Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu.
Bahçeli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi dönemeçteyiz. Küresel düzenin derin şekilde sarsıldığı bu dönemde kararlarımızı bu gerçekle, ortak sorumlulukla almalıyız. Tarihin kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik içinde ortak iradeye dayanan güvenliktir. Bu hepimizin ahlaki ve vicdani sorumluluğu. Yaşanılan çatışmalar eskinin tam olarak öldüğünü, yeninin ise henüz doğmadığını gösteriyor. Bu da tam olarak kriz durumudur. Her kriz dönemi bir eşiktir.
Küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş ve çözüm üretme kabiliyetini kaybetti. Trump ve Netanyahu, zora dayanan hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve hata etmişlerdir. Bu hatalarına devam etmekteler. Söz varlığı tükenmiş ve batılı akıl için yolun sonu görünmüştür. Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı tartışmalar karşısında, Trump yönetimi gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Geçen 20 yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz yeni dünya düzeni, bugün bir kaos olarak karşımıza çıkmakta. Bu kaos, insanlığı etkilemekte, istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmakta. Bugünkü dünya durumu, fetret dönemini andırmakta. Geçmişin çatışmacı günlerine götürmektedir. Sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmekte. Savaş 39’uncu gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte. İran'a karşı yapılan saldırılar her geçen gün can kaybını arıtmakta ve altyapı tahribatını giderek büyütmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen İran halkının dayanıklılığı dünyanın dikkatini üzerine çekmiştir.
Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışma, dünyada da bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü sorundan ziyade, küresel enerji düzeninin ne denli hassas hale geldiğini ortaya koymuştur.
Komisyon çalışması devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlandı
17 Mayıs 2025 tarihinde, ‘Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Bir kanat Öcalan’ın yaptığı çağrı ve gelinen fesih kararıyla kendisini gösterdi. İki, kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz’ demiştim. Barış, ancak iki kanadın ahenkle çırpılmasıyla, milletin tamamının aynı istikamete yönelmesiyle yükselebilir. O gün ifade ettiğimiz gibi, bu kanatlardan biri; terörün gölgesinde şekillenmiş yapıların fesih kararı ve yapılan çağrılarla kendisini göstermişti. Asıl olan ikinci kanat ise aziz Türk milletinin bizatihi kendisidir gerçeğinden hareketle, milli iradenin merkezi olan TBMM’de yapılan komisyon çalışması büyük bir olgunluk, yüksek bir sorumluluk bilinci ve devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlanmıştır.
Bu tablo, milli iradenin tecelligâhı olan gazi Meclis’imizin tarihi sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiğinin de açık bir göstergesidir. Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya konan bu güçlü siyasi irade, milletimizi çok yoran bu sorundan kurtulacağımızın da net göstergesi olmaktadır. Zira bu konu günübirlik tartışmaların ötesinde, milletin bekasına, devletin istikbaline ve toplumsal huzurun teminine dair stratejik bir meseledir. Terörsüz Türkiye, doğru zamanda atılan doğru bir adımdır. Tarihi önemde bir dönüm noktasıdır. Akıl, vizyon, emek, sabır ve itinayla, vatan ve millet aşkıyla, devlet – millet dayanışması ile yürütülen hayırlı bir sürecin de ürünü olacaktır.
Terörsüz Türkiye, milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun, lider ülke Türkiye’nin habercisidir. Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir. Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret hâlini almıştır.
Barış, taviz değildir
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir. Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz. Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir. Biz diyoruz ki barış teslimiyet değildir. Barış, taviz değildir. Barış, milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir.
Barış, adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür. Türkiye Cumhuriyeti, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır. Bu teminat, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır; yarın da ilelebet payidar kalacaktır. Ve ben bir kez daha söylüyorum: Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu ruh yaşadıkça ne fitne kazanacak, ne ihanet galip gelecektir.”



