Mütareke Dönemi İstanbulunun genç ve şevkli kurumu Balat Yetimhanesi’ndeki zorlu mücadelenin izini arşiv belgeleri eşliğinde sürmeye devam ediyoruz. Yetimhane arşivini kataloglamaya başladığımız süreçte karşıma çıkan ilk belgelerden biri, yetimhanenin üç günlük yemek listesiydi. 26 Eylül 1919 tarihli liste Cumartesi, Pazar ve Pazartesi günlerini kapsıyordu. Buna göre çocuklar Cumartesi kahvaltıda zeytin, öğlen kuru fasulye, akşam peynir ve kavun yiyeceklerdi. Pazar günü sabah sadece çay, öğlen etli patates, akşam çorba, Pazartesi ise sabah yine çay, öğlen helva ve akşam makarna verilecekti. Bu listeyi görünce aklıma ister istemez ‘Bu çocuklar nasıl doyar, nasıl yeterli besin alır?’ soruları gelmişti. En azından nasıl doydukları sorusunun tek kelimelik yanıtını ise daha ileri tarihli belgelerde buldum: Ekmek.
Balat arşivi yetimlerin ana besin maddesi olan ekmeğin nasıl tedarik edileceği, parasının nasıl ödeneceği, nasıl kullanılacağı, artan ekmeğin ne yapılacağı konularında sayısız belge barındırıyor. Yetimleri himaye mücadelesinin finansal boyutuna baktığımızda, Balat Yetimhanesi’nin Mayıs 1919’da Ermeni Ulusal Bakım ve Yardım Organizasyonu’na bağlanması ile sayısı 100’ün üzerine çıkan yetimlerle ilgili tüm masrafların bu kurum tarafından karşılandığını görüyoruz. Nazan Maksudyan, “The Orphan Nation: Gendered Humanitarianism for Armenian Survivor Children in Istanbul, 1919–1922” başlıklı makalesinde (*) organizasyonun ana gelir kaynağının İstanbul ve İzmir Ermeni toplumlarından alınmasına karar verilen “Ulusal Vergi” olduğunu, ancak üstlenilen sorumluluğun ağırlığı nedeniyle Yakın Doğu Amerikan Yardım Heyeti’nin (Near East Relief) desteğine de ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor. Balat arşiv belgelerinde de, özellikle Ermeni Ulusal Bakım ve Yardım Organizasyonu Merkezi’nden gelen yazılarda ekmek ve diğer yardımlarla ilgili konularda “Amerikalılar” ifadesine sıklıkla rastlıyoruz.
Ekmeğin gündem maddesi haline gelmesi
Ekmek konusu önemli bir gündem maddesi olarak ilk defa 5 Ekim 1919 tarihli toplantı notlarında göze çarpıyor. Balat Yetimleri Himaye Heyeti karar defterinden okuduğumuza göre yetimlere verilecek ekmeğin miktarı ile günlük yemek listesini gösteren bir tablonun hazırlanmasına ve uygulanmak üzere odaya asılmasına karar verilir. Aynı gün Heyet, Balat Mütevelli Heyeti başkanı Stepan Telliyan’a yazarak, himaye edilen 100’den fazla yetim için ihtiyaç duyulan günlük 100 ekmeğin semtten en uygun şekilde tedarik edilebilmesi için destek rica eder.
Yetimleri Himaye Heyeti bir hafta sonraki toplantısında ekmeğin nasıl dağıtılacağını kararlaştırır. Buna göre her bir yetime sabah 5-6 parça, öğlen ve akşam ise 4-5 parça ekmek verilecek ve büyük parçaların yaşça büyük yetimlere verilmesine dikkat edilecektir.
İçinde bulunulan maddi zorluklar 9 Kasım 1919 tarihli toplantının da konusudur. Organizasyon merkezinden nakit para gelmemiştir ve ekmekçi 156 lira 40 kuruşluk borcun ödenmemesi nedeniyle ekmek vermeyi durdurur. Heyet geçici çözümü Başkan Bay Hayg Hagopyan’dan 200 lira borç almakta bulacaktır.

Amerikalılardan gelen ekmek yardımı
Arşivdeki daha ileri tarihli belgelerde ise Balat ve diğer yetimhanelerin ekmek ihtiyacının “Amerikalılar” tarafından karşılandığını okuyoruz. Organizasyon merkezinden gelen 8 Aralık tarihli yazıda Amerikan Yardım Heyeti’nin talep ettiği bilgilerin verilmemesi ve gönderdikleri formların doldurulmaması durumunda Amerikalıların ekmek vermeyi keseceği bildirilir.
Bir ay sonra, 6 Ocak 1920’de gelen yazıda yetimhaneye gönderilen günlük 80 ekmeğin yeterli olup olmadığı konusunda acilen bilgi istenmektedir. Yine merkezden gelen 4 Nisan 1920 tarihli yazı ise ekmek kullanımı ile ilgili olabilecek en ayrıntılı talimatnameyi kapsar. Sert ifadelerle dolu olan yazıda Amerikan Yardım Heyeti tarafından temin edilen ekmeğin yetimhanelerin ihtiyacını zar zor karşılaması nedeniyle ekmeğin tasarruflu şekilde kullanılması rica edilir. Ekmek içlerinin kullanılmayarak atıldığı duyulmuştur ve bunun kesinlikle kabul edilemez olduğu ifade edilir. Öte yandan yetimhanenin Ermeni Ulusal Bakım ve Yardım Organizasyonu’na gönderdiği aylık harcama listelerinde dışarıdan ekmek satın alındığı görülmüştür. Pazar günleri ekmek gönderilmediği için haftanın diğer günlerinde Pazar günü için ekmek ayrılması ve ayrıca ekmek satın alınmaması özellikle istenir. Geçerli bir neden olmadıkça toplu ekmek alımları onaylanmayacaktır.
Ayda 2033 ekmek
Yetimlerin sayısı ve buna bağlı olarak günlük ekmek ihtiyacı, ekmeğin temin edilme ve raporlama şekilleri değişse de ekmek konusu hiç bitmez. 1 Eylül 1921 tarihli Fransızca bir belgeye göre Salmatomruk semtinden bir fırıncı, yetimhanenin bir aylık ekmek ihtiyacını karşılamak üzere bir sözleşme imzalar. Sözleşmeye göre fırıncı en iyi kalitede ikinci sınıf ekmek sağlayacağına söz vermekte, gönderdiği ekmeğin iyi kalitede olmaması durumunda yetimhanenin istediği yerden ekmek alabileceğini ve ücretini kendisinin karşılayacağını ifade etmektedir. Ermeni Ulusal Bakım ve Yardım Organizasyonu’nun ekmek konusunu, özel olarak gönderdiği formlar ile her ay gün gün, kaç yetim ve kaç görevli için kaç ekmek alındığı, bunların ne kadarının kullanıldığı, ağırlıkları ve ücretlerini sorarak takip ettiğini görüyoruz.
Ağustos ayı için hazırlanan günlük raporda bir ayda toplam 2033 ekmek alındığı ve kilo hesabıyla 200 lira 39 kuruş ödenmesi gerektiği belirtilmiş. Tabloda satın alınan ekmeğin kaç tanesinin kullanıldığını, diğer bir deyişle de kaç tanesinin ziyan olduğunu gösteren sütun ise bir süre sonra boş bırakılmış. Muhtemelen yine bu aylık raporlar ile ilgili olarak 29 Ekim tarihinde Nevdon Melikyan’a hitaben yazılmış ve yine çok sert ifadeler içeren bir not da gözümüze çarptı. ‘Böyle ekmek hesabı olmaz’ diye başlayan yazıda fiyat değişikliklerinin hiç dikkate alınmadığından, ekmeklerin hiçbir gün tartılmadığından şikayet ediliyor ve gelen ekmeklerin her gün tartılması ve fiyatının sürekli kaydedilmesi gerektiği belirtiliyor. Tüm bu yazılar ekmeğin, yöneticiler için en hassas gider kalemi olduğu fikrini öne çıkarmakta. Öte yandan bu son yazı ile o dönem İstanbul’da ekmek fiyatlarının günden güne değişebildiğini de öğreniyoruz.
Hasta çocuklar için süt ihtiyacı ve Nestlé
Arşivde yetimlerin hastalıkları ile ilgili pek çok bilgi de bulunuyor. Zor şartlarda yetersiz beslenme de bunun önemli nedenlerden biri olmalı. Balat Yetimhanesi’den sorumlu olan doktor, yetimhane yönetimine yazmış olduğu tarihi belirsiz bir yazıda tedavi görmekte olan 11 hasta yetim bulunduğunu, günlük verilmesi planlanmış olan süt ve yoğurdun gelmemesi nedeniyle hasta çocukların günden güne zayıf düştüklerini belirtiyor. Doktor yazısında her hasta çocuk için günde yarım okka süt ve 150 dirhem yoğurt talep etmekte. Yine arşivde bulunan ve belki de doktorun bu talebinden sonra yazılmış olan Fransızca bir mektup taslağında, Balat Yetimhanesi’nin Nestlé Firması’na başvurduğunu okuyoruz. Yazıda yetimhanede 165 yetim çocuk himaye edildiği, fiyatların çok yüksek olması nedeniyle hasta çocuklar için süt almakta zorlandıkları bilgisi veriliyor ve Nestlé’den süt desteği rica ediliyor. Nestlé bu talebe olumlu yanıt vermiş midir bilemiyoruz ancak hasta yetimlerin beslenmesinde Nestlé sütün kullanıldığını gösteren 17 Ağustos 1920 tarihli bir belgede, Ermeni Kızıl Haçı Edirnekapı Şubesi'ne verilmek üzere gönderilmiş olan bir sandık (48 kutu) Nestlé sütün Balat Yetimhanesi Mütevelli Heyeti'nden teslim alındığını okumaktayız.
Balat Yetimhanesi’nin hikâyesi önümüzdeki yazıda yetimler özelinde anlatılar ve belgelerle devam edecek.
KAYNAKÇA: Bu yazıda yararlanılan arşiv belgeleri Hrant Dink Vakfı Arşivi (HDVA), Balat Surp Hreşdagabed Kilisesi ve Khorenyan Okulu Koleksiyonu’na aittir.
(*) Maksudyan, Nazan (2020), E. Möller vd. (editörler), Gendering Global Humanitarianism in the Twentieth Century, Palgrave Macmillan Transnational History Series, https://doi.org/10.1007/978-3-030-44630-7_5, sayfa 117-142.
Kapak Fotoğrafı: Balat Yetimhanesi’nde himaye edilen yetimler, yetimhane görevlileri ve Yetimleri Himaye Heyeti üyeleri ile birlikte (İstanbul Ermeni Okulları Eğitim ve Öğretim Tarihi, Kevork B.Hagopyan, Paros Yayıncılık, 201.



