milletvekili Grigoris Lambrakis’in öldürülmesini konu alan ölümsüz eseri ‘Z’, 14 Ocak akşamı 23.5 Hafıza Mekanı’nda gösterildi. Hrant Dink Vakfı'nın Hrant Dink'in vurulduğu 19 Ocak haftası anmaları için düzenlediği "Hakikat için Söyleşiler" etkinliklerinden biri olan "Gökçer Tahincioğlu ile Z Filmi Üzerine Söyleşi", Çarşamba günü filmin gösteriminden sonra birçok katılımcıyla yapıldı. Mekânın taşıdığı anlamla bütünleşen etkinlikte, bir siyasi cinayetin anatomisi, devlet içindeki odakların rolü ve adalet arayışının zorlu süreçleri bir kez daha beyazperde aracılığıyla tartışmaya açıldı.
Film, muhalif bir siyasetçinin iktidar destekli güçler tarafından kışkırtılan bir güruh aracılığıyla katledilmesini ve ardından idealist bir savcının bu cinayeti aydınlatma çabasını konu alıyor. Savcının titiz takibiyle suçluların ve arkalarındaki devlet bağlantılarının birer birer ifşa edilmesine rağmen, sürecin nihayetinde sonuçsuz kalması ve adaletin tecelli etmemesi, izleyicilere tanıdık bir hukuksuzluk pratiğini hatırlatıyor.
Sabahattin Ali'den Hrant Dink'e
Gösterimin ardından, “Sabahattin Ali'yi Ben Vurdum” kitabının da yazarı, gazeteci Gökçer Tahincioğlu’nun katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirildi. Tahincioğlu, filmde işlenen cinayetin örgütlenme biçimi ile Türkiye tarihindeki siyasi suikastlar arasında çarpıcı paralellikler kurdu.
Kendi araştırmalarından örnekler veren Tahincioğlu, filmdeki kurguyu Sabahattin Ali ve Hrant Dink cinayetleriyle ilişkilendirdi. Tahincioğlu, her üç olayda da cinayetin toplumun gözü önünde işlenmesine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Filmdeki olay örgüsü, Sabahattin Ali ve Hrant Dink cinayetlerine çok benziyor. En büyük benzerlik, cinayetin saklı gizli değil, toplumun tam önünde gerçekleşmesi. Dünyadaki tüm devletlerde bu tür cinayetleri işleyebilecek yapı ve mekanizma ne yazık ki mevcut."
Kurumsallığın dışında bir yol
Söyleşide, devlet mekanizmalarının adaleti sağlamada yetersiz kaldığı veya bizzat suçun parçası olduğu durumlarda toplumun nasıl bir refleks geliştirmesi gerektiği de konuşuldu. Tahincioğlu, filmin sadece bir cinayeti anlatmadığını, aynı zamanda "kurumsallıktan çıkan alan için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine" dair de bir perspektif sunduğunu belirtti.
23.5 Hafıza Mekanı’nın, Hrant Dink’in çalışma ofisinin bulunduğu ve hafızanın canlı tutulduğu bir yer olması, Costa-Gavras’ın "Z"sinde anlatılan hikâyeyi daha da sarsıcı bir gerçekliğe taşıdı. Etkinlik, cezasızlık kültürüne karşı hafızanın ve ısrarlı takibin öneminin vurgulanmasıyla sona erdi.
18 Ocak'a kadar 23.5 Hafıza Mekanı'nda atöyle ve söyleşiler devam edecek. Başvurular için tıklayınız.
Costa-Gavras kimdir?
Asıl adı Konstantinos Gavras olan Yunan asıllı Fransız yönetmen, 1933 yılında Yunanistan’da doğdu. Babasının sol görüşlü olması ve İkinci Dünya Savaşı sırasındaki direniş faaliyetleri nedeniyle ülkesinde üniversite okuması engellenince Fransa’ya göç etti. Sinema eğitimini burada tamamlayan Gavras, özellikle "politik gerilim" türünün sinemadaki en önemli temsilcisi kabul edilir.
Sinemasını "sadece göstermek değil, harekete geçirmek" üzerine kuran yönetmen; askeri diktatörlükler, devlet terörü, faşizm ve adalet arayışı gibi temaları işledi. 1969 yapımı "Z" (Ölümsüz) filmiyle Oscar ödülü kazanan ve dünya çapında ses getiren Gavras, "Kayıp" (Missing), "Sıkıyönetim" (State of Siege) ve "İtiraf" (The Confession) gibi başyapıtlarıyla tanınır. Sanatçı, filmlerinde iktidar mekanizmalarının birey üzerindeki baskısını ve "derin devlet" yapılanmalarını cesur bir dille eleştirmesiyle bilinmektedir.

