Aralarında CHP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 106'sı tutuklu 401 sanığın yargılanacağı “yolsuzluk” davasının ilk duruşması bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlıyor.
Silivri'de yoğun güvenlik önlemleri
Silivri Kaymakamlığı, Marmara Cezaevi Yerleşkesi ve civarında 1 Mart-31 Mart tarihleri arasında her türlü eylem ve faaliyeti yasakladı. Yerleşke çevresinde dronla çekim yapmak, izinsiz kamera veya telefonla kayıt almak da yasaklandı. Gazeteci Fatoş Erdoğan'ın X hesabından aktardıklarına göre yoğunluk nedeniyle insanlar 1 kilometrelik yolu yürüdü.
SİLİVRİ’DE "OHAL" #Silivri’de yoğunluk nedeniyle insanlar 1 kilometrelik yolu yürüyor!
— Fatoş Erdoğan (@puleragema) March 9, 2026
Yüzlerce kişinin tutuklu yargılandığı dava bir (1) yıl sonra başlıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı #Ekremİmamoğlu ve 401 kişinin yargılandığı "İBB Davası"nda ilk duruşma… pic.twitter.com/yCvWWLNzMa
CHP yönetimi, davayı "sıradan bir yolsuzluk dosyası" değil, doğrudan siyaseti ve demokrasiyi ilgilendiren bir süreç olarak değerlendiriyor ve bu nedenle İBB davasına kapsamlı bir siyasi ve örgütsel hazırlıkla giriyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'li vekiller Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, Bülent Tezcan, Mustafa Sarıgül, Evrim Rızvanoğlu, Burhanettin Bulut, Umut Akdoğan, TİP'li milletvekili Ahmet Şık, Sera Kadıgil, EMEP Milletvekili İskender Bayhan ve il yönetimi, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ile oğlu Selim İmamoğlu duruşmayı takip etmek üzere Silivri'deler.
Medyascope muhabiri Fırat Fıstık'ın haberine göre İBB davasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikte tüm partili yöneticiler, milletvekilleri ve tutuksuz sanıklar yerini aldı, duruşmanın başlamasını bekliyor. Gazeteci Hilmi Hacaloğlu ise X hesabından yaptığı paylaşımda şunları aktardı:"Emrah Şahan alkışlarla girdi, Ramazan Gültan sağ yumruğunu kaldırarak salonu selamladı. Mehmet Pehlivan ve Aykut Erdoğdu da el salladı. Şimdi Murat Ongun da salona girdi. Şu anda yaklaşık 30 tutuklu sanık salonda."
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan duruşmaya SEGBİS’le bağlandı. bianet'ten Evrim Kepenek'in aktarımlarına göre İmamoğlu ve tüm sanıklar ilk kez yan yana geldi. İmamoğlu "Çok güzelsiniz çok başkasınız" dedi.
İmamoğlu: Tek başıma benimle mücadele edin
İmamoğlu ilk celsenin sona ermesinden sonra bağırarak izleyicilere seslendi. İmamoğlu, "86 milyon için kahramanlık yapan arkadaşlarımın ellerinden öpüyorum. Biraz mertlikleri varsa, bu insanları bırakır; tek başıma benimle burada mücadele ederler. Korkaklıktır işte bu şekilde kaçarak gitmek. Bu şekilde hâkimlik olmaz. Yazıktır bu millete, memlekete. Kişi başına 2-3 tane jandarma düşüyor. Böyle bir şey olmaz. O hâkim kaçarak gittiyse kendi bilir. Bu acımasızlık nedir ya? Bu şekilde yargılama olmaz, olamaz. Derdiniz benimle; bu insanları yollayın evine, benimle mücadele edin. Ben sizi 4 defa yendim" dedi.
İmamoğlu sandalyeye çıkarak el salladı. Salonda "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganları atıldı.
İlk celse sona erdi, reddi hakim talepleri reddedildi
Duruşmaya verilen aranın dolmasının ardından saat 14.00 sıralarında tutuklu sanıklar salona getirilmeye başlandı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, milletvekilleri, aile yakınları ve izleyiciler salonda kalmaya devam ediyor. Özgür Çelik, seyircileri uyararak "Mahkeme esnasında alkış ve çekim konusunda azami hassasiyet gösterelim" dedi.
Savcılık ara mütalaasında, reddi hakim ve tefrik taleplerinin reddine karar verilmesini istedi.
Mahkeme Başkanı, “duruşmayı uzatmaya yönelik olduğu” iddiasıyla sanık avukatlarının reddi hakim ve tefrik taleplerini reddetti.
Avukatlardan reddi hakim talepleri
Aranın ardından ilk olarak sanık avukatlarının usule ilişkin talepleri alındı. Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Hasan Fehmi Demir, mahkeme heyetinin “bağımsız ve tarafsızlığını yitirdiği” gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu.
Avukat Demir, Ekrem İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde yüksek oy oranlarıyla seçildiğini, girdiği seçimlerin tamamından galip çıktığını belirterek, “Keza özgürlüğü için başlatılan kampanyada da milyonlarca insan kendisinin serbest bırakılması için çağrıda bulunmaktadır. Girdiği her seçimi kazanmış, yetişkin nüfusun üçte ikisinin teveccühünü kazanmış bir kişi, sabahın köründe yüzlerce polisle gözaltına alındı” dedi.
İmamoğlu’nun sahte tutanaklarla tutuklandığını, adliyenin kuşatılmasının yanı sıra Silivri Kaymakamlığı’nın aldığı kararla Marmara Kapalı Cezaevi’nin bir kilometre çevresinde her türlü faaliyetin yasaklandığını ifade eden Demir, şunları söyledi:
“Duruşmaları canlı yayınlama sözü verenler ise çok kısa sürede sözlerinden dönmüşlerdir. Olağanüstü hal koşulları altında, bir cezaevi içerisinde, adeta toplama kampını andıran bir ortamda yürütülmeye çalışılan bu faaliyeti bir yargı faaliyeti olarak kabul etmiyoruz ve reddediyoruz. Heyet olarak İstanbul Adliyesi’nde uygun salon olmadığından söz edebilirsiniz. Aslında buna da gerek yoktur. Çok basit olarak bize ‘Canımız böyle istedi’ deseydiniz, bunu daha iyi anlardık. İmamoğlu, İstanbul Adliyesi’ndeki birçok dosyada tek başına sanıkken yine bu salonda yargılanmıştır. Türkiye yargı tarihinde görülmemiş şekilde bir idare mahkemesi davası dahi bu salonda görülmüştür. Amaç, gerçekleri kamuoyundan kaçırmaktır. Bu yargılamanın yargıçları da sizin gibi sorulmadan oluşturulmuş yargı kurulları ve heyetler tarafından belirlenmiştir. Adı dışında herhangi bir hukuki faaliyet sayılamayacak iddianame, kamuoyuna sızdırılan bilgilerle aynı gün mahkemeye gönderilmiştir. Mahkemenize geldiği gün, CMK’da düzenlenen açık bir karar verilmemiş olmasına rağmen iddianamenin kabul edildiğini görüyoruz. Mahkemeniz ve önceki üyeler açısından dava dosyasında iddianamenin kabulüne ilişkin bir kararın bulunmamasına rağmen kabul edildiği varsayılmıştır. Ardından mahkemenizin üç üyesi başka mahkemelerde görevlendirilmiş, yerlerine üç yeni üye atanmıştır. İddianame kabul edildikten sonra mahkeme heyetinin değiştirilmesi hukuka aykırıdır. Bu tasarrufu kabul etmiyoruz. 40. Ağır Ceza Mahkemesi iki başkan ve iki ayrı heyetten oluşur hale getirilmiştir. Bu durum da kanuna aykırıdır. Kabul etmiyoruz.”
Avukat İlkiz: “Hakim tarafsızlığına dair güveni artıracak davranışlar içerisinde olmalısınız”
Avukat Demir’in ardından Mehmet Pehlivan ve Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Fikret İlkiz de şunları söyledi:
“Ret talebine katılıyorum. Biz size acaba sırayı nasıl yapacaksınız diye sormasak bu konuda bize herhangi bir bilgi vermeyecektiniz. Biz öncelikle bir belirlilik arıyoruz ama size belirlilik konusunda güvenmiyoruz. Yani heyetinize güvenmiyoruz. 26 Aralık 2025’ten beri siz sıranın nasıl olacağını biliyorsunuz ancak neye göre sıralama yaptığınızı bilmiyoruz. Bizimle görüşmediniz evet ancak sıralama konusunda ‘görüşümüz bu’ diyebilirdik. Biz görüşülmeyecek insanlar değiliz. Biz savunmayız, biz avukatız. Kaç sayıda gazeteci alınmasına siz mi karar vereceksiniz, kamuoyunun haber alma hakkı vardır. Dolayısıyla kaç sayıda gazetecinin alınacağına gazeteciler karar verir. Köşenin en sonunu görüyorsunuz, gazeteciler orada. Dolayısıyla sanıkların yüzü görülmesin istiyorsunuz. bu bir yargılama değildir. Ret gerekçemizin içinde bunlar da var. Soruşturmanın kendisinden başlayıp önümüze iddianame denilerek konulan belge ve bugün burada yaşananlar dahil, bize biçtiğiniz değer ya da kıymet bu mudur? Mahkeme içerisinde ya da dışarısında yargı ve hakim tarafsızlığına dair güveni artıracak davranışlar içerisinde olmalısınız ancak değilsiniz. O yüzden reddediyoruz. Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından yargı ilkeleriyle ilgili ilkelere uymadığınız için de sizleri reddediyoruz.”
Mahkeme başkanı talepleri almaya devam ederken Necati Özkan’nın avukatı Kazım Yiğit Akalın, “Reddiniz istendiği için ret konusunda karar vermeden duruşmaya devam edilemez” dedi.
Mahkeme Başkanı ise “Esasa ilişkin bir şey yapılmıyor zaten, usul talepleri alıyorum” diyerek, reddi hakim talebine ilişkin en sonda değerlendirme yapılacağını bildirdi, duruşmaya devam etti.
Sanık Fatih Keleş’in avukatı Baran Kaya da reddi hakim talebinde bulunarak, “Reddi hakim talebine katılıyoruz. Tensip zaptında gördük duruşmanın ne zaman yapılacağını. Bu da Savcılık makamı ile bir tahkikat komisyonu gibi hareket ettiğiniz izlemi veriyor. Bu yüzden tarafsız olduğunuzu düşünmüyoruz. Ayrıca kişiye özel muameleler de yapıldığını gördük tutukluluk incelemelerinde” beyanında bulundu.
Avukat Yazgan: “Bu hukuka aykırı bir başlangıçtır”
Buğra Gökçe’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan da “Sanığın bilmesi gereken işlemlerle ilgili belgeler sanık ve sanık avukatlarından saklanamaz. Ancak hâlâ kovuşturmanın usulüne uygun biçimde başlamadığını ve sürdürülemediğini görüyoruz. Ben bu tarihe kadar MASAK raporunu görmedim mesela. Müvekkilim, bilirkişi raporuna göre tutuklu; ancak ortada MASAK raporu yok” dedi.
Duruşmanın nasıl başlayacağının belli olduğunu, duruşmanın başlatılabilmesi için iddianamenin kabul kararının okunması gerektiğini söyleyen Yazgan, şunları kaydetti:
“Böyle bir kabul kararı var mı, yoksa otomatik olarak kabul edilmiş mi sayıldı? Eğer kabul ettiyseniz, bu tutanağı UYAP’a yüklemeniz gerekir. Ben 40 yıllık avukatım, böyle bir şey görmedim. Kaleme gidiyorum, doğru düzgün bir cevap yok. Yoklama alınmadı. Nereden biliyorsunuz burada kim var, kim yok? Bu yoklamayı yapmadığınız için sonraki işlemleri de yapamamanız gerekir. Siz bizden, sanki kimlik tespiti yapılmış ve yoklama alınmış gibi, size güvenerek devam etmemizi istiyorsunuz. Oysa yapılan işlemler karşısında ben duruşmanın başladığını kabul etmiyorum. Kuyruksuz uçurtmaya benzeyen bir iddianame var. 3 bin 900 sayfalık bir iddianame; ancak bize sayfaları eksik şekilde ulaştı. 98 sayfa nerede? Bir yığın insanın şüpheli olduğu bu iddianamede, bu kadar kişi için istemler listesinin bulunması gerekiyordu. Siz kendi kendinize hüküm kuramazsınız. Oysa siz kendi kendinize bir listeleme yapmışsınız. Bu listeleme neye göre yapılmıştır? Bu iddianameyi nasıl değerlendirdiğinizi bilmek istiyoruz. Fiilen ve fiziken buradayız. Duruşma başlamış olabilir; ancak bu, hukuka aykırı bir başlangıçtır.”
"Salondan çıkarırım" uyarısı
İmamoğlu'nun savunma için kürsüye yürümesinin ardından yaşanan gerilim zapta geçirildi. Hakim zapta şu ifadeleri düşürdü:
“İmamoğlu kedisine söz hakkı verilmemesine rağmen kürsüye gelerek, defaatle uyarılmasına rağmen konuşmaya devam ettiği uyarıya riayet etmediği görülmekte, bir daha tekrar etmesi halinde salondan çıkarılacağı kendisine iletildi.”
Mahkeme başkanı İmamoğlu'na söz hakkı vermek istemedi
Duruşma başlangıcında İmamoğlu'nun yerinden kalkaarak kürsüye yürüdüğü ve söz alma talebini hakime ilettiği aktarıldı. Mahkeme başkanı bu talebe, "Söz hakkını vermiyorum. Yerinizden kalkıp gelemezsiniz. Şu an bu şekilde devam edemezsiniz. Kafanıza göre kalkıp gelemezsiniz” şeklinde yanıt verdi.
Gazeteci Hilmi Hacaloğlu şunları aktardı: Mahkeme heyeti başkanı, Ekrem İmamoğlu "uyarıya riayet etmedi" diye katibe yazdırdı: "Bir daha benzer davranışa devam ederse, salondan çıkarılacağı ihtar edildi." dedi. Heyet başkanı devamla, "Avukat hanım bu şekilde yargılama yapamayız" ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanı salonu boşaltıyor.
İktidar medyasından Yeni Şafak'ın muhabiri Burak Doğan'ın aktardığına göre mahkeme başkanı, "Ekrem İmamoğlu örgüt yöneticisi olması nedeniyle eylemlerden sorumlu olması nedeniyle en son savunmasını alacağız" ifadelerini kullandı.
Salonda gerginlik
Hacaloğlu ayrıca salonda bir gerginlik yaşandığını aktardı: "Bazı jandarmalar sanıkların oturdukları sandalyede ya da ayağa kalkarak salonu selamlamasını engellemek istedi. Bunun üzerinde avukat Yiğit Akalın, 'Vuranın reisi siz değilsiniz, ilk defa yargılama yapılmıyor' diye tepki gösterdi."
Duruşmalar haftanın dört günü devam edecek
Duruşmanın, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu sanıklara kimlik tespiti yapılmasıyla başlaması, iddianame özetinin okunmasıyla devam etmesi öngörülüyor.
Öte yandan mahkemenin 1. heyetince görülecek dava kapsamında nisan sonuna kadar pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe olmak üzere haftanın 4 günü duruşma yapılması planlanıyor.
Özgür Özel: Bu dava, bir kumpas davasıdır
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB davasının duruşması için Silivri'deki Marmara Cezaevi'ne geldi. Özel, şunları söyledi:
"9 Mart, 9 Mart, işte geldi 9 Mart. Tayyip Bey diyordu ki insan içine çıkamayacaklar. Son üç günde beş şehirde insan içine çıktık. Bugün de insanların arasından geldik. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar diyordu. Türkiye'nin gözünün içine baka baka diyorum ki bu dava bir kumpas davasıdır. Tayyip Erdoğan rakibini yok etmeye çalışmaktadır. Çünkü Türkiye'de bir daha seçim kazanamayacağını bilmektedir. Kendisinden sonraki Hükümete ve Cumhurbaşkanına darbe girişimi yapmıştır. Darbe milletin vicdanından püskürmüştür. Darbe sürecinin şekil şartını tamamlamak için davaya geldim."
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, duruşmanın yapılacağı bina önünde yaptığı açıklamada destek için gelen vatandaşların dayanışma merkezine geçmesini istedi. Çelik kendisinin de dayanışma merkezine geleceğini ifade ederken sağlıklı bir duruşma süreci arzu ettiklerini belirtti. Dayanışma merkezinde binlerin duruşmayı takip ettiğini kaydeden Çelik, bu davanın kumpas davası olduğunu söyledi.
Dilek İmamoğlu: Başımız dik
Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu duruşmadan önce konuştu. Halk TV muhabiri Gamze Altunay'a yaptığı açıklamada avukatların aktardığı kadarıyla bugün savunma olmayacağını söyledi. Tarihi günlerden birini yaşadıklarını aktaran İmamoğlu, TRT'den canlı yayın talepleri olduğunu bir kere daha hatırlattı ve bunun da hala mümkün olduğunu söyledi. Dilek İmamoğlu, Medyascope'a yaptığı açıklamada ise "Biz iddianameden önce bile duruşmaların canlı yayınlanmasını istedik. Bizim alnımız ak, başımız dik" dedi.
İBB soruşturması
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve yaklaşık 3 bin 800 sayfadan oluşan iddianame, 25 Kasım 2025’te mahkeme tarafından kabul edilmişti.
İddianamede, "örgütün kurucusu ve lideri şüpheli" diye tanımlanan Ekrem İmamoğlu hakkında, "Doğrudan işlediği suçlar olan Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Rüşvet (12 kez), Suç Gelirlerinin Aklanması (7 kez), Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık (7 kez) suçlarından" 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Kaynak: bianet, Medyascope, BBC Türkçe, Halk TV, ANKA, Cumhuriyet.



