Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin dün yapılan 87. Oturumu'da söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, gündem dışı söz aldığını belirterek, birkaç gün önce yapılan açıklamalar ve anmalardan yola çıkarak 24 Nisan'a dair bir konuşma yaptı ve "Hem içeride hem dışarıda bazı kesimlerbu tarihi bir soykırım olarak anmak için bir çaba içerisinde. Bugünün asla ve asla bir soykırım olmadığını vurgulayarak bunu Meclis kayıtlarına bir kez daha geçirmek" istediğini belirtti. DEM Partili George Aslan'ın "Peki o zamanlar 3 milyon civarı olan Ermeniler, şu anda neden 50 bin kaldı?" ve "Peki Süryaniler ne yaptı da çok az kaldılar?" soruları üzerine tekrar tekrar söz alan Çömez, "Tabii, göç yolunda hayatını kaybedenler oldu fakat bu esnada Osmanlı bütün tedbirlerini aldı, yaşananlar tarihî bir süreçti, Osmanlı'nın kendi coğrafyasında almış olduğu bir karardı" diye yanıt verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda dün söz alan İYİ Parti Grup Başkan Vekili şunları söyledi: "Birkaç gün önce 24 Nisan’dı. Bu tarihin Türkiye tarafından, özellikle gençler tarafından her boyutuyla iyi bilinmesi son derece önemli. Öncesinde neler oldu ve sonrasında neler oldu, bütün detayları çok iyi bilinmeli. 19'uncu yüzyıl boyunca Rusya'nın temel politikası Anadolu coğrafyasında yaşayan Ermenileri isyan ettirmek, kışkırtmak ve onların bu isyanı neticesinde olabilecek karışıklık sonrasında güneye doğru işgal hareketini başlatmaktı. Kurdukları terör örgütleriyle, Hınçak ve Taşnak terör örgütleriyle Anadolu coğrafyasında büyük ölçüde isyanlar yaptılar ve pek çok Müslüman'ın katledilmesine vesile oldular.
Tutanaklara geçsin diye
Tabii, 24 Nisan 1915'te Osmanlı Hükümeti İçişleri Bakanlığı bir karar aldı ve Ermeni siyasi teşekküllerinin yanı sıra terör örgütlerinin dağıtılmasıyla ilgili bir adım attı. O esnada Osmanlı üç cephede savaşıyordu -Çanakkale'de, Kafkasya'da, Suriye'de- ve bu kararı almak zorundaydı. Fakat önemli olan şu: Almış olduğu karar Ermenilerin tamamını değil bir kısmını kapsayan bir karardı ve yine Osmanlı coğrafyası içerisinde olan başka bir alana göçü teşvik eden ve zorlayan bir karardı. Tabii, göç yolunda hayatını kaybedenler oldu, bunlar için üzülmemek mümkün değil fakat bu esnada Osmanlı bütün tedbirlerini aldı. Yıllar sonra bu tarih ne yazık ki dünya genelinde bir Ermeni soykırımı olarak anılmaya başlandı; oysa yaşananlar tarihî bir süreçti, Osmanlı'nın kendi coğrafyasında almış olduğu bir karardı. Hem içeride hem dışarıda, içeride bazı kesimler, dışarıda önemli kesimler bu tarihi bir soykırım olarak anmak için bir çaba içerisinde. Belli ki bu yıllar boyu devam edecek bir süreç olacak. O bakımdan ben, bu tarihin ne kadar önemli olduğunu, bugünün asla ve asla bir soykırım olmadığını vurgulayarak bunu Meclis kayıtlarına bir kez daha geçirmek için söz aldım."
3 milyon Hıristiyan vardı
İlerleyen saatlerde, yine gündem dışı söz alan DEM Parti milletvekili George Aslan, Çömez'e bir soru yöneltti: "1915 tarihinde Osmanlı yönetimindeki nüfus 13 milyondu, bunlardan 3 milyonu Ermeni, Süryani ve diğer Hıristiyan halklardan oluşuyordu. Bugün 2026'dayız. Bu saydığım halkların nüfusları milyonlarca olması gerekirken sadece 50 bindir. Elinizi vicdanınıza koyarak bu soruma lütfen cevap verin: Bu insanlara ne oldu, nüfusları niye artmadı, nereye gittiler?"
Bu soru üzerine tekrar söz alan Turhan Çömez, şöyle dedi: "Osmanlı coğrafyasında yaşayan Ermenilerin, maalesef, başta Ruslar ve sonra emperyalistler tarafından bir kısmı terörize edilerek aynen bugün PKK terör örgütü gibi o zaman da Hınçak ve Taşnak terör örgütleri kurduruldu. Kurulan Hınçak ve Taşnak terör örgütleri başta Van olmak üzere Osmanlı coğrafyasında kan kusturdular, yüz binlerce insanı katlettiler; hepsinin belgeleri burada, yıllarca bu konuya çalışmış birisi olarak söylüyorum. O dönemde üç cephede savaşan Osmanlı, emperyalistlerin silahlandırdığı, tahrik ettiği terör örgütlerine karşı bu kararı almak zorunda kaldı ve bu karar bir soykırım kararı değildir. Osmanlı coğrafyasında yaşayan Ermenilerin bir kısmı, tamamı değil -Ortodokslar; Katolikler ve Protestanlar değil; mesela Adana'dakilerin bir kısmı, Balıkesir'dekilerin hiçbirisi- terör örgütleriyle ilişkili oldukları için Osmanlı coğrafyası içerisinde bir bölgeden başka bir bölgeye gönderildi. O güzergâhta hayatını kaybedenler oldu, bunun için üzülmemek mümkün değil."
Süryanilerin günahı neydi?
DEM Partili Aslan'ın sorusuna cevap vermek yerine ilk konuşmasını tekrarlayan Çömez'den sonra yine George Aslan, mikrofona geldi ve şunlara kaydetti: "Ermenileri bir kenara bırakalım, hadi elinizde belki bazı argümanlar, işte 'Ermeniler yok şunu yaptı, yok bunu yaptı.' Peki, Sayın Çömez, Süryaniler ne yaptı? Süryanilerin günahı neydi? Bu soruya da cevap verin lütfen, neydi günahları?"
"Süryaniler ne yaptı? Bu millet getirdi, Süryanileri sizin gibi burada milletvekili yaptı, madde bir" diye başlayan Çömez sözlerine şöyle devam etti: "İki, bu ülkeden Süryaniler bazı gerekçelerle yurtdışına gittiler, bunları biliyoruz ve siz beni çok iyi tanıyorsunuz, mensubu bulunduğunuz cemaat de beni çok iyi tanıyor. Mardin'e gittiğimde Süryani cemaatiyle yaptığım görüşmelerden de haberiniz var. Dolayısıyla bu ülkede, bu coğrafyada yaşanan acıların hepsi bizim acılarımızdır ama bunları terörize ederek, terör örgütlerine sahip çıkarak, Hınçak ve Taşnak terör örgütlerinin yaptığı katliama sahip çıkarak burada bu meseleyi savunamazsınız. Anadolu coğrafyasında yaşanan gerçekler var, o gerçekler tarihin sayfalarında vardır, tarih gerekeni yapacaktır ama lütfen bu meseleleri suistimal etmeyin."
Süzgeçli belgeler
Bu sözler üzerine DEM Parti Muş milletvekili Sezai Temelli söz isteyerek şunları söyledi: "Çömez tarihten bahsediyor, belgelerden bahsediyor, maalesef, tarihin o sayfaları, o arşivler bir türlü açılamadı. İkincisi, Taşnaklara dair söylediği söz... Eğer tarihi iyi bilseydi, İttihat ve Terakkinin ortakları Taşnaklardı, hatta 24 Nisan'dan bir gece önce Talat Paşa Taşnak Partisi lideriyle bir aradaydı. Dolayısıyla tarihi çarpıtarak burada yine her zaman olduğu gibi her şeyi "terör, terör, terör" deyip bu kavramın içine sıkıştırarak hakikatleri değiştiremezsiniz. Kaldı ki Taşnak Partisi yasal bir parti, Osmanlı'nın sınırları içinde var olan bir parti. Dolayısıyla, bu ülkenin vatandaşlarından bahsediyoruz. Yanlış bir politikayı savunarak burada, dolayısıyla bu hukuku koruyamazsınız. Tarihe sahip çıkmak istiyorsak bütün bu topraklarda yaşamış halkların da tarihine sahip çıkmalıyız. Dolayısıyla bunu çarpıtamazsınız, o söylediğiniz belgeler bir filtreden, süzgeçten geçirilerek açıklanmış belgelerdir, tümü açıklanmamıştır."



