Ne diyorduk... Evet, hayat sürprizlerle dolu. Bazen art arda gelip insana keyif ve moral veren, doğru yolda olduğunu hissettirerek güven aşılayan, her şeyin eninde sonunda iyiye gideceğini, umudu hiçbir zaman elden bırakmamak gerektiğini hatırlatan, güzel tesadüfler... Bu köşedeki hikâyelerimde sık sık bahsettiğim gibi, benim de hayatım böyle sürprizlerle renklendi. Talihime, şu âna dek bana yaşattıkları için müteşekkirim. Nasıl olmayayım ki? İstanbul’a taşındıktan birkaç hafta sonra, İstiklal Caddesi’nin kalabalığının içinde, beni Kardeş Türküler’in o yıllardaki kemancısı Neriman’la karşılaştıran bir talihten söz ediyorum sonuçta. Bu tesadüfün benim için nasıl büyük bir şansa dönüştüğünü anlatabilmek için yıllar öncesine, hikâyenin en başına dönmem gerekiyor.
2001 yılında, Toronto’ya yeni gelen yetişkin göçmenlere İngilizce dersleri vermeye başlamıştım. Çok çeşitli ülkelerden öğrencilerim vardı. Bir dönem Türkiye’den Toronto’ya yoğun bir göç olunca, sınıflar Türkler ve Kürtlerle doldu. Herhâlde aslen Diyarbakırlı, mizacen de Ortadoğulu olduğum için, onlarla ilişkim diğer öğrencilerime nazaran biraz daha yakındı. Bir gün, içlerinden birinin bir arkadaşı bana bir CD verdi. Üniversite öğrencilerinin oluşturduğu, birçok dilde şarkılar söyleyen bir grubun konserinin video kaydıymış; öve öve bitiremiyordu. Kardeş Türküler’in adını ilk kez o zaman duydum. Müziklerine daha ilk anda âşık oldum ve o konser görüntülerini ailemle birlikte defalarca izledim. Videoda, grubun solistleri kadar, güler yüzlü akordiyoncu ve ciddi görünümlü kemancı da dikkat çekiyordu. Bir de, göz alıcı bıyıkları olan ve konserde Ermenice bir şiir okuyan, bilge yüzlü adamı çok sevmiştim.
Çok sonra, İstanbul’a taşınmamdan bir yıl önce, Ali adında bir Kürt arkadaşım, Toronto’da bir Aynur Doğan konseri organize etti. Aynur’un müziğini çok seviyordum. Ali’ye, provalarda ve konser sırasında çekim yapıp yapamayacağımı sordum. Sağ olsun, ayarladı; böylece Aynur’la şahsen tanışıp onu ve sahnedeki diğer müzisyenleri dilediğim gibi fotoğraflayabildim. O müzisyenlerden birinin, Kardeş Türküler videosundan tanıdığım ‘ciddi kemancı’ Neriman olduğunu fark ettiğimde ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Orada, aramızdaki dil engeline rağmen, müzik ve Kardeş Türküler hakkında biraz sohbet ettik.
Birkaç gün sonra, Aynur’a konser fotoğraflarını yolladım; çok beğenmiş, ona eşlik eden müzisyenlerle de paylaşmış. Her şeyin başladığı nokta burası işte.
Aradan epey bir vakit geçti. İstanbul’a yeni taşındığım zamanlarda, bir gün eşimle birlikte İstiklal Caddesi’nde yürürken, arkamdan birinin bana seslendiğini duydum. Dönüp baktım; yüzünde kocaman bir gülümsemeyle Neriman! Sevinçten havalara uçtum. Çok sıcak, çok içtendi. Aynur’un konserinde çektiğim kareleri Kardeş Türküler ekibine gösterdiğini söyledi; onların prova ve konserlerinde de fotoğraf çekmek istediğimden de söz etmiş. Hatta o günlerde bir konser için hazırlık yapıyorlarmış. Hemen “Provalarda çekim yapabilirsem çok memnun olurum” dedim. Telefon numaramı aldı, arkadaşlarıyla konuşup bana haber vereceğini söyledi.
Bir akşam saat yedi civarı beni aradı. İstinye Park diye bir yerde prova yapıyorlarmış. Fotoğraf çekmem için izin almış. 21.30’da orada olup olamayacağımı sordu, ben de “Olurum” dedim tabii. Bu arada, o zamanlar Beylikdüzü’nde oturduğumu ve tek kelime Türkçe bilmediğimi belirtmem lazım. Oradan İstinye Park’a gitmeyi nasıl becerdim, hiç bilmiyorum. Gece o kadar geç bir saatte eve nasıl döndüğümü ise hiç sormayın. O yıllarda metrobüsün son durağı Avcılar’dı. Beylikdüzü’nde oturuyorsanız, vakit de geceyarısını geçtiyse, vay hâlinize... Ama bu fırsatı kaçırmamakta öylesine kararlıydım ki, gidiş işini de dönüş işini de bir şekilde hâllettim.
Prova yerine zamanında varıp Neriman’ı buldum, o da beni Ülker adında biriyle tanıştırdı. Kimdi dersiniz? Gülümseyen akordiyoncu! Ülker bana sahneyle ve provayla ilgili biraz bilgi verdi, sonra beni “Abi” diye hitap ettiği biriyle tanıştırmak istediğini söyledi. O ‘abi’ kim çıktı peki? Videodaki pos bıyıklı, bilge yüzlü adam... Hayat!
O gece provada üç saat boyunca deklanşörüm hiç durmadı. Ertesi gün konserde de iyi iş çıkardım. Böylece, Kardeş Türküler’in –ve Bajar’ın– sahne performanslarında çektiğim karelerin yer aldığı arşivin temelini atmış oldum.
Yukarıda, Ülker’in beni tanıştırdığı ‘abi’nin, prova esnasında çektiğim fotoğraflarından birini görüyorsunuz. Agos’taki mesaim vesilesiyle onu daha yakından tanıyınca, ‘Pakrat Abi’ artık ‘Pakrat Yeğpayr’ oldu benim için.
İngilizceden çeviren: Altuğ Yılmaz



