Türkiye ve Azerbaycan arasında bir süredir karşılıklı açıklamalar ve görevden almalarla devam eden gerilim farklı boyutlarda artmaya devam ediyor. Azerbaycan-İsrail yakın ilişkileri nedeniyle başlayan, Azerbaycan'ın okullarda başörtüsünü yasaklamasına Türkiye'den yükselen itirazlar sonrası Azerbaycan'ın 31 Türkiye vatandaşını istenmeyen kişi ilan etmesi ve akabinde başörtüsü yasağına tepki veren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın istifa ettirilmesi sonrası, Erdoğan ve Aliyev telefonda görüşmüş, Aliyev'i bugün Ankara'da yapılacak Türk Devletleri Zirvesine davet etmişti. Telefon görüşmesiyle düşeceği umulan diplomatik tansiyonda beklenen olmadı.
Azerbaycan siteleri Aliyev'in, Ankara'da başlayan Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi'ne önceden planlanmış etkinliklere katılımı ve yoğun iş programı nedeniyle gelmeyeceğini duyurdu. Cumhurbaşkanı Aliyev'in, 30 Ekim’de Bakü’de düzenlenen ilk FIFA U-15 Dünya Şampiyonası finalistlerine ödüllerini vermesi bekleniyor. Zirvede Azerbaycan'ı Azerbaycan’ı dışişleri bakanı temsil ediyor.
APA'da analiz
Öte yandan Aliyev'in gelmeyeceğinin açıklanmasıyla aynı zamanda devlet ajansı APA'da "Türkiye'de Azerbaycan'a karşı yeni bir dalga: BM Genel Sekreterliği görevi için yapılan mücadelede Bakü'ye yönelik absürt suçlamalar' başlıklı imzasız bir analiz yayınlandı. Analiz, "Türk medyasında ve sosyal ağlarda Azerbaycan'a karşı yürütülen kampanya hız kesmeden devam ediyor" diye başlıyor. Analizde Türkiye'de birkaç gün önce BM Genel Sekreterliğine aday gösterilen Sinirlioğlu yerine Azerbaycan'ın Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Bakanı Lana Zaki Nusseibeh'i aday göstermesinin yankıları eleştiriliyor. Analizde özetle şunlar söyleniyor:
"Dün, Azerbaycan karşıtı bir başka dalga başladı. Önceki saldırı dalgaları Azerbaycan-İsrail ilişkileri ve 'tesettür' konuları üzerinden gerçekleştirilmişti. Her iki saldırı dalgası gibi, dün başlayan üçüncü saldırı dalgası da manipülasyona dayanıyor.
Ülkemize karşı başlatılan yeni kampanyanın nedeni, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Bakanı Lana Zaki Nusseibeh'in Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği görevine aday gösterme girişimine yönelik tutumuyla ilgilidir.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aykhan Hajizadeh, basının sorusuna yanıt olarak, Bakü'nün bir sonraki Genel Sekreter seçim sürecinin BM Şartı'na uygun olarak yürütülmesine özel önem verdiğini belirtti. Bunun üzerine, Türk sosyal medyasında Azerbaycan'ın, BM Genel Sekreterliği görevi için Türkiye'nin adayı ve mevcut AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu yerine BAE adayını desteklediği yönünde suçlamalar ortaya çıkmaya başladı.
Önceki dalgalarda olduğu gibi, Türk medyasında ve sosyal medyada Azerbaycan'a karşı asılsız iddialar, iftiralar ve hakaretler hâlâ devam ediyor.
Türkiye henüz Feridun Sinirlioğlu'nu BM Genel Sekreterliği görevine resmen aday göstermemiştir ve Azerbaycan'a yönelik uluslararası bir kayıt veya resmi destek çağrısı da bulunmamaktadır. Var olmayan bir adaylığı desteklememe suçlaması, hukuki ve mantıksal açıdan tamamen asılsızdır.
Türkiye'nin aksine, BAE adayını resmen kaydettirdi ve Azerbaycan'a diplomatik kanallar aracılığıyla başvurdu. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın yanıtı, uluslararası diplomatik nezakete tamamen uygundur; resmen başvuran tarafa diplomatik bir yanıt verildi. Türkiye gelecekte resmi bir aday gösterirse, Azerbaycan elbette diplomatik tutumunu ifade edecektir.
Sinirlioğlu ve Ermenistan
Ancak burada başka ilginç konular da ortaya çıkıyor ve bu konu özellikle Feridun Sinirlioğlu ile ilgili. Feridun Sinirlioğlu, uzun yıllardır Türk Dışişleri Bakanlığı'nda yerleşik olan, kendilerini toplumdan üstün ve halkın değerlerinden uzak gören "monşerler" grubuna mensup. Bu sınıf, tarihsel olarak Azerbaycan'a ve Türk dünyasına karşı her zaman küçümseyici ve kibirli tavırlarıyla öne çıktı.
Burada dikkat çeken en önemli nokta, Feridun Sinirlioğlu'nun Ermenistan ile tek taraflı yakınlaşma için yaptığı lobi faaliyetleriyle tanınmasıdır. Azerbaycan topraklarının işgal altında olduğu 2018 yılında, Ermenistan ile sınırların tek taraflı olarak açılması fikrinin başlıca lobicilerinden biriydi.
İkinci Karabağ Savaşı'ndan sonra, Dışişleri Bakanlığı'nda görev yapan eşiyle birlikte "Azerbaycan için Ermenistan sınırları neden kapalı kalmalı?" çizgisini savundu ve resmi Bakü'nün çıkarlarını gözardı etmeye çalıştı. Bu bağlamda, Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi müzakereleri özel temsilcisi Serdar Kılıç ile aynı görüşü savunmaktadır.
Feridun Sinirlioğlu'nun siyasi geçmişinde, AGİT Genel Sekreterliği veya diğer uluslararası görevlere talip olurken sadece Azerbaycan'ın değil, Türkiye'nin de ulusal ve stratejik çıkarlarını feda etmeye hazır olduğu görülmektedir.
Her halükarda, hangi göreve kimin aday gösterileceği Türkiye'nin kendi işidir. Resmi olarak hiçbir aday gösterilmemişken bu konuyu manipüle etmek, Azerbaycan'ı yapay olarak hedef alma politikasının devamıdır."



